Yüksekova Güncel

Özer: Komisyon 90 yıllık sorunu 3-5 ayda çözemez

Güncel

Çözüm Komisyonu'nda dinlenen Prof. Dr. Ahmet Özer, komisyonun ömrünün 3 ay ile sınırlandırılmasını doğru bulmadığını belirterek, "Bu komisyon 90 yıllık bir sorunu 3-5 ayda çözemez. Bu komisyon başka komisyonları da kurmalıdır. Bunlardan ilki Gerçekleri Araştırma ve Yüzleşme Komisyonu olabilir" dedi.

 Meclis Toplumsal Barış Yollarının Araştırılması ve Çözüm Sürecinin Değerlendirilmesi Araştırma Komisyonu, Prof. Dr. Ahmet Özer ve Prof. Dr. Mesut Yeğen'i dinledi. Özer, Kürt sorununu 7 tarihsel kavşakta irdeleyerek sunum yaptı. Kürt sorununun tarihsel ve siyasal panoramasını ortaya koyan Özer, "Kürt sorununun çözümü geçmişi bilmeyi, geçmişi bilmek ise tarihi kavşakları bilmeyi gerektirir. Kürtlerle Türklerin ilişki ve çelişkilerini ve sonrasındaki süreçleri belirleyen tarihi 7 kavşak var. Bunlar, Malazgirt'te Alparslan-Mervaniler ve Kürtler; Çaldıran'da Yavuz Sultan Selim - İdrisi Bitlis-i ve Kürtler; Cizira Botan da II Mahmut/Abdülmecit - Bedirhan Bey ve Kürtler; Erzincan'da II. Abdülhamid - Hamidiye Alayları ve Kürtler; Erzurum'da Mustafa Kemal ve Kürtler; Erbil/Hewler'de Özal - Berzani/Talabani ve Kürtler; Ankara/Diyarbakır hattında ise Erdoğan-Öcalan ve Kürtler'dir. 80 yıldır bu sorunlara ilişkin 'resmi ideoloji' çerçevesinde 'resmi tarih' tezleri oluşturulmuş; halka bu konularda yalan yanlış bilgi verilmiştir. Bugün eğer sorun doğru teşhis edilip cesurca çözülmek isteniyorsa, gerçeklerin olduğu gibi ortaya konulması gerekir" dedi. 

'Bugün aranan yol demokrasi içinde bir arada yaşamadır'

Özer, Cumhuriyet farklılıklarını teke indirgemek için Kürtleri Türkleştirmek, Alevileri Sünnileştirmek, Sünnileri laiklik sopasıyla terbiye etmek ve gayrimüslimleri sürmek ve sermayenin el değiştirmesi ile Türk-Müslüman bir burjuvazi yaratmanın devletin ideolojik aygıt ve kurumları olan Türk Tarih Kurumu ve Güneş Dil Teorisi benzerleri ile yapıldığını söyledi. Özer, çözümde üç ayrı yol bulunduğunu belirterek, bunların da "Bastırma: Sri Lanka Modeli, Kandil'e sürekli seferden bahsedenler bu gruba girer. Bunlar Kürt sorununun silah ve şiddet ile çözmeye hedefledi. Bu anlayış hala da var. İkincisi ayrılma: Ulusların kaderini tayin hakkı çerçevesinde bunu görebiliriz. Ancak Kürtler ayrılmanın hayırlı bir iş olmadığını Ortadoğu'daki gelişmelerden de görüyor. Çünkü ortada 5 milyona yakın evlilikler var, sosyolojik ve ekonomik boyutları var. Üçüncüsü demokrasi içinde birarada yaşama: Bugün aranan yol budur. Ben bu süreci başlatan Başbakan'a, AKP'ye ve BDP'ye huzurunuzda teşekkür ediyorum. Bu sorunu hal eden Türkiye'nin en önemli siyasi figürü olacak" ifadesini kullandı. 

'Savaş dili barış niyetini sabote eder'

Psikolojik altyapının oluşturulması gerektiğini söyleyen Özer, demokratik beraberliğin 4+4 şeklinde formüle edilebileceğini ifade ederek, tarafların bu süreçte barış iradesini göstermesinin niyet açısından önemli olduğuna dikkat çekti. Özer yine empatinin, barış dilinin önemli olduğunu söyledi. Özer, "Sayın Arınç'ın 'Cehennemin dibine gitsinler' sözü barış diline aykırıdır. Bu sözü diyenle barışı yapamazsınız. Savaş dili barış niyetini sabote eder. 'Terör başı', 'elebaşı', 'terörist' gibi laflar ve karşı tarafın 'düşman' söylemlerini bırakılması gerekiyor" dedi. Özer, dördüncü olarak da bölünme paranoyasından arınmanın önemli olduğunu, Kürtlerin yüzde 84'ünün ayrılmak istemediğini söylediğini, batıdakilerde ise "Bizi bölmek istiyorlar" algısının olduğunu kaydetti. 

Çözüm önerileri

Özer, çözüm için de, "Demokratik özgürlükçü anayasa: Anayasal vatandaşlık (eşitlik-özgürlük-adalet): Meclis'in 12 Eylül Anayasası ayıbından kurtulması gerekir. Irkçı, ayrımcı ifadeler anayasada olmamalı. Etnisite ve inançlar açısından nötr olmalı. Kültürel hakların ihyası ve anadilde eğitimin sağlanması önemli. Birinin dilini elinden almak insanlığını elinden almaktır. Demokratik özerk yerel yönetimlerin önünün açılması gerekiyor. Yerel yönetimlere yetki, kaynak ve sorumluluk verilmeli. Toplumsal barışın sağlanması için de çatışmasızlık, demokratik adımlar ve silahların tamamen bırakılması önemli" dedi. 

