Yüksekova Güncel

‘Kürt kadınları Paris katliamının hesabını soracak’

Politika

Grup toplantısında konuşan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, İmralı’da başlatılan görüşmelerin adım adım ilerletilmesi ve eşitlik hukukuna dayalı onurlu bir barışın tesis edilmesinin herkesin boynunu borcu olduğunu belirterek, "Bizler bu yolda bedeller ödedik.

Şikayetçi değiliz. Bilerek bunlara katlandık. Bunun toplumsal mücadelenin gereği olduğuna inandık. Bizimle acıyı paylaşmadığınız gelin barışı paylaşın diyoruz. Biz herkesi onurlu barışın tarafı olmaya davet ediyoruz. Onurlu bir barış ve özgürlük mutlaka gelecek” diye konuştu. 

BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, partisinin grup toplantısında partililere seslendi. Çok sayıda kadının ve kadın kurum temsilcisinin katıldığı grup toplantısında Kışanak’ın konuşması öncesinde BDP Grup Başkan Vekili Pervin Buldan, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle kısa bir konuşma yaptı. Salonda bulunan kadınlara karanfillerin dağıtıldığı toplantıda konuşan Kışanak, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olması nedeniyle konuşmasını kısa tutarak, sözü kadın kurumu temsilcilerine bırakacağını söyledi.

‘8 Mart kadınlara bırakılan mücadele mirasıdır’

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kadınlara bırakılmış mücadele mirası olduğunu vurgulayan Kışanak, “İnsanlık tarihi boyunca eşitlik ve adalet mücadelesi bitmemiştir. Kadınlar da bunda özgün ve özel bir yeri temsil etmektedir. Kadınlar hem toplumsal düzenin eşitlikçi ve adil olması için mücadele ederken, bir taraftan da kadın olarak eşit haklara sahip olmak ve özgür olmak için mücadele yürütmüştür” dedi. Kışanak, 8 Mart’ın tarihçesini anlatarak, “İşte bu gün böylesine önemli bir mücadele mirası üzerine kadınların ortaya çıkardığı bir değerdir. Bizler bu güne özgürleşme mirası olarak bakıyoruz” dedi. 

‘Kürt kadınları Paris katliamının hesabını soracak’

Kışanak, Kürt kadınlarının yıllardan beri kadın özgürlük mücadelesini yükselten çabaları olduğunu hatırlatarak, 8 Mart’ta bir hafta boyunca kadın iradesinin açığa çıkması, kadına yönelik ayrımcılığın farkına varılması ve mücadele edilmesi için eylemler yapılacağını söyledi. Kışanak, “Eylem ve etkinlikleri Paris’te katledilen 3 Kürt kadın siyasetçiye adadık. Bu 3 arkadaşımız kadınların birey ve toplumsal olarak hak ve özgürlüklerini savunan ve gelişmesi için mücadele eden değerli kadın önderlerdi. Sara, Leyla ve Fidan Paris’te katledildiler. Bu tabi ki bir bütün olarak Kürt halkının özgürlük mücadelesine yönelik bir saldırıydı. Barış ve çözüm çabalarına yönelikti ama özel olarak da kadın özgürlük mücadelesine yönelik bir saldırıydı. Biz kadınlar bütün karanlıkta kalan olayların aydınlatılması için mücadele edeceğiz, ama Paris katliamının aydınlatılması ve katillerin adalet önünde kadınlara hesap vermesi bizim için en temel mücadele gerekçesinden birisidir. Bu 3 kadın şahsında kadınlara gözdağı verilmek istenmiştir. Buna karşı yanıtımız daha fazla özgürlük, barış ve çözüm mücadelesi olacaktır. Kürt kadınları bunun hesabını soracaktır” ifadesini kullandı. 

Kadınlara çağrı


“Bu mücadele hepimizin mücadelesi. Bu mücadele kadınların mücadelesi” diyerek kadınlara seslenen Kışanak, “Karadeniz’de çay çırpması yapan tüm kadınlara, Çukurova’da portakal bahçesinde çalışan kadınlara, İstanbul’da atölyede ter döken kadınlara, akşam masaya bir çorba koyamayacak yoksulluğu çeken kadınlara, Roboski’de yakınlarını yitiren kadınlara, canından daha çok sevdiği evlatlarını bu savaşta yitiren barış annelerine, çocuklarını askere gönderip sağ dönmesi için dua edene ama bir gün kapısı çalınınca acı haberi alan tüm analara, evlatlarının mezarını bile bulamayan Cumartesi annelerine buradan partimiz ve DÖKH adına saygı ve sevgilerimizi sunuyoruz. Biz hepimiz hep beraber bu ülkeyi selamete çıkaracak kadın gücünü oluşturabiliriz. Bu ülkenin sorunlarını çözmek için tüm kadınları daha fazla mücadeleye davet ediyorum” dedi. 

