Yüksekova Güncel

Kılıçdaroğlu’ndan çerçeve yasa açıklaması: TBMM merkezli yürütülmelidir

Politika

Mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığı görevine getirilen Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Merkezi’nde düzenlediği basın açıklamasında Kürt meselesinin demokratik çözümüne dair sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Açıklama sırasında basın mensuplarının soru yöneltmesine yer verilmezken, kürsüde iki mikrofon yer aldı. Toplantıyı sınırlı sayıda basın mensubu takip etti.

Kılıçdaroğlu, sürecin TBMM çatısı altında yürütülmesi gerektiğini belirterek, çerçeve yasanın açık hukuk ilkelerine dayanması çağrısı yaptı.

‘Çerçeve yasa açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalı’

Kılıçdaroğlu, “Sürecin tüm aşamaları bundan sonra da TBMM merkezli yürütülmelidir. Çerçeve yasa açık hukuk ilkelerinin ürünü olmalıdır. Silahsızlanma gerçek, denetlenebilir ve geri dönüşsüz olmalıdır. Demokratik siyasetin alanı genişletilmelidir. Üniter yapı ve egemenlik ilkesi korunmalıdır” dedi.

Dört başlık sıraladı

Kılıçdaroğlu, kalıcı çözüm için dört temel başlığın birlikte ele alınması gerektiğini ifade etti. Bunları; silahsızlanma ve örgütsel tasfiye, demokratik ve hukuki reformlar, Irak ve Suriye’deki bağlantılı silahlı yapılara ilişkin bölgesel güvenlik düzenlemeleri ile dış müdahaleleri sınırlandıracak egemenlik stratejisi olarak sıraladı.

‘TBMM çözümün adresidir’

Kılıçdaroğlu, 2013’teki çözüm sürecinde de sorunun çözüm adresi olarak TBMM’yi işaret ettiklerini belirterek, bugün gelinen noktada Meclis’in bu görevi üstlendiğini söyledi. Sürecin hukuk devleti, demokratik siyaset ve eşit yurttaşlık ilkeleri temelinde ilerlemesi gerektiğini ifade etti.

Cemal Canpolat’tan açıklama

CHP Genel Başkan Yardımcısı Cemal Canpolat, sürece ilişkin yaptığı yazılı açıklamada, gerçek barışın kimlik ve inanç özgürlüğüyle mümkün olacağını belirtti.

Canpolat, “Bugün hepimize düşen görev kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil, insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hale gelir. Bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim” ifadelerini kullandı.

Farklılıkların tehdit değil, ortak zenginlik olarak görülmesi, acıların paylaşılması, sevincin çoğaltılması ve geleceğin birlikte inşa edilmesi gerektiğini belirten Canpolat’ın “Yurtta Barış, Dünyada Barış” başlığıyla paylaştığı açıklamada şunlar kaydedildi:

“Bu topraklar, yüzyıllar boyunca farklı kimliklerin, farklı inançların, farklı dillerin ve kültürlerin ortak yaşamına ev sahipliği yaptı. Sevinçlerimizi de acılarımızı da aynı gökyüzünün altında paylaştık. Tarih boyunca bizi ayrıştırmak, birbirimize düşürmek ve ortak geleceğimizi zayıflatmak isteyen pek çok girişim oldu. Ancak bu ülkenin en büyük gücü farklılıklarına rağmen bir arada yaşayabilme iradesidir.

Bugün, her zamankinden daha fazla birlik, kardeşlik, sağduyu ve barışa ihtiyaç duyuyoruz. Çünkü çevremizde yaşanan savaşlar, çatışmalar ve insani trajediler sadece sınırların ötesinde kalmıyor; acısı, göçü, yoksulluğu ve şiddeti hepimizi etkiliyor. Suriye’de, Irak’ta ve dünyanın birçok bölgesinde yaşanan savaşlar, yüz binlerce insanın hayatını altüst etti. Bu acılar bize bir gerçeği tekrar hatırlatıyor; savaşın kazananı yoktur, gerçek zafer, barışı inşa edebilmektir.

‘Silahların susması kadar önyargıların sona ermesi gerekir’

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta barış, dünyada barış’ sözü, yalnızca bir dış politika ilkesi değil, insanlığın ortak vicdanına seslenen evrensel bir çağrıdır. Bu söz, ülke içinde huzurun, adaletin ve toplumsal dayanışmanın, dünyada ise karşılıklı saygının, diplomasinin ve barışın temel alınması gerektiğini anlatır.

Dünyada yıllarca süren çatışmaların ardından barışın mümkün olduğunu gösteren örnekler vardır. Önemli olan geçmişin acılarını unutmadan, geleceği birlikte kurabilecek cesareti gösterebilmektir. Barış silahların susması kadar, önyargıların sona ermesi, insanların birbirini anlamaya çalışması ve ortak bir gelecek için el ele vermesidir.

‘Ayrıştıran değil birleştiren bir anlayış geleceğe mirastır’ 

Bu ülkenin Kürtleri, Türkleri, Alevileri, Sünnileri, farklı etnik kökenlerden, inançlardan ve yaşam biçimlerinden tüm vatandaşları eşit haklara sahip, aynı geleceği paylaşan insanlardır. Kimsenin kimliğinden, inancından ya da düşüncesinden dolayı dışlanmadığı, herkesin kendini özgürce ifade edebildiği, hukukun üstünlüğüne dayanan bir toplum, gerçek barışın en sağlam teminatıdır.

Farklılıklarımız bizi zayıflatan değil, zenginleştiren değerlerdir. Birbirimizi dinleyerek, anlamaya çalışarak ve ortak insani değerlerde buluşarak daha güçlü bir toplum olabiliriz. Ayrıştıran değil birleştiren, nefret dili yerine sevgi ve saygıyı büyüten bir anlayış, geleceğe bırakabileceğimiz en değerli mirastır.

‘Barış adaletle  kalıcı hale gelir’

Bugün hepimize düşen görev kin yerine empatiyi, öfke yerine sağduyuyu, çatışma yerine diyaloğu ve nefret yerine sevgiyi büyütmektir. Çünkü barış yalnızca devletlerin imzaladığı anlaşmalarla değil, insanların birbirine duyduğu güvenle, adaletle ve vicdanla kalıcı hâle gelir.

Gelin, bizi ayrıştırmak isteyenlere karşı dayanışmayı büyütelim. Farklılıklarımızı bir tehdit değil, ortak zenginliğimiz olarak görelim. Birbirimizin acısını paylaşalım, sevincini çoğaltalım ve geleceğimizi birlikte inşa edelim.

Barış; yalnızca savaşın olmaması değil, adaletin, eşitliğin, özgürlüğün ve insan onurunun güvence altında olduğu bir yaşamdır. Hep birlikte daha huzurlu, daha adil ve daha umut dolu bir gelecek için tek yürek olalım.”

Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.