'Komisyonun 3 aylık olmasını doğru bulmuyorum'

Özer, "1993 ateşkesi ile PKK paradigma değişikliğine gitti. Türkiye'nin demokratikleştirilmesini, Türk, Kürt ve diğer halkların ortak yaşamını esas almıştır. Ancak 1993 ve sonrası Kürt sorununda yeni bir çözüm arayışında olan Özal ve Eşref Bitlis gibi isimlerin tasfiyesi ile Türkiye'de yeni bir süreç başladı. 1993'ten sonra Türkiye'de 4 bin köy, 17 bin faili meçhul cinayet, 3,5 milyon insanın zoraki göçü ve 40 bin insanın ölümü ile sonuçlanan kanlı bir süreç başladı" dedi. Komisyonun ömrünün 3 ay gibi kısa bir süre ile sınırlandırılmasını doğru bulmadığını ifade eden Özer, "Bu komisyon 90 yıllık bir sorunu 3-5 ayda çözemez. Bu komisyon başka komisyonları da kurmalıdır. Bunlardan ilki Gerçekleri Araştırma ve Yüzleşme Komisyonu olabilir" ifadesini kullandı. 
Yeğen: Kürtler millet olarak hukuken tanınsın

Komisyonun dinlediği bir başka isim Prof. Dr. Mesut Yeğen ise Kürtlerin millet olarak hukuken tanınması gerektiğini belirtti. Yeğen, "Anayasa'da farklılıklara dair tespit yeterli olmaz, garanti altına alınmalı. Türk milleti menfumunu değiştirme ısrarı yerine farklı etnik, kültürel, inançsal yapıların hukuken garanti edilmesi yönündeki ısrarı daha doğru buluyorum. Zehirlenmiş iklimi ortadan kaldırmak için Hakikat Komisyonu, seçim barajının düşürülmesi, Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılacak değişiklikleri bu komisyon önerebilir" dedi.

Baluken: Kurucu Meclis'in tutanakları istenmeli

BDP Grup Başkan Vekili İdris Baluken de 1924 ile sadece Kürtler değil bütün halkların, inançların ve kültürlerin tek tipleştirilmesinin söz konusu olduğunu ifade ederek, "Komisyon Kurucu Meclis'in tutanaklarını istemelidir. Bu tutanaklar Anayasa Uzlaşma Komisyonu'nda yürütülen tartışmalara ışık tutacaktır. Yine bu komisyonun Hakikatler Araştırma ve Yüzleşme Komisyonu kurma gibi bir işlevi olması gerektiği düşüncesine katılıyorum. Sayın Özer, Sayın Başbakan'a, AKP ve BDP'ye süreci başlattıkları için teşekkür etti. Biz de kendisine teşekkür ediyoruz. Ancak Sayın Öcalan'a da teşekkür edilmesi gerekir. Sayın Öcalan barış için ortaya koyduğu iradeden ötürü teşekkürü hak ediyor" ifadesini kullandı. Eskiden "Kürt" kelimesinden duyulan korkunun şimdi "Kürdistan" kelimesini kullandıklarında karşılarına çıktığını dile getiren Baluken, Komisyonun Kürt sorununun tarihsel arka planını tartıştığını, bunun önemli olduğunu; ancak sürecin önünü açacak somut adımların atılması içinde uğraş vermesi gerektiğini söyledi. Hasta tutsakların durumuna dikkat çeken Baluken, "Bugün Türkiye cezaevlerinde 450 ağır hasta bulunuyor, 130'u her an ölebilir. Sincan Cezaevi'nde olan A. Samet Çelik'in her an ölüm haberini duyabiliriz. Ahlat'ta geçen gün siyasi tutuklu Gürgün Kurt yaşamını yitirdi. İnsani yaklaşımı gösterecek adımların atılması sürecin önünü açacak ve güveni de artıracaktır" diye konuştu.

Kürkçü: Yüzleşme komisyonu kurulsun

BDP Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü de aktüel meselelerde değinmenin önemli olduğuna ve yüzleşme komisyonunun kurulması gerektiğine işaret ederek, "Gözaltında kayıpların ortaya çıkarılması, toplu mezar gerçeğinin görülmesi gerekir. Türkiye hala kayıplar ve toplu mezarlara ilişkin uluslararası sözleşmelere çekince koyuyor" dedi. Kürkçü buna ilişkin Mardin'de 1994-1995 yıllarında gözaltında kaybedilen A. Vahap Ateş, Mehmet Emin Abak ve Yusuf Tunç için Kızıltepe Cumhuriyet Savcılığı'nın talimatıyla Tilzerin (Aysun) köyü civarında bulunan doğal su kuyularında kazı çalışmasının fotoğrafını komisyon üyelerine göstererek şunları belirtti: "Toplu mezar araştırmasına kepçeyi daldırarak giriyoruz. Bu Minnesota Otopsi Protokolü'nün ihlalidir" dedi. BDP Bitlis Milletvekili Hüsamettin Zenderlioğlu da "Mustafa Kemal'in 1922 El Cezire Mektubu, 1923 İzmit Konuşması'nda Kürtlere özerkliği verilmesi gerektiğini belirten tutanakların bu komisyon aracılığı ile arşivlerden istenmelidir" dedi.DİHA
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.