'Direniş Türkiye'nin demokratikleşmesi talebidir'

Taksim Gezi Parkı direnişini değerlendiren Türkiye sol sosyalist parti temsilcileri, direnişin Türkiye'nin demokratikleşmesine yönelik bir talep olduğunu kaydetti.

'Direniş Türkiye'nin demokratikleşmesi talebidir'
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan, direnişin, AKP'nin siyaset ediş tarzına ve muhalefeti aşağılayan tutumuna karşı başlayan bir direniş olduğunu ifade ederken, ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ise, küçümsenmeyecek olan direnişin ortak talepler etrafında birleşik bir iradeye ihtiyacı olduğunu söyledi. 

Taksim Gezi Parkı'nın yıkımına karşı başlayan ve kitleleşerek tüm Türkiye'de yansımasını bulan Gezi Parkı direnişini sol ve sosyalist partilerin temsilcileri DİHA'ya değerlendirdi. SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan direnişin AKP'nin siyaset tarzına bir tepki olduğunu dile getirerek, "Direniş her ne kadar ağaçlarla başlasa da AKP'nin siyaset ediş tarzına, her şeyi ben bilirimci yaklaşımına muhalefeti aşağılayan tutumuna, bu ülkenin doğal kaynaklarını sermayeye peşkeş çeken tavrına, bu ülkeyi ilerleme adı altında beton cumhuriyetine dönüştürme çabalarına, mazlumlara karşı muktedirlerin yanında olması, Türkiye'nin Kürt meselesi gibi çok temelli bir meselesini çözmek yerine kenarından dolaşan zaman kazanmaya çalışan, atması gereken demokratik adımları atmıyor oluşuna karşı bir isyandır" dedi. Başbakan'ın "bu bir ağaç meselesi değildir" diye insanları ikna etmeye çalışmasına gerek olmadığını dile getiren Turan, "Elbette yalnızca bir ağaç meselesi değildir. Sınıf mücadeleleri tarihinde isyanlar hep bazı sembollerle ortaya çıkar. Sembollerdir süreci ateşleyen. İşportacının Tunus'ta kendisini yakması gibi Türkiye'de de böyle olmuştur. Başbakan yurtdışına çıkmadan önce bir açıklama yaptı. Bu açıklama baştan sona tehditlerin, yalanların aşağılayıcı tavırların aynen devam ettiğinin göstergesidir. Bu kaba ret, tavırlarla halk hareketinin önüne çıkılmaz. Böyle devam ederlerse de bu direniş gayet meşru bir şekilde devam etmesi gereken yere kadar devam edecektir" dedi.

'Ulusalcılara mal etmeye çalışmak maksatlı bir durum'

Bazı ulusalcı grupların direnişin sahibi gibi gösterilmesi çabasına da değinen Turan, "Bu muhalefeti bölme çabasıdır. Belirli yerlerden üretilen ve propagandası yapılan bir olaydır. İlk günden bu yana oradayız. Sırrı Süreyya Önder orada. Polisin tutumunu tavrını geriletenler, kendisini polisin orantısız şiddetine siper edenler devrimcilerdi, bizlerdi. Dolayısıyla öyle yağma yok. Bir hak kazanılıyorken bunun içerisine 'Mustafa Kemal'in askeriyiz' diyerek katılmak olmaz. Askeri olanlar ilk gün gelip askerliklerini gösterselerdi madem. Bu çok tehlikeli bir oyundur. Bunu Başbakan'da kullanıyor. Başbakan toplumsal düzeyde halkın tümüne 'bunun içerisinde bir Ergenekon parmağı var' diye söylüyor. Başbakan'ın bunu maksatlı yaptığı çok belli. Bunu buraya bağlamak siyaseten dezenformasyon yapmak değilse aptallıktır, başka bir şey değil. Bu direnişi başlatanlar aynı zamanda Kürt meselesinde meselenin eşitlik temelinde çözümünden yana olan insanlardır. Bunun ulusalcılarla uzak yakın hiçbir alakası yoktur. Son gün ellerine bayrak alıp gelen üç beş kişi dışında ki toplumsal hareketlerde de saf bir hareket bulunmadığı için ama sonuçta bu hareketin taleplerine bakın bu taleplerin içerisinde aynı zamanda cezaevlerine değinen, tecride değinen, İmralı'ya değinen, Kürt meselesinin çözümüne değinen, çok önemli olgular olduğu ortada. Ulusalcıların da bu meseleyi Kürt meselesinin çözümüne karşı bir hareketmiş gibi göstermeye çalışması tam anlamıyla kepazeliktir. Gerçeklikle uzak yakın bir alakası yoktur" diye konuştu. Gezi Parkı direnişinin ayını zamanda Türkiye'nin demokratikleşmesine dönük taleplerin merkezi olduğunu kaydeden Turan, "Gezi parkından başlayan direnişte aynı zamda Türkiye'nin demokratikleşmesine dönük taleplerimiz var. Kürt meselesinin eşitlik temelinde çözümüne dair taleplerimiz var. SDP bu mücadelenin içerisinde sonuna kadar durmaya devam edecek" dedi.

