Mevsimlik tarım işçilerinin bitmeyen çilesi!
Mevsimlik tarım işçilerinin bitmeyen çilesi!
Çukurova bölgesine çalışmak için gelen mevsimlik işçiler, kurdukları naylon çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Gün boyunca çamur içerisinde çalışan işçiler, karşılığında 29 TL yevmiye alıyor. Mevsimlik işçiler içerisinde en ağır yük ise kadınların omuzlarında. Kadınlar, hem tarlada hem de çadırlarda çalışıyor.
'İş olsa neden buraya geleyim'
Adıyaman'ın Kahta ilçesinden eşi, 3 çocuğu ve gelini ile Tarsus ilçesine çalışmak için gelen Mehmet Heyrat (60) adlı tarım işçisi, işsizlik nedeniyle kısa bir süre önce geldiklerini ve seralarda çalıştıklarını söyledi. Yoğun yağan yağmurdan dolayı çadırlarının su ve çamur içinde kaldığını aktaran Heyrat, günlük 29 lira yevmiyeye çalıştıklarını ve mecburiyetten Kahta'dan gelip Tarsus'ta çalıştıklarının ifade etti. Yaşam koşullarının çok kötü olduğunu ifade eden Heyrat, "Kahta'da iş olsa neden buraya gelelim. Bunları çekelim. Yağmur yağınca her taraf sel oluyor, çamur oluyor. Çocuklar çamur içinde kalıyor" dedi. Heyrat'ın eşi Hava Heyrat ise, zor şartlar altına yaşamaya çalıştıklarını ve en büyük sorunlarının da ısınma sorunu olduğunu belirterek, "Odun yok. Her yıl ben taşıyordum, şimdi hastayım, kızım da hasta o da taşıyamıyor. Ne yapacağımızı bilmiyorum" diye konuştu.
'Çadırlarda ısınamıyoruz'
Her gün saat 06.00'da kalktıklarını aktaran 19 yaşındaki Mustafa Çevik ise, işsizlikten dolayı tarlada çalıştığını ve sabahtan akşama kadar çamur içinde olduğunu vurguladı. Çevik, "Sabah kadınlar erkenden kalkıyor, tarlaya götüreceğimiz yemekleri hazırlıyor. Sonra hep birlikte kalkıp tarlaya gidiyoruz. Kazmaları ve kürekleri elimize alıyoruz. Akşama kadar naylonları seriyoruz. Sonra karpuz ekiyoruz, kavun ekiyoruz. Bizim kendi memleketimizde iş olsaydı, buraya gelmezdik. Bu karda kışta doğru dürüst ısınamıyoruz" diye belirtti.
'Çamurda yaşıyoruz'
İşsizlik nedeni ile Urfa'nın Siverek ilçesinden Tarsus'a geldiğini söyleyen 25 yaşındaki Resul Demir adlı tarım işçisi, devletin yaşadıklarını görmesini ve bir çözüm bulmasını istedi. Demir, "Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Sabah 06.00'da kalkıyoruz. Buradan bir buçuk saat yol gidiyoruz. Bize kürekleri veriyorlar. Durmadan çalışıyoruz. Naylon çekiyoruz, topluyoruz. Çadırda yaşam kötüdür, yaşanacak bir durum değildir. Çamurda yaşıyoruz, doğru dürüst bir yaşam yok. Aldığımız para da yetmiyor" diye belirtti.
En ağır yük kadınların omuzlarında
Kurulan çadırlarda, bir yandan günlük işleri yürüten diğer taraftan çocuklara bakan ve tarlalarda çalışan kadınlar, sağlıksız şartlar altında mevsimlik işçi olmanın en ağır yükünü taşıyor. Sabah erken saatlerde uyanan ve tarlaya götürülecek yemekleri hazırlayan kadınlar, tarladan döndükten sonra hem yemek yapmak hem de çamur içinde çamaşır yıkamak zorunda. Çamurlu olan tarlada bulunan tulumbadan bidonlarla su taşımak da yine kadınların omuzlarında. Eşinden bir süre önce boşanmış, üç çocuğunun bakım ve sorumluluğunu tek başına üstlenmek zorunda kalan 30 yaşındaki Gülizar Heyrat adlı genç kadın bunlardan yalnızca biri. Heyrat, "Üç çocuğum var. Hem onlara bakıyorum hem de tarlada çalışıyorum" dedi. Tarladaki tulumbadan sularını aldıklarını ve tulumba başında çamur içinde çamaşırlarını yıkadıklarını aktaran Heyrat, "Tulumbadan aldığımız su kokuyor, sağlıksız. Bu yüzden de sık sık hastalanıyoruz" dedi. Barınma, ısınma ve banyo ihtiyaçlarının olduğunu söyleyen Heyrat, mecbur oldukları için bu şartlarda yaşadıklarını dile getirdi. Tulumba başında çamur içine koydukları leğende çamaşır yıkamaya çalışan Fatma Heyrat ise, "Mecburuz, başka çaremiz yok. İşte görüyorsunuz. Yağmur, çamur bu şartlarda yaşıyoruz" diye konuştu. DİHA