Yüksekova Güncel

'Hangi hukuk metninde duygular ve hisler yargılanır?'

Güncel

"KCK" İstanbul ana davasında savunma yapan BDP İstanbul İl Örgütü yöneticisi Aziz Tunç, "Bu iddianame bizlerin duygularını ve hislerini bile sorguluyor. Bu bir hukuk metni olmaz. Hangi hukuk metninde duygular ve hisler yargılanır?" dedi.

 "KCK" adı altında düzenlenen operasyon kapsamında haklarında dava açılan 111'i tutuklu 205 Kürt siyasetçi ve insan hakları savunucusunun yargılandığı İstanbul "KCK" ana davasının 5'inci duruşmasının yedinci oturumu Silivri Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi karşısında bulunan İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi'nde savunmalarla devam etti. Verilen öğlen arasının ardından duruşmada, BDP İstanbul İl Örgütü eski Eş Başkan Yardımcısı Pınar Tarlak savunmasını yaptı. Kürtçe tercüman eşliğinde savunmasını veren Tarlak, kamuoyunun bu davanın siyasi bir dava olduğunu bildiğini söyledi. BDP'de yönetici olduğu için iddianamede "KCK" yöneticisi olarak yer aldığına dikkat çeken Tarlak, "Savcı BDP'yi KCK olarak ele almış. Doğal olarak BDP il ve ilçe binalarında yapılan toplantıları da KCK toplantısı olarak iddianameye koymuş. Eğer BDP'li olmak suç ise ben 2009 yılından beri BDP'de yöneticilik yapıyorum, binlerce kez il ve ilçe binalarına girdim, onlarca açıklamaya katıldım. Yapılan basın açıklamalarından Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şubesi'nin haberi vardı" dedi. Devlet zihniyetinin ve dilinin, kadınları yok saydığını dile getiren Tarlak, "Ama biz insanı ve toplumu esas aldık. BDP tüm toplumsal kimlikleri değer olarak görüyor. Bu yüzden BDP'de mücadele yürüttüm. Ümit ediyorum ki; bu davanın sonunda tarihi bir karar alınır" dedi. 

Tarlak'ın savunmasının ardından delil ikamesine geçildi. Mahkeme Başkanı Ali Alçık tarafından Tarlak'a ,"KCK yemini ettiniz mi?", "İl Danışma Meclisi'nde isminiz geçiyor. Kaç defa toplantılara katıldınız? Neden katıldınız? Bu toplantılarda karar aldınız mı?" benzeri sorular yöneltildi. Alçık'ın sorularına Tarlak, "Ben İl Danışma Meclis toplantılarına bir kez katıldım. Zaten yılda iki defa toplantı düzenlenir. Biz burada karar almıyoruz. Mevcut konuları tartışıp öneri geliştiriyoruz. Gelen önerileri il örgütüne sunuyoruz. Kabul edilirse uygulanıyor" diye cevap verdi. Tarlak'ın cevaplarına Mahkeme Başkanı Alçık'ın "Siz bu toplantıları karar almıyorsanız neden yapıyorsunuz? Konuşup konuşup ayrılıyor musunuz?" tepkisi dikkat çekti. Tarlak'ın ardından BDP İstanbul İl Örgütü yöneticisi Aziz Tunç savunmasını Türkçe yaptı. Uygulanan yok sayma ve inkar politikaları nedeniyle milyonlarca Kürt'ün metropollerin varoşlarına acılarını taşıdığını ifade eden Tunç, "Kürtler kendi varlıklarını ve taleplerini kabul ettirmek için farklı mücadele alanları seçti" dedi. Dosyada "paralel devlet kurmak" suçlamasıyla yargılandıklarını belirten Tunç, "KCK yöneticisi olarak yargılanıyorum; ama dosyaya bakıldığında 18 telefon görüşmesi, 5 basın açıklaması dışında bir delil yok. Ki ben olduğum iddia edilen fotoğraflardaki şahısta ben değilim. Ben yayıncılıkla ilgileniyorum. Evimde yüzlerce kitap var. Evimde olan kitaplar liste halinde dosyaya konmuş. Ben bu ülkede hala şiir ve kitapların yargılanıyor olmasından rahatsızlık duyuyorum" diye konuştu. 

'Sorunun demokratik çözümü için uğraştık' 

İddia makamı gibi düşünmek zorunda olmadığını söyleyen Tunç, "PKK'ye küfür et tartışması 90'lı yıllarda kaldı. Biz iddia makamı gibi düşünmediğimiz için bu kadar oy aldık. Sorunun demokratik çözümü için uğraştık ve PKK ile de iletişim kurmak istedik. Birilerin yaptığı gibi şeytan ilan etmedik PKK'yi. İddianameye baktığımızda bizlerin duygularını ve hislerini bile sorguluyor. Bu bir hukuk metni olmaz. Hangi hukuk metninde duygular ve hisler yargılanır" diye belirtti. Tunç'un delil ikamesinin ardından BDP İstanbul İl Örgütü yöneticisi Evren Demir savunma yaptı. Demir'in ardından sağlık durumları cezaevinde kalmaya uygun olmadığından ötürü avukatlar, sanıklardan İbrahim Süngül ile Recep Karagün'ün savunmasına öncelik verilmesini talep etti. Talep mahkeme heyeti tarafından kabul edildi. İbrahim Süngül, yatığı savunmada iddianamede yer alan gizli tanık Haydar'ın 26 kişi üzerine ifade verdiğini fakat kendisi hakkında herhangi bir beyanının bulunmadığını söyledi. Süngül ayrıca yürüttüğü siyasi faaliyetlerin hepsinin BDP tüzüğüne göre olduğunu söyledi.

Savunmasını yapan Recep Karagün ise 2 yıla yakın bir süredir tutuklu bulunduğunu; ama hala neden yargılandığımı bilmediğini ifade etti. Yaşadığı sağlık problemlerinden ötürü tutuklu bulunduğu süre içerisinde ameliyat olduğunu da sözlerine ekleyen Karagün, "18 günlük BDP Siyaset Akademisi eğitimine girdim. Sertifika da aldım. Aldığım sertifikada BDP Eş Genel Başkanları Kışanak ve Demirtaş'ın imzaları yer alıyor. Bu deliller çerçevesinde KCK'li olarak yargılanıyorum. Katıldığım söylenen açıklamalar, BDP açıklamalarıdır" dedi. Mahkeme heyeti Karagün'ün savunma yatığı sırada savunmaya ara vererek, duruşmayı yarına erteledi. 

Yarın görülecek olan duruşmada saat 11.00'e kadar tutsak Kürt siyasetçilerin savunmaları alınacak. Duruşmada 11.00 ve 15.00 saatleri arasında ise avukatların tutsaklar hakkında sunacakları tahliye talepleri alınacak. Tahliye taleplerinin ardından ise duruşmaya ara verecek mahkeme tahliye taleplerine ilişkin ara kararını açıklayacak.DİHA
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.