Yüksekova Güncel

DEM Parti'den açıklama: "Suriye'deki gelişmeler süreci nasıl etkileyecek?"

Politika

Halkların Eşitlik ve Demokrast Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, "Suriye'deki  gelişmeler Türkiye'deki süreci nasıl etkileyecek" sorusunu "Bunun yanıtı başta iktidar ortaklarında olmalıdır" şeklinde yanıtladı.

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan ile Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli, DEVA Partis Genel Merkezini ziyaret etti.

DEVA Parti Genel Başkan Ali Babacan ve heyetiyle bir görüşme gerçekleştirildi. Görüşme sonrası ortak açıklama yapıldı.

Hatimoğulları, Ali Babacan ile yapılan görüşmenin 'verimli' olduğunu belirterek "Özellikle şu anda Suriye’de yaşanmakta olan süreci müzakere ettik. Kamışlı’ya gerçekleştirdiğimiz ziyaret, doğrudan muhataplarla, Suriye halklarının farklı kesimleriyle yaptığımız görüşmeler ve gözlemlerimiz ile sivil yurttaşların talepleri hakkında kendilerini bilgilendirdik" dedi.

Suriye'de yaşanan gelişmelere değinen Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

"6 Ocak’ta Halep’te Şeyh Maksut ve Eşrefiye mahallelerine yönelik çeşitli provokasyonlarla başlayan, Kürt halkına yönelik gerçekleştirilen çok ciddi saldırılar oldu. Bu saldırılar hız kesmeden farklı bölgelere yayıldı. Kamışlı’da PYD, ENKS ve farklı siyasi partilerin temsilcileriyle yaptığımız görüşmelerde net olarak verilen bilgi ve yapılan değerlendirme şuydu. Suriye tarihinde bugüne kadar bir Kürt-Arap savaşı ciddi anlamda yaşanmamış. Uluslararası güçlerin ve bazı bölge ülkelerinin komploları çerçevesinde orada ciddi anlamda bir Kürt-Arap savaşının örülmeye çalışıldığını fark ettikleri ve böyle bir şeye asla alet olmayacakları için SDG güçlerinin çekildiğini ifade ettiler.

"ATEŞKESİ BOZAN KÜRT CENAHIYMIŞ GİBİ BİR ALGI YARATILIYOR"

Yine aynı şekilde müzakereye çok ciddi bir biçimde önem verildiğini, yapılan birçok anlaşma ve mutabakata uyulması konusunda çağrıları olduğunu da özellikle belirtmeliyim. Ne yazık ki Türkiye'de belli bir kesim bir algı yaratmaya çalışıyor. Sanki Suriye'de ateşkesi bozan Kürt cenahıymış gibi bir algı yaratılıyor. Bu külliyen yanlış bir algıdır. Doğru bir algı değildir. 10 Mart Mutabakatı başta olmak üzere, 4 Ocak'ta Şam'da Şam yönetimi ve SDG yönetiminin bir araya gelerek oluşturdukları anlaşma -ki o anlaşmayı Şam yönetimi daha sonra imzalayacağız diyor- bu anlaşmaların hepsine Kürt cenahı riayet etti. Ancak ne yazık ki Eşrefiye, Şeyh Maksut gibi provokasyonlar baştan beri planlanmış olduğu için, 4 Ocak'ta yapılan o çok önemli mutabakat konusunda HTŞ tarafının imza atmadığı, “Biz mutabık olduk ama bu imzayı sonra atacağız” dediği bizlere ifade edildi. 

"KALICI BİR ATEŞKESE RİAYET EDİLMELİ"

Suriye'de ziyaret ettiğimiz Kamışlı ve diğer yerlerde yaşayan bütün Kürt halkının siyasi temsiliyetlerinin somut bir talebi var. Diyorlar ki: “Biz Türkiye'ye bu taraftan bir taş dahi atmış değiliz, Türkiye için bir güvenlik sorunu teşkil etmiyoruz. Türkiye bizim komşumuzdur, kardeşlerimiz yaşamaktadır sınırın diğer yanında. Biz Arap-Kürt savaşına ne kadar karşıysak, Türk-Kürt çatışmasına da o kadar karşıyız. Başta Türk halkı olmak üzere herkesin bunu bilmesini istiyoruz.” Ben de burada sizler aracılığıyla bunu başta Türk halkı olmak üzere Türkiye'nin bütün yurttaşlarına ulaştırmak istiyorum. Yine en önemli taleplerden biri de uzatılan 15 günlük ateşkes süresince hiçbir yere hiçbir saldırının gerçekleşmemesi. Fakat ne yazık ki bu 15 günlük ateşkes sürecinde Kobanî hala yoğun bir kıskaç altında. Kobanî'nin çevre köyleri ne yazık ki saldırı altında. Dolayısıyla biz buradan bir kez daha şu çağrıyı yapıyoruz. Oradaki halk mutabık olunan anlaşmaların hayata geçmesi için gerçek anlamda bir ateşkesin uygulanmasını istiyor. Bizler de DEM Parti olarak, kalıcı ve onurlu bir barışın inşa edilmesini, gerçekten kalıcı bir ateşkese riayet edilmesini istiyoruz."

