Hiçbir hukuki dayanağı bulunmayan uygulama ile tutsaklar 24 saat gözetim altında tutulurken, Avukat Selvi Tunç, uygulamanın temel amacının "psikolojik işkence" olduğuna dikkat çekti. Kameralı sistemin hayata geçtiği cezaevlerinden olan Burdur E Tipi Kapalı Cezaevi'nde tutulan Nihat Ekmez isimli tutsak, "Bizden bir kuru ağaç olmamız isteniyor" diye belirtti.
Yıllardır cezaevlerinde yaşanan hak ihlali, baskı ve keyfi uygulamaların kaldırılmasına yönelik adımların atılması gerekirken, aksine hak ihlallerine her geçen gün bir yenisi ekleniyor. Tutsakların sosyal haklarından mahrum bırakıldığı, insanlık dışı uygulamaların hayata geçirildiği cezaevlerindeki son uygulama ise kameralı gözetim. Son aylarda özellikle PKK'li ve PAJK'lı tutsakların kaldığı koğuşlara takılan kameralar ile tutsaklar, 24 saat gözetim altında tutulurken, bu uygulamaya ilişkin ne ulusal ne de uluslararası yasalarda mevcut hüküm bulunmuyor. Mevzuatta olmayan bu uygulamaya karşı tepkilerini gösteren tutsaklara ise disiplin cezaları veriliyor. Şu ana kadar Kırklar 1 ve 2 No'lu F Tipi, Balıkesir L Tipi, Rize Kalkandere L Tipi ve en son Burdur E Tipi Kapalı cezaevlerinde bu uygulama hayata geçirilirken, yakın zamanda pek çok cezaevinde hayata geçirileceği ve bununla ilgili teknik altyapı düzenlemelerinin de yapıldığı öğrenildi.
Türkiye'de mevcut mevzuatlara da aykırı olan bu uygulamaya karşı tepkilerini dile getiren tutsaklara yönelik "tutanak tutma" olayının bir örneği de Burdur E Tipi Kapalı Cezaevi'nde yaşandı. Tutsaklardan Nihat Ekmez'in, ailesiyle geçtiğimiz Cuma günü yaptığı haftalık telefon görüşmesinde koğuşta yemek yenilen alana takılan kameraların psikolojik olarak kendilerini rahatsız ettiği ve bu yüzden cezaevi yönetimi ile sıkıntı yaşadıklarını aktardığı ve kameraların ortam sesini de kaydettiğini düşündüklerini ifade ettiği öğrenildi.
'Bizden kuru bir ağaç olmamız isteniyor'
Ailesiyle yaptığı görüşmesinde Ekmez'in, uygulamaya ilişkin "Bizim benliğimizi ortadan kaldırıyor, ruhsuzlaştırıyor. Bizden bir kuru ağaç olmamız isteniyor. Bu uygulamayı asla kabul etmeyeceğiz" uyarısında bulunduğu öğrenilirken, konuya ilişkin bilgi veren Avukat Selvi Tunç, cezaevlerinde çok ağır tecrit koşullarının devam ettiğini ve ortak yaşam alanlarından olan havalandırmalara dahi kamera takıldığını fakat bunun hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığına dikkat çekti. Tunç, kameraların görüş açısının tutsakların odalarını görecek şekilde ayarlandığına işaret etti. Kameralar ile an be an izlenen tutsakların böylece yoğun bir izolasyona tabi tutulduğunu dile getiren Tunç, uygulamaya karşı çıkan tutsaklara da keyfi cezalar verilerek, ayrıca bir tecrit yaşatıldığını kaydetti. Yine bazı cezaevlerinde yemekhane ve yatakhane gibi bölümlerin de 24 saat süreyle izlendiği bilgisini paylaşan Tunç, "Zaten cezaevindeki tutsaklar ölçüsüz bir şekilde gözlem altında tutulmaktayken, bu uygulama ile bireyi yalnızlaştırma, bireyselleştirme hedef alınmıştır. Uygulamanın temeli psikolojik işkencedir. Bu uygulama ile sürekli kamerayla gözlendiği hissi yaratılarak insanın en temel haklarından biri olan sosyalleşme hakkı elinden alınmaktadır" dedi.
