Kayseri eski Alay Komutanı ve JİTEM Grup Komutanı Albay Cemal Temizöz ile korucubaşı Kamil Atak'ın da aralarında bulunduğu 7 kişi hakkında Şırnak'ın Cizre ilçesinde 1993-95 yılları arasında işlenen 52 faili meçhul cinayetle ilgili açılan davanın 41'inci duruşması Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülmeye başlandı. Duruşmaya, Diyarbakır Barosu, Akil İnsanlar Komisyonu "Güneydoğu heyeti", BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan izleyici olarak katılırken, 1993-95 yılları arasında yakınlarını kaybeden aileler müdahil olarak katıldı. Duruşmada, tutuksuz yargılanan Kamil Atak ve Tamer Atak, tutuklu sanıklardan Albay Cemal Temizöz, Adem Yakin, Burhanettin Kıyak, Abdulhakim Güven ve Hıdır Altuğ hazır bulundu. Duruşma, mahkeme heyetinin bir önceki duruşmada heyete sunulan ve talep edilen rapor sonuçlarının okunması ile başladı. İlk olarak, 1995 yılında öldürülen Ramazan Elçi'nin ailesinden alınan doku ve kan örneklerinin sonuçları açıklanarak, kimsesizler mezarlığındaki kemiklerin Ramazan Elçi'ye ait olduğunun anlaşıldığı kaydedildi. Raporda Elçi'nin kafatasında kırıklar oluştuğu ve ateşli silahla öldüğü açıklandı. Bunun yanı sıra İbrahim Daniş'in ölümü ile ilgili Daniş'in yaşamını yitirdiği yıllarda kayıt altına alınan gözaltı tutanaklarındaki imzaların Burhanettin Kıyak'a ait olduğu ifade edildi.
'90'lı yıllarda adli mekanizma işlemedi'
Raporların okunmasının ardından müdahil avukatların savunmaları alındı. İlk olarak söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi, Albay Temizöz'ün bir önceki duruşmada Ramazan Elçi'nin ölümü ile ilgili verdiği ifadeleri hatırlatarak, "Sanık Temizöz, Ramazan Elçi'nin ölümü ile ilgili Elçi'nin ateşli silah değil kalp krizi sonrası öldüğünü söylemiş, mezardan çıkan kemiklerin bir hayvana ait olduğunu belirtmişti. Adli tıp raporu Elçi'nin az önce nasıl öldüğünü açıkladı" dedi. Av. Elçi, katledilen Ramazan Elçi'nin 1994'te Şırnak'ın Cizre ilçesinde esnaflık yaptığını ve Şahin Tepesi olarak bilinen bir yerde restorantın arkasında çıkan bir mezara gömüldüğünü belirterek, Elçi'nin beyaz Renault araçla gelen sivil kişilerce kaçırıldığını ifade etti. Av. Elçi katledilen Elçi'nin ailesinin gözaltı başvurusu için adliye kapısında beklerken bir kişinin, kimliği belirsiz kişilerce kimsesizler mezarlığına gömüldüğü haberini almaları üzerine mezarlığa gittiklerini ve Ramazan Elçi'yi teşhis ettiklerini belirtti. Gizli tanık "tükenmez kalemin" ifadelerini hatırlatan Elçi, gizli tanık Ramazan Elçi'yi ne şekilde gözaltına aldıklarını ve bir duvarın dibine götürerek kafasına sıktıkları kurşunla nasıl öldürdüklerini anlattı. İddianamede bu şekilde işlenmiş 20 cinayet var. 90'lı yıllarda adli mekanizma işlemedi" dedi. Elçi, bu suçların zaman aşımına uğramadan Cumhuriyet Savcılığı tarafından ele alınarak etkili bir şekilde soruşturulmasını talep etti.
Beştaş: Kime karşı kimin güvenliği alınıyor
Elçi'nin ardından konuşan, Avukat Mehmet Emin Aktar, JİTEM faaliyetlerini "çete örgütü, ölüm mangası" olarak değerlendirdi. Aktar, jandarmanın iki görevi olduğunu ifade ederek, "Jandarma bir ilçe veya köyde öncelikle asayişi, güvenliği sağlar. İkinci görevi ise adli görevdir. Cemal Temizöz'ün 1995'te yaptığı adli görevi Ramazan Elçi olayında gördük. Burada gördüğünüz müdahiller, yakınlarını kaybetmiş, köyleri yakılıp yıkılmış bu insanların birçoğu halen de yakınlarının mezarlarını dahi bulamamış. Bu insanlar 3 buçuk yıldır, belki mahkemede oğlumun, kardeşimin, mezarını bulurum, yerini öğrenirim veya yakınlarının katillerinin kim olduğunu öğrenmek için bıkmadan her duruşmaya katılıyorlar" dedi. Aktar, tutuksuz sanıkların tekrar tutuklanmasını talep ederek, "Tutuklu sanıklar, duruşmaya katılmayan tutuksuz sanıkları etkiliyorlar, bu yüzden tutuksuz sanıkların tekrar tutuklanmasını talep ediyoruz" dedi. Aktar'ın ardından konuşan Avukat Meral Danış Beştaş, 90'lı yıllarda fail yargılamalarının neredeyse hiç yaşanmadığını belirterek, "90'lı yıllarda bir cezasızlık zırhı vardı" dedi. Beştaş, 1996'da Diyarbakır Cezaevi'nde 11 tutsağın vahşice öldürüldüğünü hatırlatarak, ölenlerin otopsi raporları ve fotoğraflarla nasıl öldüklerinin belgeli olmasına rağmen tek bir sanığın halen de yargılanmadığı aktardı. Beştaş, tutuksuz ve tutuklu yargılanan sanıkların halen devletten maaş aldıklarını ve tutuksuz yargılanan bir sanığın Mardin'den güvenlik gerekçesiyle Çorum'a tayin edildiğini belirterek, "Bu insanlar halen de emekli ediliyor veya görevlerine devam edebiliyorlar. Bunun yanı sıra bir tutuksuz sanık, görev yeri Mardin'den kendi güvenliği nedeniyle Çorum'a tayini çıkarılıyor. Hangi insanların yaşamı tehdit altındaki sanığın kendi güvenliği için tedbirler alınıyor, kime karşı kimin güvenliği alınıyor. Esas yakınlarını kaybeden mağdurların, dışarıda dolaşan sanıklardan korunması lazım. Bu ülkede slogan attıkları için cezaevinde olan sayısız insan var, milletin seçilmişi olduğu için tutuklu bulunan milletvekilleri var" diye konuştu.
