Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları da Parti Meclisi toplantısı öncesinde yaptığı açıklamada, PKK’nin silah yakma töreninin birinci yıl dönümünü değerlendirdi.
Konuşmasına yaşamını yitiren şair Ahmet Telli’yi anarak başlayan Hatimoğulları, 11 Temmuz’un barış ve demokratik siyaset açısından önemli bir eşik olduğunu söyledi.
Silah yakma töreninin çatışmalı dönemin geride bırakılması yönünde güçlü bir irade ortaya koyduğunu belirten Hatimoğulları, Süleymaniye’de yakılan ateşin “ölümü ve çatışmayı tarihe havale eden, yaşamı ve barışı çağıran bir ateş” olduğunu ifade etti. Dünyanın farklı çatışma çözümü örneklerinde silahların gömüldüğünü hatırlatan Hatimoğulları, burada ise silahların yakılmasının barış süreçleri açısından simgesel ve tarihsel bir anlam taşıdığını dile getirdi.
‘Kürt sorunu güvenlik meselesine indirgenemez’
Barış sürecinin yalnızca güvenlik politikaları çerçevesinde ele alınamayacağını söyleyen Hatimoğulları, Kürt sorununun demokratik siyaset ve hukuk temelinde çözülmesi gerektiğini belirtti. Demokratik siyasetin kriminalize edilmemesi gerektiğini vurgulayan Hatimoğulları, “Silahlar yanıyorsa hukuk ertelenemez. Demokratik siyaset kriminalize edilemez” dedi.
Silahların susmasının tek başına kalıcı barış anlamına gelmeyeceğini ifade eden Hatimoğulları, Kuzey İrlanda, Kolombiya ve Bask deneyimlerini hatırlatarak, kalıcı barışın hukuki güvenceler, demokratik siyaset ve eşit yurttaşlık ilkeleriyle mümkün olacağını söyledi.
‘Bir yıl yeterince değerlendirilemedi’
Silah yakma töreninin üzerinden geçen bir yılın muhasebesinin yapılması gerektiğini belirten Hatimoğulları, bu sürede önemli bir fırsatın yeterince değerlendirilemediğini savundu.
Hukuki çerçevenin hazırlanabileceğini, İmralı’da çalışma koşullarının oluşturulabileceğini, kayyım uygulamalarının sona erdirilebileceğini ve siyasi tutuklular konusunda adımlar atılabileceğini belirten Hatimoğulları, bunların hiçbirinin “lütuf” değil, barış sürecinin doğal gereklilikleri olduğunu ifade etti.
Öcalan’ın koşullarına değindi
Hatimoğulları, Abdullah Öcalan’ın süreçteki rolüne ilişkin de değerlendirmelerde bulundu. PKK’nin attığı adımların ve silah yakma kararının Öcalan’ın çağrısıyla gerçekleştiğini belirten Hatimoğulları, sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi için Öcalan’ın çalışma, görüşme ve iletişim kurabileceği koşulların oluşturulması gerektiğini söyledi.
AİHM kararlarına rağmen Osman Kavala, Can Atalay, Selahattin Demirtaş, Figen Yüksekdağ ve Kobani Davası tutuklularının cezaevinde bulunduğunu hatırlatan Hatimoğulları, kayyım uygulamalarının sürmesini ve muhalefete yönelik yargı süreçlerini de eleştirdi.
‘Savaşın parantezini birlikte kapatalım’
İktidara ve devlete çerçeve yasa çağrısında bulunan Hatimoğulları, temmuz ayının sürecin ilerletilmesi açısından önemli bir fırsat olduğunu söyledi. Beklenen yasal düzenlemelerin gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini belirten Hatimoğulları, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Görevimiz, 11 Temmuz’un ateşini bir anı olarak hatırlamak değil, demokratik cumhuriyetin yolunu aydınlatan bir ışık olarak görmek, buradan ilerlemek, barış için atılmış bu önemli adımı daha da ileri bir seviyeye taşımak. Bu tarihsel eşiği yarım bırakmayalım. Bu kapıyı daraltmayalım, bu imkanı ertelemeyelim. Savaşın parantezini gelin hep birlikte kapatalım ve demokratik siyasetin önünü sonuna kadar hep beraber açmayı başaralım.”