'Sadece siyasi tutsaklara yönelik bir uygulama'
Uygulamanın aynı zamanda onur kırıcı bir uygulama olduğuna da dikkat çeken Tunç, insanlarla temasta gözetlenmekten kaynaklı kendisini sınırlayan bireyde, benlik duygusunun bulanıklaşabileceğini, yine benlik duygusunun parçalanabileceğini ayrıca bu uygulamaya maruz kalanların algı, hafıza gibi bilişsel yeteneklerinde kalıcı hasarların olaşabileceğini dile getirdi. Tunç, "Ayrıca bahsettiğimiz kamera uygulaması neredeyse sadece siyasi suçlulara uygulanmaktadır. Bu da anayasada koruma altına alınan eşitlik ve ayrımcılık maddelerinin ihlalini doğurmaktadır. Mevcut kamera uygulaması nerede ise sadece siyasi suçlulara uygulanan onlar için dizayn edilmiş bir işkence metodu haline gelmiştir" diye konuştu. Bir tutsağın daha önce basına yansıyan sözlerini hatırlatan Tunç, tutsağın "Uyurken, lavaboya giderken, volta atarken, yemek yerken izleneceğiz. İzlenen görüntüler paralelinde var olan megafon sisteminden bizlere nasıl hareket edeceğimizi komuta edecekler. Uzaylıların eline düşmüş dünyalılar gibi robotlaştırılmak isteniyoruz" ifadelerini kullandığını aktararak, uygulamanın psikolojik bir travmaya yol açabileceği uyarısında bulundu.
'Uygulama yeni bir işkence yöntemidir'
Türkiye cezaevlerinde tecrit uygulamalarının had safhada yaşandığına dikkat çeken İHD Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Avukat Muhterem Süren ise, son zamanlarda kamera ile gözetleme ile bu uygulamalara bir yenisinin eklendiğini belirtti. "Havalandırma koğuşlarını izliyoruz" şeklinde bir gerekçe ile kameraların yerleştirildiğini, ancak tutsakların beyanlarına göre bu kameraların odaların içerisini de kayıt altına alacak şekilde takıldığını söyleyen Süren, "Uygulama yeni bir işkence yöntemidir. Kamerayla gözetleme uygulamasının dayanağı Cezaevi Güvenlik Tedbirleri İnfazı Hakkındaki Kanun'un 115. maddesine dayanıyor. Bu maddede tutuklu kişinin yeniden suç işleme durumu, delilleri ortadan kaldırma söz konusu ise ya da cezaevi içerisinde başkalarına zarar verme durumu söz konusu ise kamera ile gözetlenebileceği ancak bununda soruşturma aşamasında Cumhuriyet Savcılığı kovuşturma aşamasında ise mahkemenin karar vermesi gerektiği şeklinde bir hüküm söz konusu. Ancak bize gelen başvurular ve bizim gözlemlediğimiz basına düşen ihlallere bakıldığında, söz konusu kamera uygulaması bu hükmün tamamen dışında, mahpuslarının denetim altına alınmasına yönelik bir uygulama olduğu görülmektedir. Buna karşı çıkan mahpuslara da disiplin cezaları verilerek, mahpusların sesi kısılmaya çalışılıyor" dedi.
'Uygulamanın kaldırılması için girişimlerimiz olacak'
Uygulamaya karşı ciddi anlamda tepkilerini ortaya koyacaklarını söyleyen Süren, ilk etapta Adalet Bakanlığı ile bu uygulamanın ortadan kaldırılması için temaslarda bulanacaklarını taleplerinin yerine getirilmediği takdirde de uluslararası alanda uygulamanın kaldırılmasına yönelik mücadele edeceklerini dile getirdi.
Süren, Burdur E Tipi Cezaevi'nde uygulamaya karşı çıkan tutsakların yaşadığı "tutanak tutma" uygulamasına ilişkin görüşlerine başvurulan cezaevi idaresinin ise cezaevine ilişkin bilgileri paylaşamayacaklarını aktardı. DİHA
Güncelleme Tarihi: 07 Eylül 2013, 10:48
SIRADAKİ HABER