Yüksekova Güncel

Kadınlar 8 Mart'ta sokaklarda: Yoksulluğa, şiddete, sömürüye, savaşa karşı isyandayız!

Kadın

Türkiye’nin dört bir yanında kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde eylemlerde bir araya geliyor.

İstanbul

Kadınlar İstanbul'da 11.30’da Kadıköy Boğa Heykeli’nde bir araya geldi. "Yoksulluğa, şiddete, sömürüye, savaşa karşı isyandayız!" pankartı taşıyan kadınlar, "Asla yalnız yürümeyeceksin", "Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz", "Birleşe birleşe kazanacağız" sloganları attı. 

Birçok kadın derneği ve partilerin kadın örgütlerinin yer aldığı iskele meydanındaki mitingde, basın açıklaması öncesi mağdur aileler söz aldı. Cumhuriyet’ten Rengin Temoçin’in aktardığına göre, İzmir’de öldürülen Ceyda Yüksel’in annesi Filiz Demiral, "Bu 8 Mart'ta umut ediyorum ki bir kadın daha öldürülmesin. 6 yıldır kızımın kanı yerde kalmasın diye adalet mücadelesi veriyoruz" dedi.  

Rojin için Adalet Komisyonu: Cezasızlık düzeniyle barışmayacağız

Van'da 2024’te kaybolduktan 18 gün sonra cansız bedeni bulunan üniversite öğrencisi Rojin Kabaiş için kurulan Rojin için Adalet Komisyonu da açıklama yaptı. Açıklamada,"Rojin için adalet istemekten vazgeçmeyeceğiz. Cezasızlık düzeniyle barışmayacağız. Şüpheli bir biçimde aramızdan alınan bütün kadınlar için mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz. Gerçek adaleti sağlayacağız" dendi. İstanbul’da Özel İtalyan Lisesi'nde Türk öğretmenlere yapılan adaletsizliğe karşı çıkan ve greve başlayan öğretmenler, mitinge destek verdi. Yapılan açıklamada, "Biz şunu istiyoruz :yoksulluk sınırını üzerinde kazanmak. Başka bir derdimiz yok. Bu yüzden sendikalaştık ve greve çıktık" ifadelerine yer verildi.

8 Mart Platformu: Yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı isyandayız

8 Mart Platformu tarafından okunan basın açıklamasında, "Yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı kadınlar isyandayız. Evlerden, sokaklardan, işyerlerinden, kampüslerden yükselen isyanımızla; emeğimiz, bedenimiz ve hayatlarımız için kapitalist emperyalist sisteme meydan okuyoruz. Biz kadınlar yoksulluğa, şiddete, sömürüye ve savaşa karşı isyandayız. Eşit, özgür ve güvenceli bir yaşam için mücadele ediyoruz. Açlık sınırının altında ücretler, hayat pahalılığı ve artan vergilerle yoksulluğa mahkûm ediliyoruz" denildi.

"2025 yılında Türkiye’de 294 kadın erkekler tarafından öldürüldü, 297 kadın ise şüpheli şekilde ölü bulundu" denilen açıklamada, şunlar kaydedildi:

"Tek adamın bir gecede feshettiği İstanbul Sözleşmesi standartlarına göre Türkiye’de yaklaşık 4.200 sığınma yeri olması gerekirken bu sayı sadece 150. Yaklaşık her 11.400 kadına yalnızca 1 sığınma yatağı düşüyor. Oysa kadınlar en çok aile içinde öldürülüyor. Kadın cinayetlerinin yaklaşık yüzde 65’i evde gerçekleşiyor. İktidar işte bu koşullarda önce aile yılı ardından “Aile ve Nüfus On Yılı” ilan etti. Kadınlara “aileyi koru” diyenler, şiddetten kaçabilecekleri mekanizmaları kurmuyor. Ölümlerimize ya 'şüpheli' deniyor ya da “tesadüf”. Soruyoruz: Tecavüze uğradıktan sonra zorla evlendirilen ve istismara uğrayan kızı Hifa’nın istismarına ses çıkaran; “intihar deyip üstünü örtmeyin, beni öldürecekler” diye haykıran Fatma Nur’un ve kızı Hifa’nın ölümünde şüphe nerededir? Şüphe yok. Katil ve istismarcı Ayhan Şengüler vardır. Ve onu koruyan devlet vardır. Ama biz susmuyoruz. İstanbul Sözleşmesi’nden çıkanlara, 6284’ü uygulamayanlara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadın cinayetleri önlensin demekten vazgeçmeyeceğiz."

