DTK Daimi Meclis Üyesi Yusuf Karataş, Kürtlerin diğer halklarla bölgede barış içinde yaşamak istediğini ifade ederek, "Biz idamlara karşı kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz. Biz DTK olarak buna sessiz kalmayacağız" dedi. İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici ise, "İran'ın bu tavrını kabul etmemiz mümkün değildir" diye belirtti.
İran, "insanlık suçu" olarak kabul edilen idam cezasını uygulamaya devam ediyor. İran'ın Kerece kentindeki cezaevinde tutulan Lokman ve Zanyar Muradi kardeşlerin "Allah'a karşı savaşmak" idam edileceği belirtildi. Lokman ve Zanyar Muradi'nin ailesi de çocuklarının idam edileceği bilgisini doğruladı. Uluslararası Af Örgütü'nün verdiği bilgilere göre, İran rejimi, 2011 yılında 360 siyasi tutukluyu idam etti. Ancak, Af Örgütü bilinen bu rakamın yanı sıra İran'da gizli idamların da gerçekleştirildiğini ve bunların sayısının bilinmediğini belirtiyor.
Diyarbakır'da bulunan Kürt siyasi parti temsilcileri ve STK temsilcileri İran'ın idam cezası uygulamasına tepki gösterdi. DTK Daimi Meclis Üyesi Yusuf Karataş, "İran Ortadoğu'daki birçok devlet gibi antidemokratik yapıya sahiptir. Böyle bir zamanda idam cezasını gündeme getirmiş olması manidardır. Şöyle değerlendirmek lazımdır; İran iki Kürt kardeş olan Lokman ve Zanyar Muradi'yi idam edeceğini duyurmuştu. İdamı neden Kürt halkına tekrardan dayatıyor? Sormak gerekiyor" diye konuştu.
'Kürtler kutuplaşmanın dışında kaldı'
Karataş, 2010 yılında Ortadoğu'da bir değişimin yaşandığını kaydederek, "Akabinde Tunus ve Mısır'da diktatörlükler yıkıldı. Daha sonra aslında Libya ile başlayan ve daha çok batılı emperyalist güçler halkların değişim isteğini kendi çıkarları çerçevesinde kullanma politikası vardı. Bu politika Suriye'de somutlaştı. Suriye'de bir tarafta, Suriye Esad rejimi, İran, Çin, Irak'taki Maliki hükümeti ve Rusya; öbür tarafta, ÖSO, Türkiye, Suudi Arabistan, kısmen Barzani'nin eklendiği, ABD ve batılı güçlerin olduğu karşılıklı bir kamplaşma ortaya çıktı. Kürtler ortaya çıkan bu kamplaşmanın dışında kaldı" dedi.
'İran Kürtlerin statü kazanmasından rahatsızlık duyuyor'
Karataş, Kürt hareketinin son yıllarda demokratik statüsünü inşaa etmek için pratik adımlar attığını belirterek, "Kürt hareketinin verdiği mücadele sonrası Türkiye'de son dönemde ortaya çıkan görüşmeler var. Tam böyle bir dönemde İran'ın idamları gündeme getirmesi manidardır. Keza, Kirmanşah eyaletinde anayasal bir hak olmasına rağmen Kürtçeyi yasaklaması şunu gösteriyor; İran Kürtlerin statü kazanmasından rahatsızlık duyuyor. İdamlar bu noktada tehdit olarak gündeme geliyor" dedi. Karataş, "İran'ın bu yönlü yaklaşımları ona fayda getirmez. İran bu baskıcı yönelimlerden vazgeçmelidir. Kürtler diğer halklarla bölgede barış içinde yaşamak istiyor. İran'ın Kürtlerin barışçı tavrını görmesi lazım. Biz idamlara karşı kamuoyunu duyarlı olmaya çağırıyoruz. Biz DTK olarak buna sessiz kalmayacağız" diye belirtti.
'İdam utançtır'
Diyarbakır KESK Şubeler Platformu Sait Baran, idam cezasının 21'inci yüzyılda "utanç" olduğunu kaydederek, "İdam dünyanın her yerinde kalkarken, İran'da siyasi düşünceleri nedeniyle insanların idam cezasına çaptırılması akıl almazdır. Daha öncede İran Kürt siyasetçiler idam edilmiştir. Biz STK'lar olarak idam cezalarına sessiz kalınmasını doğru bulmuyoruz. Herkesi duyarlı olmaya çağırıyoruz. Biz KESK Diyarbakır Şubeleri olarak idama karşı tepkimizi ortaya koyacağız" dedi.
'İran bu idamlarla kendi sonunu getiriyor'
ESP Diyarbakır İl Başkanı Ramazan Karakaya, idam infazlarının yaşanan süreçte gündeme gelmiş olmasını manidar bulduklarını belirterek, "Sayın Öcalan ile görüşmelerin olduğu bir dönemde gündeme gelmiş olması ister istemez insanı, bazı kuşkulara götürüyor. İran mevcut durumdan rahatsızdır mıdır? Türkiye'de yaşanabilecek barıştan rahatsız mıdır?" diye sordu. Karakaya, "İran'ın aldığı bu kararı doğru bulmuyoruz. Parti olarak insanlık suçu olarak görüyor ve İran'ı protesto ediyoruz. Ortadoğu'da ezilen halklar adına mücadele eden devrimci ve demokrat kesimleri İran'a tavır almaya ve kararı protesto etmeye çağırıyoruz" çağrısını yaptı.