Karadenizli kadınlara çağrı

Kışanak, kürsüye Karadeniz fuları ile çıktığını ve fuların partilerine zarfla gönderildiğini belirterek, “Üzerinde, ‘Bir Trabzonlu olarak HDK’ye yapılan saldırıyı kınamak için bunu size gönderiyorum. Kardeşliğin, barışın ve çözümün sembolü olsun’ yazısı vardı. İşte bu ülkede halkımızın, insanlarımızın gönlünde yatan budur. Arzuladıkları ve umut ettikleri budur. Bütün etnik ve inançsal farklılıkları ile yan yana birlikte ama özgür ve eşit olarak yaşayabilmektir. Ben bu duygunun çok güçlü olduğuna inanıyorum. Bütün kışkırtmalara rağmen halen en güçlü duygu olduğuna inanıyorum. Bu nedenle başaracağız. Karadeniz’deki kadınlara seslenmek istiyorum; biliyorum gönlünüzde ve yüreğinizde herkese yer var. Yıllanmış acılar da var. Ama kapınızı barışa ve çözüme açın. Kapınıza gelen barış ve çözüm umudunu büyütmek için siz de bu mücadeleye el verin. Aksi taktirde kapımızı ölüm haberleri vermek için gelenler çalıyor” diye konuştu.

‘Süreçlerde kadınlar eşit ve güçlü temsille yer almalı’

Kışanak, dünyadaki müzakere ve barış süreçlerinde kadınların rol almak için çalıştığını ve kadınların güçlü katıldığı süreçlerin çok daha hızlı yol aldığını vurgulayarak, “Bu süreçlerde olumlu sonuçlar alınmıştır. Çok fazla katılım da olmamıştır. BM kadınların barış süreçlerine etkin ve eşit katılması için önemli bir karar almıştır. AB’nin Üsküp Deklarasyonu’nda da bu teyit edilmiştir. Biz başlama ihtimali olan müzakere sürecinde kadınların hem resmi heyetlerde, hem oluşturulacaksa gözlemci heyetler gibi tüm oluşumlar içinde kadınların eşit ve güçlü temsiline ihtiyaç olduğunu ifade etmek istiyorum” diye konuştu. 

‘Türkiye’de her gün yaklaşık 5 kadın katlediliyor’

Türkiye’nin 134 ülke içinde cinsiyet eşitliği konusunda 126. sırada olduğunu vurgulayan Kışanak, bu hesaplamanın bütün kriterler göz önünde bulundurularak yapıldığına işaret etti. Kışanak, “Bu kadar büyük bir ülke olduğunu söyleyerek övünmeye çalışan bir ülkede kadınların içinde bulunduğu durum budur. Bu gerçeği kabul ederek, bu konudaki iktidar politikalarının rolünü görerek mücadele etmek lazım. 12 yıldır iktidar olan AKP’nin bunlar yokmuş gibi konuşması anlaşılır değil. Türkiye’de her gün yaklaşık 5 kadın katlediliyor. Bunu sadece görünür olmakla izah etmeye çalışan zihniyet bu şiddeti yeniden üretir. Konu sadece şiddetin görünür olması değil erkek egemen zihniyetin kadına şiddet uygulamayı kendisine hak olarak görmesidir. Kadın ikinci sınıf veya erkekten daha eksik, yeteneksiz değildir” dedi. Kışanak, kadınların da en az erkekler kadar becerikli, yetenekli, iradeli ve her şeyi yapma hakkına sahip olduğunu söyledi. 

‘Erkek egemen zihniyetten kurtululması gerekiyor’


“Bu kadar net bir eşitlik yaklaşımına sahip olmayan hiçbir iktidar kadına yönelik şiddeti engelleyemez. Tam eşitlik yaklaşımı olmadan kadınlara yönelik şiddeti önlemek, kadınları bu ülkede hak ettikleri sosyal, ekonomik ve siyasal pozisyonları mümkün kılmak mümkün değildir” diyen Kışanak, hükümete seslenerek, “Bahane üretmeyin, eleştirileri haksız görmeyin ve erkek egemenlik zihniyetinden bu ülkeyi kurtarmaya çalışın. Erkek egemen zihniyet kurtululması gereken bir illet ve hastalıktır” dedi. Kışanak, salonda bulunan erkek milletvekillerinin gülmesi üzerine, “Bunu bir espri olarak söylemiyoruz. Bu anlayıştan kurtulamazsanız siz de, kadınlar da özgür olamaz” dedi. 