Ayrıca platform mitingde 3 kişinin gözaltına alındığını da açıkladı.

İzmir 

CHP İzmir İl Gençlik Kolları tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında Konak ilçesinde bulunan Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde anma etkinliği düzenledi. İzmir’de cinayete kurban giden kadınların fotoğraflarının sergilendiği etkinlikte öldürülen kadınlar için siyah balonlar gökyüzüne bırakıldı. Programın ardından Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde kadınlara karanfil dağıtıldı.

Etkinlikte konuşan CHP İzmir İl Gençlik Kolları Başkanı Ruhsar Selis Çelik, kadın cinayetlerinin yalnızca bireysel değil toplumsal bir sorun olduğunu vurgulayarak, Türkiye’de artan kadın cinayetlerine dikkat çekti. Çelik, kadınların yaşam hakkını koruyacak politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini belirterek şunları söyledi:

"Biz burada aslında sadece İzmir’de katledilen kadınların fotoğraflarını sergilemek istedik. Ama bu İzmir’le sınırlı değil. Türkiye’nin her yanında, her geçen gün, her saat bir kadın katlediliyor. Ne yazık ki iktidar bunun önünü alabilecek hiçbir proje, kanun ortaya koymuyor. Bu da yetmediği gibi İstanbul Sözleşmesi’nden biliyorsunuz ayrıldık. İstanbul Sözleşmesi’nin biz derhal uygulanmasını istiyoruz, kanunların bizi korumasını istiyoruz. Kravat taktığı için indirim almamalarını istiyoruz. İyi hâl uygulanmamasını istiyoruz. Çocuklar güvende olsun istiyoruz."

Kadınların maruz kaldığı şiddetin yalnızca cinayetlerle sınırlı olmadığını, sosyal ve ekonomik koşulların da kadınları güvencesiz bıraktığını dile getiren Çelik, özellikle deprem bölgelerinde kadınların yaşadığı sorunlara dikkati çekerek, şöyle konuştu:

"En basitinden Hatay’a gittiğimizde üç bin kişi hâlâ konteynerde kalıyor. Kadınların barınabileceği sığınma evleri Hatay’da hâlâ yok. O yüzden şiddet mağduru kadın ve çocuklar, şiddet uygulayan eşleriyle, babalarıyla, abileriyle hâlâ aynı evde kaldıkları için şiddet önlenemiyor. Bunu önlemek için iktidar da ne yazık ki hiçbir adım atmıyor."

Kadın cinayetlerinin önlenmesi için güçlü bir hukuki zemine ihtiyaç olduğunu ifade eden Çelik, kadınların yaşam hakkını koruyacak düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulunarak, "Biz buradan tekrar duyurmak istiyoruz: Kadın cinayetleri politiktir. Kadın cinayetlerini engelleyecek yasal zemin oluşturulmasını istiyoruz" dedi.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün yalnızca bir kutlama günü değil, kadınların eşitlik ve yaşam hakkı mücadelesinin simgesi olduğunu belirten Çelik, kadınların toplumun her alanında eşit haklara sahip olması gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü gülerek değil, bir yasla anmamız gerektiğini düşünüyorum. Emekçi kadınlar hakkını ararken katledildi. Her erkeğin yaptığı işi, siyasette olsun, işte olsun, sokakta olsun, bir kadının da yapabileceğini düşünüyoruz. O yüzden bugünü özellikle kadınlara ayırdık. Kadınların bir nebze olsun yanında olduğumuzu gösterebilmek için bugün Kıbrıs Şehitleri’nde tüm kadın çalışanların, özellikle bugün de çalışan kadınlara karanfil dağıtımı gerçekleştireceğiz."

Etkinlikte öldürülen kadınların anısına siyah balonlar gökyüzüne bırakılırken, kadın cinayetlerine karşı mücadele çağrısında bulunuldu. Programın ardından CHP İzmir Gençlik Kolları üyeleri Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde kadınlara karanfil dağıtarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü andı.

