Yüksekova Güncel

DEM Parti'den Kobani çağrısı: Kriz masası kuruldu

Güncel

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Sözcüsü Ayşegül Doğan, gündeme ilişkin partisinin Genel Merkezi'nde basın toplantısı yaptı.

"Suriye’deki gelişmeler ve Rojava gündemiyle ilgili bir krizkoordinasyon masası kurduğumuzu paylaşmıştım MYK’mızın bünyesinde 7/24 çalışan. Bu kriz koordinasyon masasının hazırladığı bilgileri, son gelişmeleri, yapılanları ve yapılması gerekenleri sizlerle paylaşmak üzere yeniden karşınızdayım" diyerek sözlerine başlayan Doğan şöyle devam etti:

"Daha sık buluşacağımızı da ifade etmiştim. Bugün çok anlamlı bir gün bir anlamda da. 26 Ocak Kobani’nin IŞİD karanlığından kurtuluşunun yıl dönümü bugün. Bu cesur direnişi 11. yılında, bir kadın olarak, bir Kürt olarak, bir Türkiyeli olarak şükran ve minnetle selamlıyorum. Bu kararlılıkla da çalışmalarımız devam edecek. Bugünkü kuşatma Suriye ordusuna bağlı güçler tarafından yapılıyor. Bu önemli noktanın altını defaatle çiziyoruz, çizmeye devam edeceğiz. 

Şimdi kriz koordinasyon masasıyla neredeyse tüm komisyonlarımız eşzamanlı olarak kesintisiz bir biçimde çalışıyor. Bir yandan diplomatik faaliyetler sürüyor, bir yandan görüşmeler yapılıyor. Bu hafta içerisinde Eş Genel Başkanlarımız başkanlığında bir heyet siyasi partilerle, muhalefet partileriyle görüşecek. Yarın Cumhuriyet Halk Partisi ile görüşecekler. Ondan sonraki günlerde de diğer siyasi partilerle; DEVA, Saadet Partisi ve Gelecek Partisi ile de planlanan bir ziyaret olacak. Gündem Suriye olacak.

"BU BİR KÜRTLÜK MESELESİ DEĞİLDİR, BİR İNSANLIK MESELESİDİR"

Yine bildiğiniz üzere Eş Genel Başkanlarımız Tülay Hatimoğulları’nın da içinde olduğu bir heyet Rojava'ya gitmişti. Oradaki izlenimlerini ve gözlemlerini yine Eş Genel Başkanımız Tuncer Bakırhan'la birlikte sizlerle paylaştılar. Önümüzdeki günlerde yapılacak bu görüşmelerin ana gündemi Suriye'deki gelişmeler, Rojava'daki izlenimler ve siyaset kurumunun yapması gerekenler olacak. Partimizin bir başka heyeti de sivil toplum örgütleri ve demokratik kitle örgütleriyle görüşecek. Bu ablukanın yarılması, bu kuşatmanın dağıtılması için elimizden geleni yapmaya devam edeceğiz. Çünkü bu bir Kürtlük meselesi değildir, bir insanlık meselesidir. Savaş ile barış arasında tercih meselesidir. O yüzden çok önemli bir mesele. Bu meseleye tüm bu kimliklerin üstünde insani ve vicdani açıdan yaklaşmak gerektiğini düşünüyoruz.

"ÇÖZÜM VE BARIŞ ARAYIŞLARINI BİTİRMEYE DÖNÜK GİRİŞİMLER OLDU"

Şu ana kadar gerek sahada gerek Meclis’te gerek farklı buluşmalarda ve ziyaretlerde özellikle dikkat çektiğimiz bir nokta var. Bu tarihsel anda bunun altını bir daha çizmek isteriz. Türkiye'de ne zaman iç barışa dönük bir arayış olsa, Türkiye'de ne zaman Kürt meselesinin savaş, şiddet ve silah dışı yöntemlerle çözümünün devreye girdiği bir ihtimal güçlü bir şekilde belirse; gerek Türkiye içinden gerek dışından her zaman müdahaleler, provokasyonlar olmuştur. Çözüm ve barış arayışlarını sabote etmeye, süreci bitirmeye dönük girişimler olmuştur. Suriye'de bugün yaşananları, Rojava'daki kuşatmayı da bunlardan bağımsız değerlendirmemek gerekiyor. Şimdi öncelikli olarak yapılması gereken provokatif zemine çekmek değil Türkiye'yi; aksine, çözüm ve demokratik hak arayışına alan açmaktır. 

"YETKİLİLERİN YAPMASI GEREKEN BU ÖFKENİN NEDENİNİ ANLAMAK"

İstanbul Aksaray'da Rojava için yapılan barışçıl yürüyüşe mesela polis müdahalesi oldu. Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi milletvekilimiz, yani çözüm ve demokrasi sağlayacak komisyonun üyesi milletvekilimiz Celal Fırat öyle darp edildi ki geceyi hastanede gözetim altında geçirmek durumunda kaldı. Üstelik oldukça kritik bir aşamaya gelmişti sağlık durumu. Bunun haklı bir güç kullanımı, orantılı bir güç kullanımı olduğunu kim iddia edebilir? Buradan İçişleri Bakanlığına bir daha sesleniyoruz: Demokratik tepkileri böylesine orantısız güç kullanımıyla engellemeye çalışarak insanların öfkesini daha fazla kabartmayın, bunu yapmayın. Bu demokratik tepkinin neden şimdi bu kadar yüksek bir biçimde ortaya çıktığını anlamaya çalışmaktır. 