‘Kadınların özgürlük ve eşitlik anlayışı suç sayılmaya çalışıldı’

Kışanak, modernist kalıplar içinde rahat hareket edebilme kabiliyetini eksik bir özgürlük anlayışı olarak gördüklerini vurgulayarak, “Demokratik yaşamı eşit ve özgürlükçü bir şekilde kurarsak bu modernitenin kadına yönelik olacağını söylemek lazım” dedi. Kışanak, cezaevinde 2 kadın milletvekili ile birlikte 500’ü aşkın politik Kürt kadının tutsak olarak tutulduğunu belirterek, şunları kaydetti: “Yaşananlar bu arkadaşların rehine politikasının sonucu olarak orada olduğunu gösterdi. Cinsiyet kotası, kadın konferansı organize etmek, bunlara katılmak ve konuşmak suç olarak algılandı. Davalar kapsamında kadınların özgürlük ve eşitlik anlayışı dava konusu edilip suç sayılmaya çalışılmıştır. Siyasi operasyonlar olduğu için bu arkadaşlara tutsak diyoruz. Ortada bir tane şiddet unsuru veya silah yok” dedi. Kışanak, başta kadın tutsaklar olmak üzere tüm tutsakların özgürlüğüne kavuşması gerektiğini savunduklarını kaydetti. Kışanak, İmralı’da başlatılan görüşmelerin adım adım ilerletilmesi ve eşitlik hukukuna dayalı onurlu bir barışın tesis edilmesinin herkesin boynunu borcu olduğunu belirterek, “Bizler bu yolda bedeller ödedik. Şikayetçi değiliz. Bilerek bunlara katlandık. Bunun toplumsal mücadelenin gereği olduğuna inandık. Bizimle acıyı paylaşmadığınız gelin barışı paylaşın diyoruz. Biz herkesi onurlu barışın tarafı olmaya davet ediyoruz. Onurlu bir barış ve özgürlük mutlaka gelecek” diye konuştu. 

Çalağan: Baskılara rağmen alanlara çıkacağız

Kışanak’ın konuşmasının ardından kurum temsilcilerine kısaca söz hakkı verildi. KESK’li kadınlar adına konuşan KESK Kadın Sekreteri Canan Çalağan, yıllardır alanlarda talepleri ifade ettiklerini, Meclis kürsüsünde bunu yapmanın da anlamlı olduğunu belirterek, “Biz KESK’li kadınlar olarak 8 Mart’ta yaşamımızı kuşatan güvencesizliğe, şiddete ve savaşa karşı hizmet üretmeyerek alanlara çıkmaya hazırlıyoruz. Baskılara rağmen kimliğimize özgürlük diyerek alanlarda olacağız. 19 Şubat sabahı 1 yıl içinde 4’üncü kez sendikamıza ve evlerimize girilerek, 13’ü kadın 60 üyemiz tutuklandı. Hükümetin ne istediğini biliyor ve mücadelemizden vazgeçmiyoruz” dedi. 

Barış annesi Ergin: Barış hiçbir şey kaybettirmez

Çalağan’ın ardından Barış Anneleri adına konuşan Döndü Ergin, "Erdoğan'a söylüyoruz. Bu barışın 99'daki geri çekilişte olduğu gibi hayal kırıklığına uğramamasını istiyoruz. Barış olacaksa uzanan ellerin tutulmasını istiyoruz. Anneler olarak cenazelerin başında barış istemiyoruz. Barış hiç bir şeyi kaybettirmez. Kazandırır. Savaşın kaybedeni vardır ama kazananı olmaz. Onun için barışın örülmesini istiyoruz. Ölen askerler neyin uğruna öldü. Niye bitmiyor bu günler. Ayrımcılığa son verilmesini ve barışın gelmesini istiyoruz" diye konuştu. Ergin, kendi çocuğuyla yaptığı bir konuşmayı anlatarak, "Benim oğlum Karadeniz'de sorumluydu. Bana, 'Başkan silahların susmasını istedi' dedi. Çekilme oldu. Ardından bana şehit düştüğü haberi geldi. Biz artık güvenmek istiyoruz. Dağlarda bombalar patlarken, Paris'in göbeğinde 3 barış güvercini vurulurken nasıl güvenelim. Biz güvence istiyoruz söz istemiyoruz. Bu uğurda 2 tane evladımı kaybettim. Evlat acısından büyük bir şey yoktur ama gerçekten başkası çekmesin diyorum. Asker anneleri gelsin el ele verelim barışı örelim" şeklinde konuştu. Ergin'den sonra diğer kadın kurumu temsilcileri de söz hakkı aldı. DİHA
Sitemizden en iyi şekilde faydalanmanız için çerezler kullanılmaktadır.