IŞİD SORUNU

Suriye'de tutuklu bulunan IŞİD'liler hakkında konuşan Hatimoğulları, "IŞİD tehlikesi sadece Suriye için değil, sadece Irak için değil; Türkiye için de bütün dünya için de hala capcanlı, dipdiri bir tehlike olarak ortada durmaktadır. Suriye'de yeniden ortaya çıkan bu savaş ve çatışma koşullarının IŞİD'i yeniden dirilttiğinin, IŞİD'in uyuyan hücrelerini uyandırdığının hepimiz farkına varmalıyız" diye konuştu.

KOMİSYON VE SURİYE MESELESİ

Hatimoğulları, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu konuda da başta Kobanî olmak üzere Kuzey ve Doğu Suriye’de IŞİD'e karşı verilen o onurlu mücadeleyi bütün dünya halkları olarak hatırlamalıyız. Bu sürecin Türkiye cenahı tarafından değerlendirilmesine elbette son derece ihtiyaç var. Türkiye'de özellikle hükümet sözcülerinin son zamanlarda kullandıkları dil hakikaten Kürt halkını son derece yaralayan bir dil. Kullanılan bu dilin Suriye'de yaşayan Kürt kardeşlerimizi görmeyen, onlara saldıran; adeta HTŞ sözcülüğüne soyunan bir dil olmasını asla kabul etmiyoruz, etmemeliyiz. Buradan çağrımızdır: Bu dil değişmelidir. Türkiye iç barışı konuşuyor. Sayın Abdullah Öcalan'ın 27 Şubat’ta yaptığı Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı hala yerli yerinde durmaktadır. Bu çağrıya riayet etmek ve bu çağrının gerekliliklerini yerine getirmek için hep birlikte önemli adımlar atmalıyız."

Süreç ile ilgili TBMM'de kurulan komisyon hakkında değerlendirmelerde bulunan Hatimoğulları, Suriye'deki gelişmelere göre Türkiye'deki barışı şekillendirmemesi gerektiğini ifade etti.

Haitimoğulları, şunları söyledi:

"Bu komisyon da yine Suriye'deki gelişmelere bakarak çalışmalarını ilerletiyor. Mevcut iktidarın Suriye'deki gelişmelere bakarak, “Hele bakalım orada ne olacak, ona göre yeni pozisyon belirleriz” diyerek sahada ortaya çıkacak duruma göre Türkiye'deki barışı şekillendirmeye çalışmasını da son derece yanlış buluyoruz. Bunun Türkiye'nin iç barışını oluşturması ve tahkim etmesi konusunda son derece engelleyici bir yaklaşım olduğunu bir kez daha belirtiyoruz. Dört ülkede yaşayan tüm Kürtlere yönelik Türkiye'nin yaklaşımı kardeşliği bir strateji haline getirmek olmalıdır. Kardeşlik bir taktik olmamalıdır. Kardeşlik dönemsel olmamalıdır. Kardeşlik duruma göre değişebilen bir şey olmamalıdır. Kürt halkıyla kardeşliğimiz Türkiye'nin ana stratejisi haline gelmelidir. Türkiye'de, Türkiye kamuoyunda şöyle bir yanılgı oluşmamalıdır: “Suriye'de bir şeyler oluyor. Bu başka şeyleri de etkileyecektir.” Orada olsa olsa bir “Pirus Zaferi” olur. Bu bilinmeli."

SURİYE'DEKİ GELİŞMELER VE SÜREÇ

Hatimoğulları, "Suriye'deki gelişmeler Türkiye'deki süreci nasıl etkileyecek?" sorusuna yanıt verdi.

"Bunun açık ve net yanıtını hep beraber üretmeliyiz" diyen "Bunun yanıtı sadece DEM Parti'de olamaz. Bunun yanıtı sadece muhalefette olamaz. Bunun yanıtı başta iktidar ortaklarında olmalıdır. DEM Parti olarak bizim durduğumuz yer belli. Başından beri Kürt sorununun hem bölgede hem ülkede barışçıl ve demokratik bir çizgide çözülmesinden yana olduğumuzun altını sürekli çizdik. Biz aynı yerdeyiz. Biz Barış ve Demokratik Toplum Çağrısının olduğu yerdeyiz. Dilimizi de fikrimizi de zikrimizi de ona göre belirlediğimizin herkes farkında olmalı. Ancak yanı başımızda Rojava'da, Kuzey ve Doğu Suriye'de Kürt kardeşlerimiz katledilirken buna sessiz kalmamız da hiç kimse tarafından beklenmemelidir" ifadelerini kullandı.