"ÜLKEYİ YÖNETENLER PROVOKASYONLARA KARŞI TEDBİR ALMALIDIR"

Dün akşam Tarsus'ta olanlar, 24 yaşında gencecik bir insanın hayatına mal oldu. Baran Abdi katledildi. Baran Abdi Suriyeli bir Kürt. Muhtemelen Suriye'de yaşanan savaştan sonra göç etmek zorunda kaldı. Ve ölüm, katliam, katledilme geldi kendisini nerede buldu? Mersin'in Tarsus ilçesinde. 24 yaşında bir genç. Valilik ne yapıyor? Açıklama yapıyor. Savcılık soruşturması henüz tamamlanmamış, olay yerindeki kamera kayıtları incelenmemiş, tanık beyanları ve diğer maddi deliller toplanıp değerlendirilmemiş. Bunların hiçbiri yokken Mersin Valiliği, olanlara dair hukuken ilerletilmesi gereken süreç işletilmeden açıklama yapıyor. Soruşturma yükümlülüğüne aykırı bir şekilde davranıyor. Bu doğru değil. Lütfen son günlerde yaşananları yan yana getiriniz ve düşününüz. Tüm Türkiye kamuoyuna sesleniyoruz: Sorumlu davranmamız gereken bir zamandan geçiyoruz. Bu sorumluluğa öncülük etmesi gerekenler de siyasetçiler, hak savunucuları, sivil toplum örgütleri, yaşam hakkı savunucuları ama en önce bu ülkeyi yönetenlerdir. Bu ülkeyi yönetenler provokasyonlara karşı tedbir almalıdır.

"SURİYE’DE SORUNLAR DİYALOG VE MÜZAKERE YOLUYLA ÇÖZÜLMELİDİR"

Çok kritik bir dönemden geçiyoruz. Uzun süren bir iç savaştan çıkmış bir ülkeden bahsediyoruz. Suriye halen bu savaşın izlerini taşıyor. Yeni bir iç savaş denemesine izin vermemek gerekiyor. Kürt-Arap ya da Türk-Kürt çatışması çıkarmak isteyen karanlık odaklara karşı Rojava ile dayanışmayı yükseltmek gerekiyor. DEM Parti olarak yaklaşımımız, sorunların diplomasi, diyalog ve müzakere yoluyla çözülmesidir. Bugüne kadar yapılan bütün anlaşmaların da gereklerinin yerine getirilmesi için çabalıyoruz. Anlaşmaya uygun davranılması için çabalıyoruz. Suriye'nin demokratik bir rejim olarak şekillenmesi gerektiğini söylüyoruz. Suriye'nin demokratik bir rejime kavuşana kadar Türkiye'nin özellikle sorumlu ve yapıcı bir rol oynaması gerektiğini söylüyoruz.

"KOBANİ’YE ACİL BİR ŞEKİLDE YARDIM ULAŞTIRILMALIDIR"

Şu anda büyük bir insanlık krizi yaşanıyor orada. İlaç yok. Sağlık krizi, barınma krizi var. Gıda krizi var. İnternet yok. Hiçbir şeye erişim yok ve kuşatma altında bir Kobani'den bahsediyoruz. Yapılacaklar da belli, o yüzden herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz. Mesela Mürşitpınar Sınır Kapısı açılmalı. Bunun için neden inisiyatif kullanılmıyor? Buradan DEM Parti olarak çağrımız sınır kapılarının açılmasıdır. Nusaybin Sınır Kapısı da açılabilir. Mürşitpınar Sınır Kapısı açılmalı, Kobani'ye acil bir şekilde yardım ulaştırılmalıdır.

"ATEŞKES ÖNEMLİ, BU SÜREÇTE MUTABAKAT HAYATA GEÇİRİLMELİ"

Bu süre zarfında mutabakatın hayata geçirilmesini sağlamak gerekiyor. Bunun için de tüm imkanlar, tüm olanaklar kullanılmalı. Zamana yayma, başka hesaplar için zaman kazanma ya da oyalama hesapları yapılmamalı. Tüm taraflar ortak mutabakata uygun davranmalı. Böyle bir suça ortaklık yerine bu suçu organize edenleri, isteyenleri boşa çıkarmak, diyalog ve müzakere kanallarını güçlendirmek gerekir. Kolaylaştırıcı ve garantör ülkeler de buna uygun bir şekilde hareket etmeli ve kalıcı barışın sağlanması için çaba göstermeli."

Doğan, "AKP ve MHP'den bir görüşme talebiniz oldu mu?" sorusuna "Şu anda iktidar blokundan bir görüşme talebimiz olmadı" yanıtını verdi.​​​​​​​ / t24

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.