HELİN ABO/YAZDI
Helin Abo, okuyucuları için “Yaşamak, Ölümün Unuttuğu Bir Bahçeyi Yeniden Kurmaktır” isimli yazısını yayımladı.
Abo’nun yazısı şöyle:
Yaşamak bir inat işidir! En çok da takvim yapraklarının hırpaladığı masallarda… Yetmiş yılın harmanlandığı o yorgun ama bir o kadar da dik yokuşta insan bazen soluklanmak ister (fakat asıl marifet, o soluğu toprağın en derin yerine bir can suyu gibi üfleyebilmektir).
Oysa “yaş bitti, yol bitti” derler ya hani… En büyük yanılmadır bu! Ne yazık ki bu acı ezberi bozanlar çok azdır (oysa insan 70’inde bile fidan dikebilmeli, hem de ölüm hiç yokmuşçasına yeni bir tutkuyla)!
Çünkü insan, içindeki o çocuk boy verip de “hadi” dediğinde ne nüfus cüzdanındaki rakamları hatırlar ne de batan güneşi. Toprağa eğilen o bel, aslında dünyaya duyulan en taze itaattir. Avuçlara dökülen o kara toprak, bir mezar kazmak için değil, ölümün unuttuğu bir bahçeyi yeniden kurmak içindir!
Ölümün varlığına inat, yokmuşçasına sarılmak bir fidana… Kökleri geçmişin hüznüyle sarhoş, dalları ise yarına bakan bir namlu gibi dimdik! İnsan, sonbaharını yaşarken bile baharın rüyasını kurabiliyorsa hâlâ kirlenmemiş bir tarafı var demektir. Toprağın altına uzanan o incecik kök, aslında ruhun “ben buradayım, buradaydım ve hep burada olacağım” deyişidir.
Bir fidan dikmek, zamana karşı çekilmiş en zarif kılıçtır. Gövdesi henüz bir parmak kalınlığındadır belki ama taşıdığı mana, göğü delmeye yetecek kadar büyüktür. Ve belki de o fidanın gölgesinde soluklanmak bize kısmet olmayacaktır (olsun)! Biz o gölgenin hayaline bile sevdalanabilecek kadar deliyiz ya… Yaştan öte, yoldan öte, zamandan öte bir yerdeyiz demektir.
Hangi rüzgâr söndürebilir ki ölümün hiç uğramayacağı bahçeler dikmek isteyen bir kalbin yangınını!