Ergil: Dicle'nin batısı farkında değil
Ergil: Dicle'nin batısı farkında değil
Akil İnsanlar Komisyonu İç Anadolu Bölgesi Heyeti üyesi Prof. Dr. Doğu Ergil, halkın ciddi anlamda yanıltılmış olduğunun altını çizerek, "Dicle'nin batısında yaşayanlar ne yazık ki, büyük bir devrim arifesinde olduğumuzun farkında değiller" dedi.
'Halk ciddi anlamda yanıltılmış durumda'
Gezdikleri il, ilçe ve kasabalarda öncelikle herkesin huzur ve barışın gelmesini istediğini ifade eden Ergil, "Ama -aması var...- ama bazı endişeler dile getiriliyor. Bu endişeler yanlış değerlendirmeden kaynaklanıyor. Birincisi, 'Ya tamam barış yapılacak da kiminle yapılacak?' sorusu. İnsanlar şuna inanmışlar: Barış düşmanla yapılır. 'Bizim ülkemizde düşman yok ki. Biz bir düşman işgalinin altında değiliz ki' diyorlar. Şimdi bununla da bağlantılı iki alt soru ortaya çıkıyor. 'Eğer barış PKK ile yapılacaksa onlar 'hain' ve 'terörist' onlarla nasıl barış yapılır' diye soruyorlar. Şimdi neden soruyorlar. Çünkü bunu böyle biliyorlar. Sürekli olarak onlara, 'Hainler bölücüler bu ülkeyi dış güçlerin maşası yaparak parçalamak istiyorlar' denilmiş. Bunu herkes ama herkes, hükümeti, idari yönetimi, basını, okulu hepsi söylemiş. Yani böyle olunca halk yanıltılmış durumda" ifadesini kullandı.
'Dicle'nin batısı ne olup bittiğini bilse yeter derdi'
İkinci alt sorunun da "Türk devleti yenildi mi de barış yapıyor?" sorusu olduğuna işaret eden Ergil, "Türk devleti masaya oturuyor. 'Türk devleti yenildi mi de birileriyle barış yapıyor. Bu Türklerin devleti Kürtler itiraz etmezlerse zaten rahat bir şekilde Türklerin devletinde yaşayabilirler. Onlar bizim kardeşimiz. Tamam yani bunun işin barışa gerek yok ki' diyorlar" dedi. İkinci büyük yanılgının da bu şekilde ortaya çıktığını dile getiren Ergil, Dicle'nin batısında Türk illerinde halkın ne olup bittiğinin, on yıllardır ne yaşandığının hiç farkında olmadığını vurguladı. Ergil, "Bunu hem resmi çevreler hem de basın çok bilinçli bir şekilde müttefiki olarak gerçekleri saklamış. İnanıyorum ki Türkiye halkı gerçekleri bilseydi, oralarda ne yaşandığının farkında olsaydı 'Yeter bu kadar haksızlık' der bu işin bitmesi için hükümete baskı yapardı. Ama bu bir asayiş meselesi olarak bölünme korkusuyla yıllarca milletin genlerine kadar işletildi" ifadesini kullandı.
'Kürtlerin sahip olmadığı ne var ki' yanılgısı
Esas olarak yaptıkları toplantılarda "Devlet barış yapacak ama ortada düşman yok. Kürtlerle bir alıp veremediğimiz yok ki. Kürtlerin sahip olmadığı ne var ki?" şeklinde tepkilerle karşılaştıklarını dile getiren Ergil, "Bu ülkede halk yanıltıldı. Herkes barış istiyor, doğru. Ama PKK hep başka türlü lanse edildiği için 'onunla olmaz' diyorlar. 'Nasıl olur?' diye soruyoruz. 'Devam mı etsin' diye soruyoruz. 'Yok' diyorlar. Ama PKK ile olmaz diye de ısrar ediyorlar. O zamanda ben 'Mademki siz savaş istiyorsunuz, o zaman siz gidin dağlarda onların yerine durun savaşın' diyorum" dedi. Bunların ana tespitleri olduğunu dile getiren Ergil, Dicle'nin batısında halkın yüzde 50'sinden fazlasının böyle yaklaştığını belirterek, "Yani barış huzur gelsin ama PKK Lideri Abdullah Öcalan ile müzakere, yine PKK ile barış olmasını istemiyor. Bu da garip bir çelişki işte" dedi.
'Ahlaksızca bir yalana inandırılmışlar'
Bunun dışında toplantılar yaptıkları süre boyunca kameraların önünde boy gösteren küçük bir milliyetçi azınlığın da olduğuna işaret eden Ergil, "Fevkalade aşırı bir azınlık. Duyguda aşırı bir azınlık. Aşırılıkları şu hiçbir biçimde Kürtlerin bir sorunu olduğuna bir şikayetleri olduğuna inanmıyor. Bunların PKK tarafından çıkarılan yapay şeyler olduğunu iddia ediyor. 'Onlarla kız alıp verdik' diyorlar. Tabii burada var olan cinsiyetçi yaklaşıma da vurgu yapmak isterim. Bunu da 'Bizim ne sorunumuz var' diyerek gösteriyorlar. Bu azınlık kesinlikle bir barıştan yana değil. Kürtlerin baş eğdirildiği, pes ettirildikleri yani kısaca teslimiyetin olduğu bir anlaşmayı arz ediyorlar. Bu da zaten barış değil bir tarafın baş eğdirilip yenildiği yerde sisteme itirazları yok edersin sadece. Bu milliyetçi azınlık bunda ısrar ediyor. Bunlar öylesine aşırılar ki kendilerini ahlaksızca yalanlara inandırmışlar. Mesela diyorsun ki 'Malazgirt'te, Çaldıran'da, Çanakkale'de, İstiklal savaşında Kürtlerle birlikte savaştık', 'Yok' diyorlar. 'Kürt mezarlıkları Çanakkale'de Türk mezarlarının arasında değil' diyorlar. Bu ahlaksızca yalana kendilerini inandırmışlar. Bunu Osman Pamukoğlu söylemişti tabii. Kendilerini bu şekilde aldatıyorlar" dedi.