Hatimoğulları, konuşmasına şöyle devam etti:

"Biz sadece Kürt kardeşlerimiz katledildiğinde değil, orada Türkmenlere de bir şey olsa, orada Sünni kardeşlerimize bir şey olsa; orada büyük bir Alevi katliamı gerçekleştiğinde, Dürzi kardeşlerimiz katledildiğinde de DEM Parti olarak halkların yanında bir tavır belirledik. İlkesel olarak duruşumuz da yaklaşımımız da siyasi bilincimiz de bunu salık verir. Biz bu çizgideyiz. Şimdi bu süreç Türkiye'de devam ederken yanı başımızda soydaşlarımızın, Kürt kardeşlerimizin katledilmesine elbette ki izleyici olamayız. Bu konudaki fikrimizi de zikrimizi de tavrımızı da çok net bir biçimde ortaya koyacağız. İktidarın kimi sözcülerinin “Bu süreç DEM Parti tarafından farklı bir çizgiye çekilmektedir” sözlerini ve buna hizmet eden kalemşorları da asla kabul etmeyiz, etmeyeceğiz. Tavrımız açıktır, nettir ve sarihtir. Biz Türkiye'nin iç barışının neden tahkim edilmesi gerektiği, bölgesel gelişmelerin neden bunun önünü açtığı ve buna neden yol açılması gerektiği konusunda netiz, hemfikiriz.

"HEP BİRLİKTE ELİMİZİ TAŞIN ALTINA KOYALIM"

Bölgedeki güç dizilimleri değişmedi. Ortadoğu yeniden inşa edilirken, Sayın Bahçeli'nin bizimle el sıkışmasına sebep neyse hala yerli yerinde durmaktadır. Suriye'deki bu son gelişmeler, yerli yerinde duran o gerçekleri değiştirmemiştir. Dolayısıyla biz Türkiye'nin iç barışını tahkim etmesini önemsediğimiz kadar, Suriye'de de bir iç barışın tahkim edilmesini önemli buluyoruz. Buradan hem iktidara hem bütün muhalefet güçlerine çağrımızdır: Gelin, Suriye'nin barışını inşa etme konusunda hep birlikte elimizi taşın altına koyalım. Gelin, bütün farklı halkların ve inançların, Alevilerin, Dürzilerin, Hıristiyanların, Türkmenlerin, Sünnilerin, mütedeyyinlerin, sekülerlerin, yani herkesin eşit yurttaşlık hakkının tanımlandığı demokratik bir Suriye'nin kurulmasına hep birlikte katkı verelim.

"TÜRKİYE’NİN GÜVENLİĞİ AÇISINDAN DA ÖNEMLİDİR"

Şunu unutmayalım ki barışını tesis etmiş, demokratik zeminde halklarla sorunlarını çözmüş bir Suriye'nin komşumuz olması Türkiye’nin güvenliği açısından da en önemli sonuç olur. Türkiye o zaman gerçekten çok daha güvende olur. Aynı şekilde Türkiye için de seslenmek istiyorum. Bizler Türkiye'nin barışının tesis edilmesinin önemli olduğu kanaatindeyiz. İç barışı geliştirmek ve tahkim etmek için Kürt sorununa yaklaşımda köklü bir değişim olmalı, dilde değişim olmalı. Aynı dili kullanarak, 100 yıllık inkarcı dili kullanarak bir çözümün üretilemeyeceğini de başta bu dili kullananlar bilmektedir. Buradan yine iktidara ve bütün muhalefete çağrımız, barışı ülkemizde de bölgede de tesis etmek için elimizden gelen her türlü çaba içinde olmamız. 

"GELİN, MÜRŞİTPINAR SINIR KAPISINI AÇALIM"

Bugün Kobanî kuşatma altında. Kobanî'nin suyu kesildi, elektriği kesildi. İnterneti yok. Neden? Çünkü SDG güçleri Rakka'dan çekildiği andan itibaren Rakka'dan gelen elektrik kesildi. Bu da HTŞ'nin bu ülkeyi nasıl yöneteceğini göstermektedir. Sivilleri açlıkla, susuzlukla terbiye etmeye çalıştıklarının göstergesidir. Buradan bir kez daha diyoruz ki: “Gelin, Türkiye'de Mürşitpınar Sınır Kapısını açalım ve bir insani yardım koridoru oluşturalım. Hep birlikte oradaki Kürt kardeşlerimizle insani yardım temelinde dayanışma içinde olalım.

Yine bir çağrımız da bütün muhalif kesimleredir. Şam yönetimi ile görüşecek, Kuzey ve Doğu Suriye'deki yönetimle görüşecek, Suriye'deki bütün taraflarla görüşecek bir heyet pekala oluşturulabilir. Bu heyet gidip bu görüşmelerini gerçekleştirebilir, saha gözlemleri yapabilir, raporunu gelip Türkiye halklarıyla, kamuoyuyla, dünya kamuoyuyla paylaşabilir. Bunun da bu sürece pozitif bir hizmet sağlayacağına inanıyoruz."

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.