Taş: Birleşik bir iradeye ihtiyaç var

ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ise, direnişi "Onur direnişi" olarak nitelendirdi. Taş, "11 yıldır AKP tarafından aşağılanan insanlar onurlarına sahip çıkıyorlar. Başbakan'ın ben istediğimi istediğim şekilde yaparım yaklaşımına karşı bu otoriter yaklaşımına karşı isyan ediyorlar. Birçok tepkinin birikimi olarak ortaya çıktı. AKP'ye dönük bir yığın tepkinin dışa vurumu ve belirli bir merkezde yoğunlaşması olarak ortaya çıktı bu tablo. Daha çok eğitimli kültürlü belirli birikime sahip bir yaşam tarzını savunmayı amaçlayan bu konuda özgürlüklerine dokundurtmamayı amaçlayan bir orta sınıfın küçümsenmemesi gereken çok güçlü bir toplumsal tepkisi olarak ortaya çıktı. Geleceğinden kaygı duyan özgürce yaşamaya çalışan gençliğin de bir tepkisi olarak ortaya çıktı. Herkesin kendine ait durduğu yerden farklı talepleri var. Çok çeşitli kesimler olduğu için herkesin talepleri oluyor ama öne çıkan talep 'Hükümet istifa' oluyor. İşin geldiği boyut biraz karışık bir boyut. Ortak talepler etrafından birleşik bir iradeye ihtiyacı var bu direnişin. Kazanabilir taleplere ihtiyacı var. Bir toplumsal ve siyasi odağa ihtiyacı var. Çünkü bu haliyle devam ederse kontrolsüz bir sürece de evrilebilir. Şu ana kadar geldiği aşama oldukça önemli. Bundan sonra bu talepleri biraz belirgin kılmak lazım. Gerçekleşebilir talepler olarak kılmak lazım" diye konuştu. Direnişin ulusalcı kesimlere mal edilmesini de eleştiren Taş, "Taksim Meydanı'nı kazanılana kadar özne olan sol sosyalist siyasetler ve ciddi bir şekilde katılım sağlayan örgütsüz kitledir. Ulusalcı yapılar daha sonradan dahil olmuşlardır" dedi.

Ersoy: AKP yasakları karşısında oluşan bir tepkidir

Halkevleri Genel Başkanı Oya Ersoy da, direnişin tarihsel bir direniş olduğunu ve 50'ye yakın merkeze yayılmış olduğunu söyledi. Halkın despotizme karşı direndiğini ifade eden Ersoy, "Halk kentlerde meydanlarda, mahallelerde, sokaklarda alanlara çıkıp AKP iktidarının despotizmine dur diyor. Geceleri tencere tavalar çalınıyor. Bu normal bir durum değil, bu AKP'nin faşizmine, yasaklarına karşı birikmiş bir öfkedir. Reyhanlı'da ortaya çıkan otoriter rejime karşı bir öfkedir. Tayip Erdoğan'ın belirtmiş olduğu ne cumhuriyet nede tencere tava meselesi değil halkın ortaklaşmış taleplerin bir bileşimidir. Bu egemen sınıflar arası bir saflaşma da değildir. Örgütlü bir muhalefetin oluşturduğu bir şey de değildir. Tamamen doğallığında AKP yasakları karşısında oluşan bir tepkidir. AKP bunu ısrarla görmezden gelip tencere tavaya bağlıyor. Tabi bu tek adamlık rejim olan iktidar bloğuna karşıda bir tepkidir. Aslında bu tepkiler sadece bu dönemde ortaya çıkmış bir şey değildir. Açlık grevleri ile başlayan sokağın halka yasak edilmesi ile devam eden ve 1 Mayıs'ta yaşanan olaylar ile ırkçılığın yükseltilmesidir. Yine diğer yandan yapılacak olan 3'üncü köprüye Yavuz Sultan Selim isminin verilmesi ve Kürt sorununda barış sürecinde demokratik bir Türkiye için gerilla güçleri geri çekilirken AKP'nin Kürt halkının demokratik haklarının verilmesinde henüz bir adım atılmaması bu olayları tetikleyen şeylerdir. Aslında bu direniş topyekûn AKP'yi tanımayan ve AKP 'ye tabi olmayanların sesidir" diye konuştu. 

'Bu bir dönüm noktasıdır'

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi Eş Sözcüsü Sevil Turan ise, şunları ifade etti: "Ekoloji ve yurttaş girişiminin başlattığı bir durumdu aslında. Son dönemdeki Türkiye'deki politik yapı bu sürece demokrasi, özgürlük ve baskılar tepki bilincine dönüştürdü her yerde. Burada yapılması gerekenin önemli şey, şimdiye kadar ihtiyaç duyulan katılımcı, demokratik çoğulcu sistemin işletilmesi. Bu yönde taleplerin karşılanması gerekiyor. Bunun için de öncelikli çözüm vahşi polis şiddetinin durdurulması ve sorumluların acilen cezalandırılması. Direnişteki asıl talep aslında demokrasi ortamının genişletilmesi ve bunun üzerinden şiddetsiz bir direnişle bunun çözüme kavuşturulması çok önemli. Çünkü, bu hareket sivil yurttaş bir direniş hareketi ile başladı. Türkiye'de aslında bu bir dönüm noktasını da oluşturdu. Bunu iyi okumak lazım. Hayatında sokağa çıkmamış binlerce insan sokaktaydı. Bundan sonraki süreçte hükümet üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerekiyor ki içinde bulunduğumuz barış sürecinin yerine mantığına yakışır bir sonuçla sonuçlanabilsin."DİHA 

Güncelleme Tarihi: 04 Haziran 2013, 11:37
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER