Gençleri yetişkinliğe giden yolda nasıl destekleyebiliriz?
Yetişkin olmak artık yalnızca belli bir yaşa gelmek değil.
Eskiden hayatın önünde daha belirgin bir yol vardı. Okul bitirilir, bir işe girilir, para kazanılır, evden ayrılır, evlenilir ve hayat yavaş yavaş kendi düzenini kurardı. Bugün ise gençlerin önünde böyle net bir yol haritası yok.
Üniversite bitiyor ama iş bulunamıyor. İş bulunuyor ama geçinmeye yetmiyor. Ev kiraları yükseliyor, gelecek belirsizleşiyor. Bir gencin kendi ayakları üzerinde durabilmesi artık yalnızca çalışkanlığına, yeteneğine ya da isteğine bağlı değil. Ekonomik koşullar, aile desteği ve içinde yaşadığı toplum da bu sürecin önemli bir parçası...
Bu yüzden gençlerin yetişkinliğe geçişini yalnızca "sorumluluk almıyorlar", "evden ayrılmak istemiyorlar" ya da "hayatın farkında değiller" gibi kolay yargılarla açıklamak doğru değildir.
Belki de önce şu soruyu sormamız gerekiyor:
“Gençlerden yetişkin olmalarını istiyoruz ama onlara yetişkin olabilecekleri nasıl bir hayat sunuyoruz?”
Bugünün genci yalnızca ekonomik bir belirsizlikle karşı karşıya değil. Aynı zamanda sürekli bir karşılaştırma dünyasının içinde yaşıyor. Sosyal medyada herkes başarılı, herkes mutlu, herkes bir yerlere ulaşmış gibi görünüyor. İnsan ister istemez kendi hayatını başkalarının hayatıyla karşılaştırıyor. Bu da genç bir insanın kendisini sürekli eksik ve yetersiz hissetmesine yol açabiliyor.
Üstelik gençlik yalnızca meslek seçme dönemi de değildir.
İnsan bu yıllarda kendisine çok daha temel sorular soruyor:
Ben kimim?
Nasıl bir hayat istiyorum?
Neye inanıyorum?
Ne yapmak istiyorum?
Nasıl bir insan olmak istiyorum?
Bütün bunlara cevap ararken ekonomik baskılar, aile beklentileri ve toplumun “başarılı olmalısın” dayatması da genç insanın omuzlarına yükleniyor.
Bu nedenle gençlerin yetişkinliğe geçişini yalnızca diploma, iş, evlilik ve çocuk sahibi olmak üzerinden değerlendirmek eksik kalıyor.
Yetişkinlik biraz da kendi kararlarının sorumluluğunu alabilme kapasitesidir.
Belirsizliğe tahammül edebilmek, hata yaptığında yeniden başlayabilmek, herkesin onayını beklemeden karar verebilmek, başarısızlık karşısında tamamen dağılmamak ve kendi hayatının anlamını arayabilmek...
Bunlar da yetişkinliğin önemli göstergeleridir.
Burada ailelere de büyük bir sorumluluk düşüyor.
Gençlerimizi desteklemek ile onların hayatını yönetmek aynı şey değildir.
Bazen çocuklarımızın iyiliğini istediğimizi düşünerek onların yerine karar veriyoruz. Hangi bölümü okuyacaklarına, hangi işi yapacaklarına, kiminle evleneceklerine, nasıl yaşayacaklarına kadar müdahale ediyoruz.
Oysa yetişkinliğe giden yol, insanın kendi kararlarını verebilmesinden geçiyor.
Elbette aile desteği çok önemlidir. Türkiye gibi ekonomik koşulların zor olduğu bir ülkede gençlerin ailelerinden destek alması son derece anlaşılır. Ancak destek, zamanla bir kontrol mekanizmasına dönüştüğünde başka birçok sorun ortaya çıkıyor.
Çocuğumuza yardım edebiliriz ama onun yerine yaşayamayız.
Gençlerin ihtiyacı her düştüklerinde onları kaldıracak bir elden çok, düştüklerinde yeniden ayağa kalkabileceklerine dair bir inançtır.
Bu yüzden eğitim sisteminin de yalnızca sınav başarısına odaklanmaması gerektiğini düşünüyorum.
Gençlere fizik, matematik, edebiyat ve tarih öğretmek elbette önemli. Ama bunların yanında hayatı yönetmeyi de öğretmeliyiz.
Para yönetimi...
İletişim...
Eleştirel düşünme...
Duygularını tanıma...
Karar verme...
Sorun çözme...
Başarısızlıkla başa çıkma...
Birlikte yaşama kültürü...
Belki de en önemlisi, kendi hayatının sorumluluğunu üstlenme...
Çünkü gençleri hayata hazırlamak, onların karşılaşacağı bütün sorunları önceden çözmek değildir.
Tam tersine, sorunlarla karşılaştıklarında kendi çözümlerini üretebilecek insanlar yetiştirmektir.
Bunun için gençlere biraz daha alan açmamız gerekiyor.
Onları sürekli yönlendirmek, uyarmak, kıyaslamak ve "Biz senin yaşındayken..." diye başlayan cümlelerle kendi geçmişimizi onların geleceğine ölçü yapmak yerine, biraz da onları dinlemeyi öğrenmeliyiz.
Çünkü onların yaşayacağı dünya bizim yaşadığımız dünyadan farklı.
Bizim doğru kabul ettiğimiz bazı yollar, onların hayatında artık aynı karşılığı bulmayabilir.
Belki de gençleri yetişkinliğe hazırlamanın en önemli yolu, onlara sürekli ne yapmaları gerektiğini söylemek değil; kendi yollarını bulabileceklerine güvenmektir.
Bir gencin ihtiyacı her zaman bir akıl hocası değildir.
Bazen ihtiyacı olan şey, yanında duran ama onun yerine yürümeyen bir yetişkindir.
Bence mesele tam da burada başlıyor.
Gençleri büyütmek istiyorsak önce onları kontrol etmekten biraz vazgeçmeliyiz.
Onlara güvenmeyi, hata yapmalarına izin vermeyi ve kendi hayatlarının öznesi olmalarına alan açmayı öğrenmeliyiz.
Çünkü yetişkinlik, takvimde bir gün belirip gelen bir yaş değildir. İnsanın kendi hayatının sorumluluğunu yavaş yavaş eline almasıdır.
Ve belki de gençlere verebileceğimiz en büyük destek şunu söylemek ve yapmaktır:
"Senin yerine yaşamayacağım ama kendi hayatını kurarken yanında olacağım."

Çok bilgilendirici ve süre gelen hataların yapilmamasi konusuda yol gosterici. Yüreğine sağlık kardeşim