'İdamlar siyasidir'
DDKD Genel Başkanı İmam Taşçıer, İran devrimi olduktan sonra idam cezalarının yoğunluklu olarak Kürtlere karşı kullandığına dikkat çekerek, "Hümeyni yönetimi insanları kepçelere asarak, havadan sudan bahanelerle idam etti. İdam çağ dışı ve uluslararası hukuka aykırıdır. İran'da idamın özellikle Kürtlere uygulanması ise ayrı bir durumdur" değerlendirmesini yaptı. PJAK ile İran arasında bir ateşkes olduğunu fakat İran'ın son dönemde Türkiye PKK Lideri Abdullah Öcalan ile yapılan görüşmeler sonrası idamları gündeme getirmesinin düşündürücü olduğunu ifade eden Taşçıer, "Gelişen süreçte İran sanki rahatsızlığını dile getirdi. Bana göre bölgede barışın yaşanmasını bazı güçlerle birlikte İran'da istemiyor. Biz DDKD olarak, İran'daki idam cezalarının son bulmasını istiyoruz. Biz Kürdistani kurumlar olarak idamlara karşı birarada olmalıyız. İdamlar siyasidir, biz dört parçadaki Kürtler olarak buna karşı sesimizi yükseltmeliyiz" dedi.
'Allah'a karşı savaşmak soyut bir kavramdır'
HDK Diyarbakır Sözcüsü Hüseyin Bardakçı, 15 Ocak 2010'da Urmiye'deki merkezi cezaevinde asılarak idam edilen Kürt siyasetçi Hüseyin Xizrî'yi hatırlatarak, "İran rejimi Kürtler üzerinde idamı sadece bir baskı aracı olarak kullanmıyor. Kürtler burada kültürel ve soysal baskılara maruz kalıyor. Zanyar ve Lokman Muradi'ye verilen idam gerekçeleri 'Allah'a karşı savaşmak' soyut bir kavramdır. Yargılamalar ulusları arası normlara uygun olmalıdır" dedi. HDK olarak insan yaşamını yok sayan anlayışlara karşı olduklarını belirten Bardakçı, "Lokman ve Zanyar Muradi kardeşlere verilen ceza doğru bulunacak bir yanı yoktur. İdam kararı kabul edilemezdir. İran'ın bu devlet politikası haline getirdiği idamlara karşı tüm Kürt kamuoyu ve dünya kamuoyunun tepki göstermesi gerekir" diye belirtti.
'İran hak ihlallerinin en fazla görüldüğü ülke'
İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici ise, dernek olarak idamlar konusuna duyarlılık göstermeye çalıştıklarını söyleyerek, "İdam son derece insanlık dışı bir uygulamadır. Öteden beri İran, idam cezasını uyguluyor. Biz bu idamları uluslararası insan hakları örgütleri ile paylaşıyoruz. İran Büyükelçiliği nezdinde de girişimlerde bulunuyoruz. Ama maalesef İran öteden beri bu idamları uyguluyor. İdamlar Kürt siyasetçilerine, insan hakları savunucularına, öğretmenlere, muhalif diyebileceğimiz birçok insana uygulanıyor. İran'ın bu tavrını kabul etmemiz mümkün değildir" dedi. İdam cezasının kabul edilemeyeceğini belirten Bilici, "İran, insan hak ihlallerinin en fazla görüldüğü, insan haklarına saygısı olmayan ve evrensel sözleşmeleri tanımayan bir ülkedir. İdam edilmek istenen insanların aileleri bile can güvenliği tehlikededir. İletişime geçmek istediğimiz aileler, 'İsimlerimiz deşifre olduğu zaman biz de idam edilebilir ya da cezaevine girebiliriz' korkusuyla yaşıyorlar. Bu yüzden çok fazla iletişime geçmek istemiyorlar. Diyarbakır'daki sivil toplum örgütleri bunun içinde biraraya gelebilir. Biz ayrıca, idamlara karşı sessiz kalınmamasını ve uluslararası kamuoyunu duyarlılığa çağırıyoruz" diye konuştu.
'İran baskıyla çözmeye kalkarsa kaybeder'
EMEP Diyarbakır İl Başkanı Mehmet Aslanoğlu ise, Ortadoğu'da son süreçte Kürtlerin bölgenin yükselen gücü haline geldiğine işaret ederek, "Suriye, Irak ve Türkiye'de olduğu gibi İran'da da Kürtler demokratik hakları için mücadele ediyor. Uluslararası Af Örgütü'nün verdiği rakamlara göre, 2011 yılında İran'da 360 siyasi tutsak idam edildi. Bunun kadar bir sayının ise gizli bir şekilde idam edildiği söyleniyor. İran, Türkiye gibi Kürt meselesini baskı yoluyla çözmeye kalkarsa kaybeder. Kürt sorunu İran'ın da ayağında bir pranga olarak kalır. Bizim İran'a çağrımız şu an idam tehdidi altında olan başta Lokman ve Zanyar Muradi kardeşler olmak üzere tutsakları idam etme politikasından vazgeçmesidir" çağrısını yaptı. / Diha
Güncelleme Tarihi: 21 Ocak 2013, 12:09
SIRADAKİ HABER