Tunceli

Tunceli’de Dersim Kadın Platformu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin yürüyüş ve miting gerçekleştirildi. Dersim Kadın Platformu adına konuşan Elif Yıldız, “Kadınlar güvencesiz işlerde, düşük ücretlerle ölümle burun buruna çalıştırılıyor” dedi.

Tunceli’de Dersim Kadın Platformu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş ve miting düzenlendi. Sanat Sokağı’nda başlayan yürüyüş Kışla Meydanı’nda son buldu. Miting alanında geniş güvenlik önlemleri alınırken, alana LGBTİ bireyler tarafından hazırlanan pankart ve dövizler yasaklı olduğu gerekçesiyle alınmadı. Davul zurna eşliğinde yapılan yürüyüşün ardından Dersim Kadın Platformu adına Elif Yıldız bir konuşma yaptı.

"Krizlerin bedelini en çok kadınlar ödüyor”

Kadınların ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara ve savaşa karşı ses yükselttiğini ifade eden Yıldız, şunları kaydetti:

“Dersimli kadınlar olarak geçmişten bugüne emek, eşitlik ve özgürlük mücadelesi uğruna hayatını kaybeden işçi kadınların mücadelelerini selamlıyoruz. Ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara, savaşlara, otoriterliğe karşı sesimizi yükseltiyor; dünden aldığımız güçle tüm kadınları örgütlü mücadeleye çağırıyoruz. İnsanca koşullarda yaşamak ve emeğinin karşılığını almak için fabrika önlerinde grev yapan, Migros Depo’dan Digel Tekstil'e evde, sokakta, işyerlerinde şiddete karşı mücadele eden, Gazze’den Rojava’ya, Ukrayna’dan İran’a ve Afganistan’a, savaş koşullarında var olmaya çalışan tüm kadınları selamlıyoruz. Savaşların, yoksulluğun, krizlerin bedelini en çok kadınlar ödüyorlar.”

“Kadınlar gündelik yaşamlarını idame ettiremiyor”

Yıldız, neo-liberal politikaların en çok kadınları etkilediğini belirterek, "Kadın yoksulluğu artarken, ilk defa asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığı koşullarda, kadınlar gündelik yaşamlarını idame ettiremiyorlar. Beslenme, barınma gibi temel ihtyaçların bile karşılanamadığı, çocukların yetersiz beslenme yüzünden bodurlaştığı bu derin yoksulluğu en çok hisseden yine kadınlar oluyor.. İşsizlik ve güvencesizlik yetmezmiş gibi ekonomisinin 23 yıldır büyüdüğüyle övünen devlet, kamusal hizmet kapsamında olması gereken kreş, yaşlı-engelli bakımı gibi sorumluluklarını yok sayıyor, bu işleri kadınların üstüne yıkmaya devam ediyor. Kadınların yüzde 69’unun asgari ücret ve altında çalıştığı koşullarda kamusal kreş ve bakım evlerinin yokluğu, kadın istihdamının önünde bir engel olarak durmaya devam ediyor” dedi.

“Ataerkil sistem kadınları eve hapsediyor”

Kadın mücadelesine yönelik baskının sistematik olduğunu söyleyen Yıldız, “Kadınlar bu ataerkil iş bölümü yüzünden ya eve hapsedilip, toplumun, ekonomik açıdan en zayıf kesimi haline getirilip geleceksizleştiriliyor ya da güvencesiz işlerde, düşük ücretlerle ölümle burun buruna çalıştırılıyorlar. Bizler kadın mücadelesine dönük tüm baskı ve şiddet politikalarının dönemsel değil; stratejik, sistematik olduğunun farkındayız. Karşımızdaki olumsuz tabloya, dünya genelinde faşizmin ve köktendinciliğin kendisini kurumsallaştırma girişimlerine rağmen, kadınların yaşamın her alanına eşit ve özgür katıldığı, gerçek anlamda demokrasinin, barışın, laik bir yönetim biçiminin inşa edildiği bir ülke yaratmanın mümkün olduğunu biliyoruz” diye konuştu.

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.