Katliam ve sonrası
Türkiye’ye ait savaş uçakları, 28 Aralık 2011 akşamı saat 23.00 sıralarında Ortasu Köyü’nün sınır bölgesini bombardımana tuttu. Olayın olduğuna dair alternatif medyada birçok haber olmasına rağmen hiçbir anaakım medya olayı öğle saatlerinde Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesinden doğrulanana duyurmadı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan olayla ilgili ilk açıklamasında, “Genelkurmay Başkanı ve komuta kademesine bu konudaki hassasiyeti nedeniyle medyaya rağmen teşekkür ediyorum” dedi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik ise “Uludere bir operasyon kazasıdır” dedi.
Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç üç ay sonraki açıklamasında “Uludere’de kasıt yok” iddiasını sürdürdü.
İHD ve MAZLUM-DER köylere ulaştı
30 Aralık’ta İnsan Hakları Derneği (İHD) ile İnsan Hakları ve Mazlumlar için Dayanışma Derneği (MAZLUM-DER) ortak heyeti köylere ulaştı.
Açıklamalarında, “Hayatlarını kaybedenler mazot ve gıda maddeleri üzerinden sınır ticaretiyle uğraşıyordu. Sınır ticareti yıllardır Karakolun bilgisi dahilinde yapılıyor. Özellikle son bir ayda karakol sınır ticaretine kolaylık ve müsamaha tanıyordu” ifadelerini kullandılar.
Yaralananlara yardım gitmedi
Bombardımanın gerçekleştiği bölgede inceleme yapan insan hakları örgütlerinin bir hafta yazdığı raporda da olaydan sonra hiçbir resmi kurumun yaralıları ve cenazeleri almak için harekete geçmediği, bu gecikmenin bazı yaralıların kan kaybından veya donarak ölmelerine yol açtığı yer aldı.
Bombardıman yerine sınır ticaretine soruşturma
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı.
Şırnak Valisi Vahdettin Özkan, Gülyazı Alay Komutan Vekili Albay Hüseyin Onur Güney’in görevden alınması için İçişleri Bakanlığı’na başvurdu. 8 Ocak 2012’de Albay Güney açığa alındı.
Soruşturma kapsamında, 17 muvazzaf askere ise “sınır ticaretine göz yumdukları” gerekçesiyle görevi ihmalden soruşturma açıldı.
2 Ocak 2012’de Uludere Kaymakamı Yavuz, hayatını kaybedenlerin ailelerine taziye ziyaretinde bulunduğu sırada saldırıya uğradı. Beş gün sonra Yavuz’a saldırdıkları iddiasıyla gözaltına alınan yedi kişiden beşi çıkarıldıkları mahkeme tarafından “Kasten insan öldürmeye teşebbüs” iddiasıyla tutuklandı.
Meclis komisyonu: Göz göre göre ölmüşler
Meclis İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu’nda Uludere Alt Komisyonu kuruldu, ilk toplantılarını 12 Ocak’ta yaptılar. 16 Şubat’ta da heron görüntülerini izlediler.
Görüntülerle ilgili konuşan CHP Sivas Milletvekili Malik Ecder Özdemir, “Dehşete düşerek izledik. Çünkü olayın başından sonuna kadar her karesi, bu insanların kaçakçı olduklarını gösteriyor. Yanlarında katırlarla çıplak gözle görünüyor” dedi.
Milli Savunma Bakanlığı komisyona sunduğu raporda, Diyarbakır Özel Yetkili Savcılığın ve Uludere Sulh Ceza Mahkemesi’nce konulan gizlilik kararını gerekçe göstererek sorulara yanıt vermedi.
Meclis Uludere Alt Komisyon Başkanı AK Parti Ordu Milletvekili İhsan Şener, 34 kişinin ölümüyle sonuçlanan olayda Genelkurmay’ın talimat vermiş olabileceğini açıkladı.
Alt komisyon raporu bir yıl sonra, 27 Mart 2013’te onaylandı. Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Mersin Milletvekili Ertuğrul Kürkçü’nün Meclis’teki basın toplantısında konuşan Roboskili Mercan Encü, alt komisyonun raporunu kabul etmediklerini söyledi, “Rapor çöpe atılacak bir rapordur. Raporda hiçbir şey yok. Olayı aydınlatmıyor, failler yok” dedi.
BDP Milletvekili Kürkçü de Uludere Alt Komisyonu’nun raporuna koyduğu muhalefet şerhinde, raporun soruları cevapsız bıraktığını açıkladı.
Savcılık dosyayı Genelkurmaya gönderdi
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, Roboski katliamıyla ilgili soruşturma dosyası hakkında 12 Haziran 2013’te görevsizlik kararı verdi ve dosyayı Genelkurmay Askeri Savcılığı’na gönderdi.
Savcı dosya kapsamında 1,5 yıldır sadece Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) ve Genelkurmay Başkanlığı başta olmak üzere kurumlara yazı yazarak belge istedi.