Sanıklar suçsuz olduklarını iddia etti
Avukat savunmalarının ardından, tutuklu ve tutuksuz sanıklara söz verildi. Sanıklardan Hıdır Altuğ, "Ben suçsuzum, hakkımda söylenen hiçbir şeyi kabul etmiyorum ve tahliyemi talep ediyorum" dedi. Tutuklu sanık A. Hakim Güven ise müdahil avukatların savunmalarına dikkat çekerek, "Ben de bazı avukatlar gibi hak istiyorum, adalet istiyorum. 4 yıldır tutukluyum" dedi. Sanık Burhanettin Kıyak ise, müdahil avukatların savunmalarına karşı çıkarak, "Askerlik yapan herkes bilir ki bir uzman çavuşun yetkileri yok denecek kadar azdır. Ben Şırnak'ta yıllarca kalmadım, 1992-96 yılları arasında kaldım. Ben o dönemlerde uçaksavar nişancısıydım, bahsedildiği gibi beyaz toros falan yoktu. Gözaltına alınması gereken şahıslar varsa bunun talimatını konumum gereği ben veremem. Eğer bahsedildiği gibi olaylara karışsaydım, 13 yıl önce istifamı sunmazdım. Eğer böyle şeylerin içinde olsaydım, Ankara gibi bir yerde serinkanlılıkla yaşayabilir miydim? Bu anlatılanlar bana mantıksız geliyor. Ülkemin refahı ve bayrağı dalgalansın diye korkmadan görevimi yaptım. Yargıya güveniyor, tahliyemi talep ediyorum" dedi. Tutuksuz yargılanan Kamil Atak ve Tamer Atak ise beraatlarını talep etti.
Tan: JİTEM Fırat'ın doğusundaki Ergenokon'dur
Sanık ifadelerinin ardından mahkeme heyeti duruşmaya ara verdi. Duruşma sonrası Akil İnsanlar Komisyonu "Güneydoğu heyeti" adına açıklama yapan Faruk Ünsal, davanın tutuklu yargılamanın olması nedeniyle önemli bir dava olduğuna dikkat çekti. Davanın faili meçhul davalar açısından sembolik olduğunu söyleyen Ünsal, "Bu sembolik davanın adaletle sonuçlanmasını bekliyoruz" dedi. Açıklamada, davayı izlemeye gelen ve oğlunu kaybeden bir anne, "Oğlumun katili Kamil Atak'tır. Kamil Atak tutuklansın" dedi. Ünsal'ın ardından açıklama yapan BDP Diyarbakır Milletvekili Altan Tan ise, JİTEM davasını 'Fırat'ın doğusundaki Ergenekon' olarak değerlendirerek, yeterince delil ve bilgi olmasına rağmen devletin yeterlilik göstermediğini kaydetti. Tan, "Devlete sesleniyoruz, çıkıp Dersim katliamında yaşamını yitirenlerin, sürgün edilenlerin sayısını söylediniz. Çıkıp Fırat'ın doğusundaki Ergenekonun da katliamlarını açıklayın. Elinizde ne kadar faili meçhul dava varsa çıkıp açıklayın. Hakikatle yüzleşmeden bir yere varmamız mümkün değildir" dedi. DİHA
Güncelleme Tarihi: 03 Mayıs 2013, 15:24
'90'lı yıllarda adli mekanizma işlemedi'
Kayseri eski Alay Komutanı ve JİTEM Grup Komutanı Albay Cemal Temizöz ile korucubaşı Kamil Atak'ın da aralarında bulunduğu 7 kişi hakkında 52 faili meçhul cinayetle ilgili açılan davanın 41'inci duruşması görülmeye başlandı. Duruşmayı Akil İnsanlar Komisyonu heyeti de izledi.
SIRADAKİ HABER