Diyarbakır’da edebiyat ve barış konferansı başladı

Diyarbakır’da edebiyat ve barış konferansı başladı

Uluslararası PEN, Kürt PEN Merkezi (Navenda PENa Kurd) ile Diyarbakır Büyükşehir, Sur, Yenişehir, Bağlar ve Kayapınar belediyelerinin ortak düzenlediği “Barış ve eşitlik süreçlerinde, uzlaşma, barış ve eşitlikte edebiyatın, dilin ve aydınların rolü” başlıklı konferans Diyarbakır’da başladı.

Ali Emiri Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa sivil toplum örgütleri ve siyasi partilerin temsilcilerinin yanı sıra yazarlar, şairler, akademisyenler ve çok sayıda kişi katıldı. İki gün sürecek konferansta, barış süreçlerinde edebiyatın, dilin ve aydınların üstlenebileceği roller ele alınıyor.

Ömer Fidan: Edebiyatçılar olarak süreçte varız

Konferansın açılışında konuşan Kürt PEN Merkezi Başkanı ve yazar Ömer Fidan, barışın inşasında edebiyatçıların sorumluluğuna dikkat çekti.

Konferansın onurlu barışın inşasına katkı sunmasını amaçladıklarını belirten Fidan, edebiyatçıların süreçte yer almaya devam edeceğini ifade etti. Fidan, şöyle konuştu:

“Bu konferansın onurlu barışın inşasında etkili olmasını amaçlıyoruz. Edebiyatçılar olarak süreçte var olduğumuzu ve var olacağımızı belirtmek istiyoruz. Bu sürecin başarıya ulaşması için mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu konferansta katkısı olan herkese teşekkür ediyoruz.”

Mizgin Ronak: Zindanlarda çok sayıda Apê Cemşît var

Yazar Mizgin Ronak ise cezaevlerinde bulunan edebiyatçıların üretimlerinin halka ulaşmasının önemine değindi. Kürt edebiyatının güçlü bir birikime sahip olduğunu belirten Ronak, bu birikimin geliştirilmesi ve dünyayla buluşturulması için ortak üretimin önemine işaret etti.

Dünya edebiyatından örnekler veren Ronak, Bextiyar Elî’nin bir kitabını cezaevinde okuduğu dönemde Irak rejiminin işkencesine maruz kalan Apê Cemşît’in mücadelesini konu alan eserden etkilendiğini anlattı. Ronak, bu okuma sırasında kendi cezaevi deneyimleriyle kitapta anlatılanlar arasında kurduğu bağı şu sözlerle aktardı:

“Zindanlarda büyük edebiyatçılar var. Edebiyatlarının halka ulaşması önemli. Dünya edebiyatının önde gelen isimlerinin Bextiyar Elî’nin kitabının zindanda okumuştum. Irak rejiminin işkencesine maruz kalan Apê Cemşit’in mücadelesine değiniyordu. O zaman biz dedik ki, ‘30 yıldır cezaevindeyiz, niye Apê Cemşît olamıyoruz.’ Zindanlarda çokça Apê Cemşîtler var.”

Kürt edebiyatının hak ettiği yere ulaşması için mücadelenin büyütülmesi gerektiğini söyleyen Ronak, farklı ülkelerdeki edebiyat çevreleriyle kurduğu temaslardan edindiği gözlemleri de paylaştı.

Edebiyatın halkların direniş deneyimini görünür kıldığını ve bu mücadeleye öncülük edebildiğini belirten Ronak, baskı koşullarında dahi edebiyat üretiminin sürdürülmesi ve halka ulaştırılması gerektiğini vurguladı. Ronak, konuşmasını ortak bir edebiyat üretimi çağrısıyla tamamladı:

“Kürt edebiyatının hak ettiği yere gelmesi için mücadeleyi büyütmeliyiz. Muazzam bir edebiyat altyapısı var. Dünyanın birçok yerinde gidip oranın edebiyatı ile tanıştım. Edebiyatın halkın direniş boyutunu ortaya çıkardığını ve öncülük ettiğini gördük. Baskı altında olan edebiyatın üretimin sürdürmesi ve halka ulaşması gerekiyor. Birlik içinde bir üretimi ortaya koyalım.”

İlhan Sami Çomak: Anadiliyle edebiyata kavuşmak elzem

Yazar İlhan Sami Çomak da konuşmasında egemenlerin edebiyat üzerindeki etkisinin kırılması ve halkların kendi anadillerinde edebiyat üretebilmesinin önünün açılması gerektiğini söyledi.

Barış sürecinin başarıya ulaşması için cezaevlerinde bulunan tutukluların tahliye edilmesinin önemine dikkat çeken Çomak, 32-35 yıldır cezaevinde olan kişiler bulunduğunu, bunların arasında hasta tutukluların ve yazarların da yer aldığını belirtti.

Çomak, değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Egemenlerin edebiyat üzerindeki etkisini kırmak gerekiyor. Halkın anadili ile edebiyatına kavuşması elzemdir. Eğer süreç başarıya ulaştırılması gerekiyorsa tutukluların tahliye edilmesi gerekiyor. 32-35 yıldır cezaevinde olanlar var. Bunlar arasında hasta tutuklu ve yazarlar da var. Bunlar tahliye edilmeden sürecin başarıya ulaşması mümkün değil.”

Serra Bucak: Halkların dilini özgürleştirmeyen barış mümkün değil

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak ise konferansın barışın inşası açısından önemli bir buluşma olduğunu belirtti. Halkların dil özgürlüğünü esas almayan bir barışın kurulamayacağını söyleyen Bucak, devletin halkların dilleriyle barışını oluşturması gerektiğini ifade etti.

Halkların anadillerinde özgürce konuşabilmesi, şarkı söyleyebilmesi ve edebiyat üretebilmesinin önemine değinen Bucak, dil ve kültür alanında öncülük eden kişilere teşekkür etti.

Bucak, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:

“Bugün burada barışın inşası için önemli bir konferans düzenleniyor. Halkların dilinin özgürlüğünü esas almayan bir barışın gerçekleşmesi imkansız. Devlet halkların dili ile barışını oluşturması gerekiyor. Halkımız anadili ile özgürce konuşmalı, şarkısını söylemeli ve edebiyatını ortaya koymalı. Bu halkın diline, kültürüne öncülük eden öncülerimize minnettarız.”

Konferans panellerle devam ediyor

İki gün sürecek Edebiyat ve Barış Konferansı, açılış konuşmalarının ardından “Barış süreçlerinde edebiyat, dil ve evrensel haklar” başlıklı panelle devam ediyor. Konferans kapsamında edebiyatın barış süreçlerindeki rolü, anadilinde üretim, halkların kültürel hakları ve aydınların sorumlulukları üzerine değerlendirmeler yapılacak

YORUM EKLE