'Aşırı milliyetçi azınlık teşhir edilmeli'
Bu küçük aşırı milliyetçi azınlığın yaşamını yitiren asker ailelerinin barış istemini de engellemeye çalıştığını dile getiren Ergil, "Aileleri susturmaya çalışıyorlar. Bağırıyorlar. Bu azınlığın bu aşırılığını ve ahlaki zaafiyetini teşhir etmek lazım. Biz de her gittiğimiz yerde sosyalist olduğunu iddia eden bu kesimleri teşhir ediyoruz. Bunlar her gidilen yerde toplanıyorlar. 20-30 kişi iki tane sloganları var, 'Şehitler ölmez, vatan bölünmez', 'Kahrolsun PKK' maalesef. Bu insanların bir barışa hiçbir katkıda bulunmayacakları anlaşılıyor. Kargaşa devam etsin diyorlar. Güvenlik bürokrasinin elinde kalsın diyen kime hizmet ettiği belli olmayan bir tutum içindeler" ifadesini kullandı.
'İdari bürokrasi ve üniversitelerde ümit yok'
Yaptıkları toplantılarda ayrıca çok önemli iki tespit daha yaptıklarını dile getiren Ergil, "Birincisi idari bürokrasi yani valiler, yerel yönetimciler falan ne olup bittiğini anlamıyorlar. Kapatmışlar kendilerini il merkezine. Gündelik işlerle uğraşıyorlar. Bir inisiyatifleri yok" dedi. İkinci olarak da üniversitelerin hiçbir şeyden haberi olmadığının altını çizen Ergil, "Üniversiteler gettolarına çekilmişler. Bulundukları kentle hemen hemen hiçbir ilintileri yok. Bir kaç öğretim üyesi dışında süreç hakkında kimsenin bilgisi de ilgisi de yok. Hatta böyle yörelere hep güvenli adamlar diye muhafazakarlar getirilmiş. İdari bürokrasiden ümit yok" diye konuştu.
'Büyük bir devrim arifesinde olduğumuzun farkında değiller'
Çoğunluğun barışı TSK ile PKK'nin güçleri arasında yaşanacak bir ateşkes olarak algıladıklarını ifade eden Ergil, "Halbuki büyük bir devrim gerçekleşecek. Büyük bir devrim arifesindeyiz. Türkiye'deki bütün idari yapı değişecek. Bütün hukuku, yerel yönetimleri, siyasi yapısı değişecek. Devlet merkezli bir toplumdan çıkıp yeni bir düzen kurulacak. Ne yazık ki Dicle'nin batısı, Batı Anadolu büyük bir devrim arifesinde olduğumuzun farkında değil. AKP dahil siyasi partiler de bunun farkında değil. AKP'de her şey aşırı merkezileşmiş durumda. Her şeyi Başbakan'dan bekliyorlar. Merkeziyetçi bir yapı oluşmuş durumda" diye belirtti.
'En aktif destek veren kesim sivil toplum örgütleri'
En güçlü, en aktif olan kuruluşların sivil toplum örgütleri olduğunu dile getiren Ergil, "Hem tekil hem kurum olarak çalışıyorlar. Networklar oluşturmuşlar. Bütün renk, görüş ve ton farklılıklarını bu görüşmelere yansıtıyorlar. Bir münakaşa kültürü oluşturmuşlar. Ciddi soruları ve kaygıları var. Ama bunlar süreci geliştirmeyi esas alan kaygı ve sorular. Bu yüzden çok anlamlı" dedi.
'Basın siyasi militan gibi davrandı'
Çalışmalarının seyrinin nasıl geliştiğini kısaca anlatan Ergil, gittikleri her kentte ilk olarak basın ile toplantı yaptıklarını ifade etti. Basının İç Anadolu'da sağ siyasi bir militan gibi davrandığını belirten Ergil, "Senin verdiğin cevabı münakaşa ediyorlar. Sorudan ziyade senden istedikleri cevabı almaya çalışıyorlar" dedi. Basından sonra sivil toplum örgütleri ile görüştüklerini dile getiren Ergil, her ilde ciddi anlamda bir sivil örgütlenmenin olduğunu ve her toplantılarına 250-300 kişilik grupların katıldığını dile getirdi. Ondan sonra o kentin kanaat önderleri ile bir araya geldiklerini belirten Ergil, saatlerce süren tartışmalar yürüttüklerini kaydetti.
'Tek bir silahın patlamaması işimizi kolaylaştırdı
Askerde yaşamını yitiren 13-14 aileyi de ziyaret ettiklerini ifade eden Ergil, "Onlar bu savaşın bitmesini istiyor. Bilinçli ve insaflılar" dedi. Çalışmalarını sonlandırdıklarını ve hükümete sunmak üzere rapor hazırlamaya başladıklarını söyleyen Ergil, "Bu süre boyunca işimizi kolaylaştıran en temel olgu hiçbir yerde tek bir silahın patlamamış olması oldu. Bu bizim için aynı zamanda sevindirici bir durum" dedi. DİHA