İtiraz: İhmal veya taksir değil
Tahir Elçi’nin de aralarında bulunduğu Roboskili ailelerin avukatları, görevsizlik kararına ve dosyanın askeri savcılığa yollanmasına itiraz etti.
İtiraz dilekçesinde, “ihmal veya taksirle değil de, öldürülen sivillerin ‘kasıtlı’ biçimde savaş uçakları tarafından bombalandığı” ifade edilirken, “Ölenlerin, sadece o akşam değil on yıllardır bölgede başka bir geçim kaynakları olmadığı için, sınır ticareti yapan köylüler olduğu herkes tarafından bilinmektedir” denildi.
İHA’yı kullanan Yüzbaşı konuştu
2. İnsansız Hava Aracı (İHA) Filo Komutanlığı’nda “uçucu” olarak görev yapan ve olay günü İHA’yı kontrol eden Yüzbaşı Duran İspir baştan itibaren görüntülerdeki kişilerin “kaçakçı olduğunu değerlendirdiğini” söyledi.
İspir, 27 Kasım 2013’te askeri savcılığa verdiği ifadede, görüntülerdeki kişilerin yol boyunca İHA alçak irtifada uçtuğundan sesini duymuş olmaları gerekirken düzenlerinde bir değişiklik olmadığını belirtirken, “Bu durum klasik terörist harekât tarzıyla uyuşmuyordu. Teröristler İHA sesi duyduklarında ya hareket etmeden beklerler ya da ısılarının algılanmasını engelleyecek yerlere saklanırlar” dedi.
Yaklaşan gruba top atışı yapılmasına da “geçmişteki tecrübelerime binaen güvenilir olmadığı, kötü sonuçlar doğurabileceği” gerekçesiyle karşı çıktığını ve bunu Filo Komutanı Binbaşı Şahin’le de paylaştığını söyleyen İspir, “Nihayetinde bizden grubun lazerle işaretlenmesini istendi. İşaretlemeyi yaptım. Uçaklar taarruzlarını gerçekleştirdiler” dedi.
Ve takipsizlik…
Roboski katliamını soruşturan Genelkurmay Askeri Savcılığı, “kovuşturmaya (davaya) yer yok” kararı verdi.
Kararın gerekçesi şöyle açıklandı:
“TSK personelinin bahsi geçen TBMM ve Bakanlar Kurulu kararları çerçevesinde kanunun emrini icra kapsamında kendilerine verilen görev gereklerini yerine getirdiklerini, görevi yerine getirirken kaçınılmaz hataya düştükleri dolayısıyla eylemleri hakkında kamu davası açılmasını gerektiren sebep bulunmadığı anlaşıldığından…”
Takipsizliğe itiraz reddedildi
Mağdurların ailelerinin karara itirazı da reddedildi.
Roboskili aileler 18 Temmuz 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuru yaptı.
Genelkurmay Başkanına da Takipsizlik
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ile ilgili Roboski katliamı soruşturmasında da “kovuşturmaya yer olmadığına” karar verdi.
Özel hakkında “adli yargılamayı etkileme” ve “soruşturmanın gizliliğini ihlalden” suç duyurusu yapılmıştı.
Anayasa Mahkemesi’ne taşındı
Yüzlerce avukat 18 Temmuz 2014’te Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yaptı.
Başvurucular Anayasa Mahkemesi’nden Anayasa’nın “Kişinin Dokunulmazlığı, Maddî ve Manevi Varlığı” başlıklı 17. maddesinin üç fıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesini talep etti.
Ayrıca en üst düzey yetkililerin başvuruculardan resmi özür dilemesi, takipsizlik ve takipsizliğe itirazın reddi kararının kaldırılması, öldürme olayı nedeniyle sorumluluğu doğabilecek Bakanlar Kurulu’nun, tüm askeri ve mülki yetkililerin yargılanmasının sağlanması için dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesi talep edildi.
Bakanlık: Roboski “Kaçınılmaz Hata”
Adalet Bakanlığı, Rorobski katliamıyla ilgili Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuru kapsamında görüşlerini sundu. Görüşte, “Bakanlığımız olayın meydana gelmesinde etkili olan ‘kaçınılmaz hata’nın tespitinin yapıldığını belirtmek ister” ifadesi yer aldı.
Sadece Ferhat Encü’ye dava açıldı
Roboski katliamında 11 yakınını kaybeden Ferhat Encü’ye, jandarmaya hakaret ettiği gerekçesiyle dört yıla varan hapis istemiyle dava açıldı.
Aynı dosyadan altı kez gözaltına alınıp “yanlışlıkla oldu” diyerek bırakılan Encü’nün açtığı tazminat davası da, “hakkınızda soruşturma varmış” denilerek reddedildi./İMC
Güncelleme Tarihi: 29 Aralık 2015, 09:46