Çukurova'ya göç etmek zorunda kalan ve yol kenarlarında kurdukları çadırlarda yaşayan yurttaşların yanı sıra şehir merkezinde gecekondularda yaşam mücadelesi veren yurttaşlar da güvencesiz olarak tarlalarda çalışıyor. Yazın Çukurova'nın sıcağında kışın ise yağmur ve çamur içinde çalışan yurttaşlar, koşullara isyan etti. Yaşamın her alanında olduğu gibi tarım işinde de en fazla mağdur olanlar kadınlar. Evlerine ekmek götürmek zorunda kalan kadınlar çetin şartlarda çalışarak, hayat mücadelesi veriyor. Ve bu mücadele Mersin'in Tarsus ilçesindeki hemen hemen her marul tarlasında göze çarpıyor.
'29 liraya bu işkenceyi çekiyoruz'
Tek geçim kaynaklarının tarlada çalışmak olduğunu ifade eden 4 çocuk annesi Ayşe Yıldırım (49), sabah 05.00'te kalkıp akşama kadar yağmur altında ve çamur içinde günlük 29 liraya çalıştıklarını, böylelikle geçinmeye çalıştıklarını kaydetti. Akşam eve dönünce de evdeki işleri yapmak zorunda kaldığını ifade eden Yıldırım, gündüz tarlada akşam ise evde çalışmak zorunda kaldığını belirtti. Yağmur altında üzerlerine naylon örtüp çalıştıklarını ifade eden Yıldırım, çamur deryası içinde çalışmalarına rağmen emeklerinin sömürüldüğünü belirtti. Yıldırım, "Günlük 29 lira alıyoruz. 29 liraya bu işkenceyi çekiyoruz. Başka çaremiz yok. Mecburuz" dedi. 2 çocuğunun üniversiteyi bitirmesine rağmen atamalarının yapılmadığını söyleyen Yıldırım, AKP hükümetinin sadece kendi yandaşlarını işe aldığını böylelikle kendi çocuklarının ise üniversiteyi bitirmesine rağmen boşta kaldığını dile getirdi. Yıldırım, "Çocuğum KPSS sınavında iyi puan almasına rağmen ondan 8 puan düşük alan işe girdi. Benim çocuğum girmedi. Torpilin olmasa ekmek yok. Bu bizim rezilliğimiz. Bu rezilliği çekiyoruz. Bu Erdoğan'ın marifetidir" diyerek Başbakan Erdoğan'a tepki gösterdi.
'Üniversite bitiren 2 çocuğum boşuna okudu'
Çocuklarını binbir emek ve zorlukla okuttuğunu söyleyen Yıldırım, üniversiteyi bitiren ve atama bekleyen iki çocuğunun atamalarının yapılmaması nedeni ile psikolojilerinin bozulduğunu vurguladı. Yıldırım, "2'si üniversite okudu, bitirdi; ama boşa gitti. Çocuklarımın psikolojisi bozuldu. Boş geziyorlar. Bizde böyle çalışıyoruz onlara bakıyoruz. Torpili olan, 'dayısı' olan hemen işe giriyor. Dayı da bizde yok" şeklinde konuştu.
'Biz bu yağmurda çamurda çalışıyoruz'
Zor şartlar altından çalıştıklarını ifade eden Ayşe Aktaş (52) ise, bu şartlarda yaşamalarının tek sebebinin yürütülen siyaset olduğunu vurguladı. Tarlalarda güvencesiz bir şekilde çalıştıklarını dile getiren Aktaş, yaşamak için kendilerinin çalışmak zorunda olduğunu ifade etti. Aktaş, "Erdoğan gidiyor bir makarna veriyor, halkı kandırıyor. Erdoğan kendisini biliyor da biz mi kendimizi bilmiyoruz? Ben neden oyumu yakayım. Ben oyumu yakmam. Kime vereceğimi biliyorum. Bu rezillik bu işkence Erdoğan'a mı ona mı kalsın. Kalmasın. Erdoğan yeterince yedi. O evinde oturuyor, biz bu yağmurda çamurda çalışıyoruz" dedi.
'Yağmur çamur demeden çalışıyoruz'
Tarsus'ta kirada kaldığını ve çocuklarına bakmak için tarlalarda çalıştığını söyleyen 2 çocuk annesi Remziye Güçlü (39) de, AKP hükümetinin uygulamaları ile fakirleri daha da fakirleştirdiğini belirtti. Güçlü, "Erdoğan sadece zenginlere veriyor, fakirlere ise bakmıyor. Kirada sürünüyoruz. Diyor mu bunlar kiracıdır. Çalışıp çocuklara bakıyoruz. Elin kirasında sürünüyoruz. Her gün saat 17.00'ye kadar yağmur çamur demeden çalışıyoruz. Bazen saat 18.00'e kadar da çalışıyoruz. Yaklaşık bin sandık marul toplayacağız, artık ne zaman biterse gece yarısına kadar da kalabiliriz" şeklinde konuştu.DİHA
'29 liraya bu işkenceyi çekiyoruz'
'29 liraya bu işkenceyi çekiyoruz'
Yüksekova Güncel Yüksekova Güncel
Ekonomi
Her sabah saat 05.00'te yataklarından çıkarak tarlalara giden ve akşama kadar yağmur altında çamur içinde çalışan tarım işçisi kadınlar, yaşantılarının işkence olduğunu belirtti. Kadınlar içinde bulundukları durumun AKP hükümetinin marifeti olduğunu ifade etti.