HELİN ABO/YAZDI
Yazar Helin Abo, bu haftaki köşe yazısında iş hayatının yükünü omuzlayan emekçi kadınları kaleme aldı. Kadınların çalışma yaşamında karşılaştığı zorluklara ve toplumsal üretimdeki rollerine dikkat çeken Abo, emekçi kadınların mücadelesini ve başarılarını vurguladı.
Abo, "Emek… Çoğu zaman görünmeyen, çoğu zaman alkışlanmayan ama her zaman her şeyin temsilini sessizce taşıyan o derin güç, bir kadının hayatına dokunduğunda ise sadece bir çaba olmaktan çıkar; sabra, dirence ve içten içe büyüyen bir güce dönüşür. Bir kadın emek verdiğinde yalnızca bir işi tamamlamaz, kendinden parçalar bırakır. Uykusuz kaldığı geceler, kimseye anlatmadığı yorgunluklar, içinden kopup gelen “devam et” sesi… Hepsi o emeğin içinde saklıdır. Kimse görmese o bilir;
nereden başladığını, neleri aştığını, kaç kere vazgeçmek isteyip yine de vazgeçemediğini.
Emek veren kadın güçlü doğmaz belki ama süreç onu güçlü yapar. Her hayal kırıklığında biraz daha sertleşir, her yeniden denemede biraz daha kök salar ve en çok da sessizce büyür; gürültüyle değil, gösterişle değil; derinlikle. Bugün emekçi kadınlar sadece kendi yaşamlarında değil, toplumun yarınını da şekillendiriyor. Yetiştirdikleri çocuklarla, taşıdıkları sorumluluklarla ve verdikleri mücadeleyle bir neslin karakterini inşa ediyorlar. Belki de en dikkat çekici olan şu: Tüm bu yükün altında bile üretmeye, ayakta kalmaya ve devam etmeye olan inançları. Bu yüzden emekçi kadınları konuşmak, aslında toplumun vicdanını konuşmaktır ve bir toplum, vicdanı kadar güçlüdür.
Ve vicdan, en çok da emeği anlayabildiği yerde derinleşir. Çünkü bir kadının verdiği emek, sadece bir çaba değil; hayatın akışına katılan görünmez bir değerdir. O değer, dokunduğu her yerde çoğalır, büyür ve anlam kazanır.
Bir kadın, Attığı her adımda bir denge, verdiği her çabada bir iz bırakır. Bu izler zamanla birikerek hayatın en sağlam temellerini oluşturur. Sessizdir belki ama etkisi derindir.
Emekçi kadınların gücü, gösterişten değil; süreklilikten gelir. Vazgeçmeden devam edebilmekten, her şartta üretmeye devam etmekten… Bu,irade gerektiren büyük bir duruştur.
Ve bu duruş, sadece bireysel bir güç değildir. Topluma yayılan, çevresini dönüştüren bir etkidir. Çünkü emek, paylaşıldıkça çoğalan; hissedildikçe değer kazanan bir şeydir.
Belki de bu yüzden emekçi kadınlar, hayatın en gerçek kurucularıdır. Büyük sözlerle değil, küçük ama sürekli adımlarla ilerlerler. Ve o adımlar, zamanla en sağlam yolları oluşturur.
Sonunda şunu fark ederiz: Güç, her zaman yüksek sesle konuşmaz. Bazen en güçlü olan, en sessiz şekilde var olandır.
Ve emekçi kadınlar… Hayatın en derin, en kalıcı gücünü tam da orada taşır.
“Kadının dokunduğu her yerde hayat olur, anlam olur, yarın olur.”