1 Eylül’ün dünyanın birçok yerinde anlamına uygun olarak, festival havasında karşılanırken, Kürdistan’da ve Ortadoğu’da savaş koşullarında kutlandığı ifade edildi.
“Medeniyetlerin dünyaya yayıldığı topraklar olarak bilinen Ortadoğu coğrafyası adeta kan gölüne dönüştürülmüş bulunmaktadır. Kapitalist modernitenin karakterinden kaynaklanan bu politikalar, bugün halkların soykırımına yol açan bir sonuç ortaya çıkarmıştır. Binlerce yıllık kardeşlik ve komşuluk ilişkilerine düşmanlık tohumları ekilerek, birbirinin düşmanı, kan davalısı haline getirilmek istenmektedir. Ortadoğu’nun kadim halkları bu politikalar sonucu şimdi soykırımla, göçle karşı karşıya bırakılmıştır” denilen açıklamada çağımızın Nazi kıtalarını aratmayan, IŞİD çetelerinin halklar üzerinde kırım politikaları uyguladığı belirtildi.
Dünyanın dört bir yanından toplanarak, derleme bir güç durumuna getirilen Ortadoğu’nun yeni Nazilerinin, halklar, farklı kültürler için tehdit ve tehlike olduğu ifade edildi. Türkiye’de AKP hükümetinin, gerici körfez ülkelerinin ve uluslararası kirli sermayenin tetikçisi olarak ortaya çıkarılan IŞİD çetelerinin yapılanmasının, İslam söylemini çok sık kullanmasına rağmen, uygulamalarıyla İslam’a en büyük kötülü yaptığı da kaydedilen 1 Eylül Miting Tertip Komitesi açıklamasında, “Kafa kesen, ele geçirdikleri köy ve kasabalardaki kadınları ganimet olarak görüp pazarlarda satan ve tecavüz eden güruhun İslamla hiçbir ilgisi olamaz. Faşist İŞİD çeteleri, başta Kürt halkı başta olmak üzere tüm farklı inançtan halklara düşmandır. Rojava’da, Şengal’de, Mahmur’da vahşi uygulamalarıyla insanlık tarihine kanlı, karanlık bir sayfa açmışlardır. En son Şengal saldırısı ile insanlık değerlerini ayaklar altına alan bu faşist güruha karşı YPG, HPG ve tüm halk direniş güçleri İŞİD faşizmine geçit vermeyecektir. Ortadoğu’nun kadim halklarının direnişi, geçmiş tarihsel süreçlerde olduğu gibi bu belanın da üstesinden gelmesini bileceklerdir” dedi.
Kürdistan ve Ortadoğu coğrafyasında, halkların boğazına bıçağın dayandığı böylesi bir ortamda dünya barış gününü kutlayacakları da kaydedilen açıklamada, bu günün anlamına en uygun ve doğru davranışın Kürdistan halklarının bu tehlikeden kurtulması için hep birlikte karşı koyarak, tehlike ve tehdidin ortadan kaldırılması için mücadele etmek olacağı da belirtildi.
Özgürlük hareketinin halklar arasında kardeşçe birliğin ve barışın simgesi haline gelen Rojava Devrimi’ne bu kadar öfkeyle saldırmasının, devrimin Ortadoğu’da bir model olarak yaygınlaşmasının, emperyalistleri ve bölge sömürgeci güçlerini korkuttuğu da ifade edilen açıklamada, “Ancak bu model Ortadoğu halklarına barış ve demokrasi getirecektir. Bu projenin mimarı ise; Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’dır. Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu’da barışın mimarı ise hala tutukludur. Türkiye’de, Ortadoğu’da ve bütün dünyada barışın sağlanması mücadelesini cezaevi koşullarında ortaya koyarak, bugünlere getiren Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü 2014 1 Eylül Dünya Barış Günü’nün temel talebimizdir. Sayın Öcalan tutsak kaldıkça Ortadoğu’da barış da tutsak kalacaktır. Sayın Öcalan’ın demokratik modernite düşüncesine karşı kapitalist modernitenin kan gölüne çevirdiği Ortadoğu’da Rojava’da, Şengal’de, Mahmur’da ve Filistin’de halklarımızın ortaya koyduğu anlamlı direniş tüm dünya halklarının umudu haline gelmiştir” denildi.
Gerek Rojava halkına, gerekse de Şengal’deki Ezidi halkına yönelik IŞİD çetesinin saldırılarının bir insanlık trajedisine yol açtığı da belirtilen açıklamaya şöyle devam edildi: “100 binlerce insan katliamlardan kurtulmak için olağanüstü koşullarda göç etmek zorunda kalmışlardır. Yaşanan bu trajedi insanlık değerlerinin alt üst oluşudur. Buna karşı çıkmak için 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde hep birlikte Dewreşe Êvdi’nin torunlarının yalnız ve sahipsiz olmadıklarını bütün dünyaya haykıracağız.
Tüm Amed halkını dünya barış gününde, barışa sahip çıkmaya ve 1 Eylül’de saat 17.00’de istasyon meydanında yapacağımız mitinge katılmaya davet ediyor, Şengal’de yaşayan Êzidi halkımıza karşı gerçekleştirilmek istenilen 73. Soykırıma izin vermeyeceğimizi haykırmaya çağırıyoruz.”