Doğup büyüdükleri topraklarda hasretlerini dindirme umudu taşıyan Faraşinliler, "Köyde geçirdiğimiz vakitler bize güç veriyor. Burada zor şartlarda yaşam mücadelesi vermemize rağmen huzur ile doluyuz. Kendimizi özgür hissediyoruz" dedi.
Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesine bağlı 30'u aşkın köyün bulunduğu Faraşin (Firnaşîn) bölgesinde devletin 90'lı yıllarda bölgedeki savaş politikası nedeni ile köyleri yakılıp yıkılan ve köylerinden zorla çıkarılan yurttaşlar, taşındıkları kentlerde büyük zorluklar yaşadı. Faraşin bölgesindeki kimi yurttaşlar yasaklara ve zor şartlara rağmen kendi imkanlarıyla boşaltılan köylerine dönerken, imkanları olmayan yurttaşlar ise bir gün boşaltılan köylerine geri dönme hayalini kuruyor. Devletin kendilerine çok zulüm yaptığını ve imkanları olmadığından dolayı köyde kendisine hala bir ev yapamadığını söyleyen Tahir Gür isimli yurttaş, devletin "Köyde Apocular var. Sizler Apocusunuz" diyerek, köylerini yakıp yıktığını anlattı.
'Sefalet içerisinde yaşadık'
Köylerinden ayrılmak istemediklerini; fakat zorla metropollere göçertildiklerini söyleyen Gür, doğup büyüdükleri toprakları terk etmenin hiç de kolay olmadığını ve bu yüzden gittikleri hiçbir yerde rahat edemediklerini ifade etti. Gür, "Zorla topraklarımızdan çıkarıldığımızda elimizde hiçbir şey kalmadı. Biz 4 erkek kardeştik. Her birimizin 200'ü aşkın koyunu vardı. Köylerimiz yakıldı ve elimizdeki bütün gelir kaynağımız olan hayvanlarımız elimizden alındı. Kürtlükten bahsettiğimizde akla gelmeyecek işkencelere maruz kalıyorduk. Köyden çıkarılınca şehirlere gittik. Fakat şehirde de imkanlarımız yoktu. Sefalet içerisinde yaşadık" diye belirtti.
'Doğası ve güzelliği bizim için en büyük servettir'
Köylerine dönmek istediklerini fakat dönüş için hiçbir imkan tanınmadığından, sadece bahar aylarında köyde kurdukları çadırda belli bir süre kaldıktan sonra tekrar şehirlere dönmek zorunda kaldıklarını belirten Gür, "Biz tekrar tamamen köylerimize dönmek istiyoruz. Bize köylerimize dönmek için hiçbir imkan vermiyorlar. Köylerimize dönmek için koşulların sağlanmasını istiyoruz. Köylerimizi bu hale sokan devletin, köyümüze dönmemiz için bize imkan sunması gerekiyor" dedi. Köyde yapacakları hayvancılık ve tarım ile geçimlerini sağlayabileceklerini dile getiren Gür, köye geri dönme isteklerini ise şu sözler ile ifade etti: "Aile ile köye geldiğimizde huzurumuz yerine geliyor. Şehirde adeta boğuluyoruz. Sürekli aileden birileri hastalanıyor. Ama köyde hiç kimse kolay kolay hastalanmıyor. Yine burası bizim atalarımızdan bize kalan yer. Biz de burada doğduk, büyüdük. En büyük isteğimiz kalıcı olarak topraklarımıza geri dönmektir. Burada kendi ilacımızı doğal bitkilerden kendimiz üretiyoruz. Burada içtiğimiz su, soluduğumuz hava tertemiz. Doğası, kokusu, rengi, güzelliği ve yaşantısı bizim için en büyük servettir."
'Köyümüzü komple yaktılar'
1993-1994 yıllarında askerlerin sürekli köylerine baskın yaptığını söyleyen Fethi Gür isimli yurttaş ise, "Gücümüz olmadığından dolayı kendimizi koruyacak durumda değildik. Bize kalmamız için koruculuk teklif ettiler. Biz de koruculuğu kabul etmedik. Bu yüzden köyümüzü komple yaktılar. Köydeki camiyi ateşe verdiler. Cami içerisinde bulunan Kuran'ı bile yaktılar. Hayvanlarımızı öldürerek elimizde ne varsa aldılar, ateşe verdiler" dedi. Yaklaşık 15 yıl sonra kendi imkanları ile köylerine geri döndüklerini aktaran Gür, devletin kendilerine insan gözüyle bakmadığını belirtti. Köyün harabe halini dilekçeler ile de bildirdiklerini ifade eden Gür, "Bizim bu harabeye dönmüş köylerimizi kendi imkanlarımız ile yeniden inşa etme, yaşamaya elverişli hale getirmeye gücümüz yetmiyor. Şehirlerde iş bulamıyoruz. Hiçbir gelirimiz yok, geçimimizi sağlayamıyoruz" diye konuştu.
'Topraklarımızda özgür hissediyoruz'
Göç ettirilmeden önce köylerinde çok mutlu ve huzurlu olduklarını anlatan Gür, köye karşı duyduğu özlemi şu sözlerle ifade etti: "Büyüklerimiz burada yaşadı. Köye her geldiğimizde beraber geçirdiğimiz zamanlar aklımıza geliyor. Onların mezarlarını gördüğümüz zaman anılarımız tazeleniyor adeta. Köyde geçirdiğimiz vakitler bize sanki büyük bir varlık ve güç veriyor. Burada zor şartlarda yaşam mücadelesi vermemize rağmen huzur ile doluyuz. Kendimizi özgür hissediyoruz. Köyde 4-5 ay kalıyoruz. Bu sürede hasretimizi ve özlemimizi gideriyor, onun için geliyoruz."
'Herkesin toprağı kendisine güzeldir'
Devletin köyde ev, cami ve okul ayırt etmeksizin yakıp yıktığını dile getiren Caziye Gür isimli yurttaş da metropollere göç ettirildiklerini ve yarı aç, yarı tok bugüne kadar geldiklerini söyledi. Tek isteklerinin boşaltılan köylerine geri dönmek olduğunu aktaran Gür, "Köyümüzü tekrar yaşanır hale getirmek istiyoruz. Artık çektiğimiz eziyet yeter. Herkesin toprağı kendisine güzeldir. Bizim de topraklarımız burada. Tek tesellimiz burada geçirdiğimiz birkaç aylık zaman. Bütün yorgunluğumuzu, bütün çektiğimiz cefayı, burada kaldığımız güzel günler ile avutuyoruz" dedi.DİHA
Güncelleme Tarihi: 29 Mayıs 2013, 09:33
SIRADAKİ HABER