Yüksekova Güncel

Bakırhan: ‘Demokratik Cumhuriyet hareketini bugünden itibaren başlatıyoruz’

Politika

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin 5’inci Büyük Olağan Kongresi’nde konuştu.

Konuşmasında partisinin geçmişten bugüne maruz kaldığı baskılara, Türkiye’nin siyasi tarihine, Kürt meselesine ve demokratik toplum sürecine değinen Bakırhan; yerel yönetimlerden ekoloji mücadelesine, ekonomiden demokrasiye kadar çeşitli alanlarda eksikliklerin bulunduğunu söyledi.

Bakırhan, DEM Parti’nin önümüzdeki dönemde yalnızca mevcut siyasete itiraz eden değil, Türkiye’nin yönetimine talip olan bir siyasi güç olarak hareket edeceğini ifade etti.

‘Baskılara rağmen demokratik siyasette yürümeye devam edeceğiz’

Siyasi hareketlerin gücünün geçmişiyle yüzleşme cesaretinden geldiğini belirten Bakırhan, partisinin uzun yıllar boyunca yoğun baskı ve haksızlıklara maruz kaldığını söyledi.

Baskılara rağmen ayakta kaldıklarını belirten Bakırhan, “Bugün buradayız, demokratik siyasette halen yürüyoruz. Söz olsun yaşamını yitirenlere ve zindandaki yoldaşlarımıza. Demokratik siyasete kararlı yürüyüşümüze devam edeceğiz. Bu eser sizin. Cumartesi annelerinin, barış annelerinin, bugün burayı dolduran delege arkadaşlarımızın ve halklarımızındır” dedi.

‘Noksanlıklarımızın farkındayız’

DEM Parti’nin yerel yönetim, demokrasi ve şeffaf belediyeciliğin adresi olduğunu belirten Bakırhan, ancak partinin bu alanlarda hedeflediği düzeye ulaşamadığını söyledi.

Bakırhan, belediyelerin yanı sıra parti örgütlerinin de sorumluluğu bulunduğunu belirterek, kadro yetiştirme ve yeni kuşakları siyasete dahil etme konusunda daha yaratıcı adımlar atılması gerektiğini ifade etti.

“Bu gerçek. Ama bu alanda da hedeflediğimiz düzeyde değiliz. Bazı belediyelerimizde istediğimiz karşılığı henüz alamadık. Bunun sorumluluğu yalnızca belediyelerimizde değil, ilgili kurullarımızdadır, bizdedir. Kendi kadromuzu yetiştirme, yeni kuşakları siyasetin içine çekme konusunda daha yaratıcı adımlar atabilirdik. Bu konudaki noksanlığımızın bilincindeyiz. Türkiye’de büyük bir ekonomik kriz var. Ama bu krize denk düşen bir emek mücadelesini istediğimiz düzeyde hayata geçiremedik. Halklar ve inançlar konusunda en özgürlükçü partiyiz. Ama Türkiye’deki halklarla, farklı inançlarla bağ kurmakta daha iyisini yapabilirdik. Türkiye’nin her köşesinde büyük doğa tahribatları yaşanıyor. Ekoloji mücadelesi, belki de ortaklıklarımızı en çok genişletebileceğimiz alan. Nerede bir tahribat varsa orada olmaya çalıştık, tepkimizi gösterdik. Ama güçlü bir ekoloji mücadelesi konusunda çabalarımız yeterli olmadı. Barış ve demokratik toplum sürecini toplumun tümüne mal etme, onu gerçek anlamda toplumsallaştırma konusunda da eksik kaldığımız yerler oldu” diye konuştu.

‘Artık yamaların olmadığı bir Türkiye’ye ihtiyaç var’

“Şimdi direnişimizin yanına inşayı koyma ve Demokratik Cumhuriyeti inşa etmek için yola koyulma vaktidir” diye ifade eden Bakırhan, DEM Parti olarak geleceği inşa etmek için geçmişe saplanmayacaklarını söyledi.

Geçmişle yüzleşmeden geleceğin sağlam kurulamayacağını belirten Bakırhan, Cumhuriyetin yüz yıllık tarihinin farklı siyasi müdahaleler ve krizlerle şekillendiğini belirtti:

“Ancak geçmişe de projeksiyon tutmazsak geleceği sağlam kuramayız. Cumhuriyet’in yüz yılı, kuruluş iddiasının aksine bir hikâye ortaya çıkardı. Ülkenin üzerine dikilen dar elbiseye birçok çevre yama yapmaya çalıştı. Bunu bazen Kemalistler, bazen İslamcılar, bazen de milliyetçiler yaptı. Ama bu yamalı elbise toplumun üzerine olmadı. Bu yüzyılda birbirimizi çok yorduk. Artık yamaların olmadığı, artık hepimizi kapsayacak bir Türkiye’ye, bir Cumhuriyet’e, bir demokrasiye ihtiyaç var. Yeni bir toplumsal mutabakata ihtiyaç var. Türkiye’nin siyasi tarihi bitimsiz krizlerin tarihidir. 1925’lerde Takrir-i Sükûn, 1950’lerde Vatan Cephesi, 60’larda darbeciler, 70’lerde Gladyo, 80’lerde Evren ve darbesi, 90’larda kontrgerilla. 1950’lerin başında Menderes’in girişimleri 27 Mayıs darbesiyle son buldu. 60’larda Türkiye’nin devrimcileri tarihsel sorunların çözümünde ufuk açtı. Her türlü zulme ve baskıya maruz kaldılar. Buradan zulme uğrayan, baskı gören ve yaşamını yitiren aramızda olmayan bütün sol, sosyalist devrimci yoldaşları da saygı ve minnetle anmak istiyorum.”

‘Yüzyıl Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin ve emekçilerin yüzyılı olacak’

Türkiye’nin siyasi tarihinde Kürt sorununa çözüm arayan girişimlerin de müdahalelerle karşılaştığını savunan Bakırhan, farklı dönemlerde yaşanan süreçlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

“70’lerde Ecevit harekete geçti, Gladyo devreye girdi. 90’larda Özal barış için çabaladı ve kontrgerilla müdahale etti. Daha sonra Erbakan ve Erdal İnönü inisiyatif aldı ama onlar da norm dışı devletin müdahalesine maruz kaldı. 2000’lerde de yargı darbeleri, baskı, zulüm, yoksullukla krizler derinleşti. Tarihin hiçbir döneminde ülke rahat nefes alamadı ama siyaset kurumu da hep yama peşinde koştu. Türkiye halkı hep ekonomik, siyasi, toplumsal krizler girdabında debelenip durdu. Enerjimizi birbirimize değil, başka alanlara harcasaydık, şu anda bambaşka bir Türkiye’de yaşıyor olacaktık. Türkiye, içerideki dar korkular yüzünden sadece içeride değil, dışarıda da büyük bir maliyet ödedi. Ancak hepimiz için artık hatadan dönme zamanıdır. Küresel planlara karşı birlik olma, bölgesel fırsatlar için ortak mücadele etme zamanıdır. Bu ülke, bu insanlar sonu gelmeyen krizleri hak etmiyor. Biz iddialıyız. Bu ülkeyi krizlerin ülkesi olmaktan çıkarmaya kararlıyız. Cumhurbaşkanı da Cumhur İttifakı da bu sürece ‘Türkiye Yüzyılı’ diyor. Emin olun süreç başarıya ulaşırsa gerçekten yüz yıl Türkiye’nin olacak. Yüzyıl Kürtlerin, Alevilerin, ezilenlerin ve emekçilerin yüzyılı olacaktır” ifadelerine yer verdi.

‘Gerçek bir yüzyıl barışla, hukukla, demokrasiyle olur’

Bakırhan, Türkiye’nin yeni bir döneme girmesi gerektiğini belirterek demokrasi, hukuk, adalet ve eşitlik vurgusu yaptı:

“Gerçek bir yüzyıl barışla, hukukla, demokrasiyle olur. Buyrun, gelin rejimin parametresini demokrasi, hukuk, adalet ve eşitlik ilkeleri etrafında örelim. Demokratik Türkiye yüzyılına adım atalım. İşte bunu başarmak, siyaset kurumunun emek vermesine ve sürece cesaretle sahip çıkmasına bağlıdır. Bu inanç, bu cesaret DEM Parti’de var, bu salondur. Önümüzdeki yüzyılı kurtarmaya kararlıyız. Bir daha geçmiş yüzyılda Kürtlerin, Türklerin, Alevilerin, bu ülkede yaşayan emekçilerin, yoksulların aynı zulüm, baskı ve ekonomik yoksul içinde yaşanmaması için kararlı bir şekilde bu yola revan olmaya hazırız. Herkes önyargılarını kırar, korkularını bitirir, çıkarını halkın çıkarının arkasına koyarsa, sadece yüz yılı değil bin yılı da kurtarırız.”

‘Yeni bir dönemin başladığının bilincindeyiz’

Güçlü ve büyük Türkiye’nin nasıl kurulacağı konusunda yıllardır farklı görüşlerin karşı karşıya geldiğini belirten Bakırhan, DEM Parti’nin bunun demokratik ve eşitlikçi bir Türkiye ile mümkün olduğunu vurguladı:

“Güçlü ve büyük Türkiye’ye inanıyoruz. Fakat bunun nasıl olacağı konusunda yıllarca ayrıştık. Bize göre güçlü ve büyük Türkiye, demokratik olan, bütün kimliklere ve inançlara eşit mesafede duran bir düzlemde mümkündür. Kürtler kurucu bir aktör olursa Türkiye güçlenir. Ortadoğu istikrar kazanır. Ortadoğu’yu barışın ve yaşamın coğrafyası haline getirebiliriz. Artık, yüz yıllık Sykes-Picot parantezini kapatmanın zamanı geldi. Yeni bir dönemin başladığının bilincindeyiz. DEM Parti olarak bu sürece hazır olduğumuzu dile getirmek istiyorum. Bu konuda endişe duyan siz değerli arkadaşlarım, endişelenmeyin. Siz varsınız, emekçiler var, devrimciler var, Türkiye halkları var, kadınlar, gençler, Aleviler var. Birbirimize güvenelim, sürece güvenelim ve bu endişelerimiz yerine daha güçlü mücadele ortaya koyarak bu süreci başarıya ulaştıralım.”

’86 milyonun ortak geleceği’

Toplumun, siyasetin ve devletin değiştiğini belirten Bakırhan, DEM Parti’nin de bu değişime göre siyasetini yeniden şekillendireceğini söyledi:

“Toplum, siyaset ve devlet değişiyor. Dünyada siyaset başka bir kulvara giriyor. Saatin akrebi yerinden oynadı; artık zamanı ve siyaseti eski noktada tutamayız. Biz de değişeceğiz, bu değişime göre konumlanacağız, ayakta kalacağız ve yönetim iddiamızı en güçlü biçimde ortaya koyacağız. Özellikle bu 10 yıllık süreçte konjonktürel tercihlerimiz oldu. Kategorik olarak Türkiye’deki hâkim iki siyasal geleneğin çizgisini kendi çizgimiz olarak asla görmedik. Kendi yolumuzu belirledik. Tabanımızın önceliklerini ve Türkiye halklarının çıkarını önceledik. Konjonktüre göre hamle yapmak, strateji belirlemek siyasetin gereğidir. Biz de ilkelerimizden taviz vermeden hep bunu yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Verdiğimiz kararların sevabı da günahı da bizimdir. Her dönem verdiğimiz kararlarla siyasete yön verdik. Her zaman siyasal önceliklerimize göre pozisyon alıyoruz. Önceliklerimize rehberlik eden tek şey, kendi çizgimiz ve 86 milyonun ortak geleceğidir.”

‘Artık oyun bozan değil, oyun kuran konumdayız’

DEM Parti’nin artık yalnızca mevcut siyasi dengelere itiraz eden bir parti olmadığını belirten Bakırhan, “üçüncü yol” vurgusu yaptı:

“Şimdi artık sadece oyun bozan değil, oyun kuran ve Türkiye’yi yönetmeye aday bir konumdayız. Yüz yıllık Cumhuriyet tarihinde bu ülkeyi iki siyasal gelenek yönetti. Sizlere soruyorum: Hangi tarihsel sorunları kalıcı şekilde çözebildiler? Hangisi yetkiyi milletten alınca toplumun derdini unutmadı? Hangisi sorunlarımızı çözdü? Hangisi yüz yıldır içerisinde debelenip durduğumuz bu sorunların çözümü için sorumluluk aldı. Çok açık söylüyoruz: Ne AKP öncesi Türkiye bir cennetti, ne de AKP dönemi bir tür modern asr-ı saadettir. Bizim iddiamız ve çözümümüz farklı. Başka bir siyaset anlayışının mümkün olduğuna inanıyoruz. Müstakil siyasetimizi güçlendirmek için inançla ve kararlılıkla yolumuza bakacağız. Biz Türkiye’de demokrasi hastalığının mutasyon geçirdiğini düşünüyoruz. Ancak bazıları hâlâ eski reçetelerde dermanı arıyor. Türkiye’de devlet, toplum, sermaye dönüştü. Artık biz de demokrasi mücadelesinde yeni yol ve yöntemler bulmalıyız. Bugün siyasal mücadelemizi her zamankinden daha güçlü şekilde 3’üncü Yol’da kuruyoruz. İlle de hak diyoruz, ille de halk diyoruz, ille de ezilenler diyoruz, ille de demokrasi, ille de hukuk diyoruz. Yolumuz üçüncü yoldur, yolumuz demokrasi ve barıştır. Çünkü yolumuz halkın yoludur. Yoksulun, kadının, inançların, kimliklerin, emekçinin, ezilenin yoludur. Bu yolda başarıya ulaşmak için daha fazla emek vereceğiz. Daha fazla emek vermemiz gerekiyor. Bunu vereceğimize olan inancımızı da tekrarlamak istiyorum.”

’86 milyonun hakkını koruyarak yönetmeye hazırız’

Ekonomi, ekoloji, istihdam ve üretim alanlarında partinin kapasitesini güçlendireceklerini belirten Bakırhan, şöyle devam etti:

“Ekonomi, ekoloji, istihdam ve üretim kaslarımızı parti olarak daha çok güçlendireceğiz. Sadece tespit yapmayacağız, aynı zamanda çıkış yolu da sunacağız. Çok açık ifade ediyoruz: Tek bir kişiyi dışarıda bırakmadan 86 milyonun hakkını, hukukunu koruyarak, en iyi şekilde yönetmeye DEM Parti hazır. Bu ülkeyi gerçekten seven demokratlara, Alevilere, ezilenlere, Kürtlere, kadınlara çağrımızdır: Gelin demokratik bir yönetim için el ele verelim. DEM Parti sadece Kürtlerin değil; 86 milyonun aşıyla, işiyle, işçinin ve emekçinin alın teriyle, Alevi’nin eşit yurttaşlık talebiyle, Roman’ın, Çerkes’in, Arap’ın ve bütün kimliklerin ve inançların kendisini güvende hissettiği bir Türkiye için daha fazla çalışacağız, daha fazla ter dökeceğiz, inşallah başarıya ulaşacağız.”

‘Türkiye’yi yönetmeye talibiz’

Kongrenin Türkiye’yi yönetecek bir kadro ve perspektif oluşturacağını söyleyen Bakırhan, ekonomi, hukuk, eğitim, sağlık ve dış politika alanlarında değişim hedeflerini sıraladı.

“Yarından itibaren hazırlığına başlayacağımız kongre, Türkiye’yi yönetecek bir kadro ve bir perspektif kuracak. Ekonomiyi, hukuku, dış politikayı, eğitimi, sağlığı biz düzelteceğiz. Türkiye’nin bütün meselelerini çözmeye talibiz. Bunu taşıyacak siyasal birikim ve tecrübe bizde var. Ekonomide adaletli, eşitlikçi, demokratik bir düzen kuracağız. Ekmeği büyüteceğiz, üretimi güçlendireceğiz, israfı bitireceğiz. Bugüne kadar hep sermaye ve rantiyeci sınıf yedi, faturayı halk ve ezilenler ödedi. Rantiyeci kazandı, halk kaybetti. Biz bunu değiştireceğiz. Yoksul ve gureba bizim yönetimimizde hakkını alacak. Dışarıda aç ve açıkta kimse kalmayacak. Hukukta herkesi aynı terazide tartacağız. Hukuku siyasete alet eden anlayışa son vereceğiz. Çünkü hukuk hepimize lazım; hukukun kırılgan olduğu bir ülkede ne üretim ne yatırım güvende olur ne de Türkiye’nin geleceği. Demokrasiyi güçlendireceğiz. Temel hak ve özgürlükleri güvence altına alacağız. Dış politikada da aynı netlikteyiz: Kafkaslardan Avrupa’ya, Asya’dan Afrika’ya; halkların eşitliğini, bölgesel barışı, demokratik işbirliğini ve Filistin halkı başta olmak üzere ezilen halklarla dayanışmayı esas alan bir çizgiyi daha güçlü savunacağız. Bu bizim programımız. Bu bizim iddiamız. Türkiye’yi yönetmeye talibiz. Bu ülkenin kaderini beraber yeniden yazmaya talibiz.”

‘Demokratik Cumhuriyet hareketini başlatıyoruz’

Bakırhan, konuşmasının son bölümünde demokratik toplum sürecine sahip çıkacaklarını belirterek DEM Parti’nin bu sürecin “teminatı” olduğunu söyledi:

“Kimsenin şüphesi olmasın, biz bu sürecin teminatıyız. Süreci enfekte eden kim olursa olsun, ilk bizi karşısında görecek. Yumruğumuz sıkılı değil, elimiz açıktır. Göz hizasından konuşuyoruz ve gizli bir ajandamız yok. Tek bir ajandamız var, da demokratik bir Türkiye’dir. Tek bir ajandamız var, barış ve demokratik toplumdur. İşte tam da bu sürecin hepimizi ve 86 milyonu güçlendireceğine inanıyoruz. Dost ve düşman bilsin ki, dünyada, Ortadoğu’da ve Türkiye’de yeni bir dönem başlıyor. Ve biz bu döneme hazırız. Kendimizi Diyarbakır’dan sorumlu hissettiğimiz kadar Ankara’dan, İstanbul’dan da aynı düzeyde sorumlu göreceğiz. Bu konuda eksiklerimizi de gidereceğiz. Türkiye’nin her bir karışına aynı sorumluluk duygusuyla yaklaşacağız. Kimse kaygı duymasın. Yarın, bugünden daha iyi olacak. Demokratik Cumhuriyet hareketini bugünden itibaren başlatıyoruz. Tohum bugün Ankara’da, bu salonda toprağa düştü; kökü tutacak, dalı büyüyecek, gölgesi bu ülkenin her bir karışına düşecek. Yolumuz, yolunuz açık olsun.”

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.