Merkezi idarenin yetkilerinin çok büyük bir kısmı yerel idareye terk edilmelidir. Valilik ve kaymakamlık sistemi kaldırılmalı, yetkileri yerel idare yöneticilerine terk edilmelidir" diye belirtildi.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Genel Merkezi tarafından 27-28 Nisan tarihlerinde "Kürt Sorununun Demokratik Çözümü Sürecinde Halkların Haklarının Tanınmasında İnsan Hakları Hareketinin Rolü" adıyla çalıştay gerçekleştirdi. Ankara Kızılcahamam'da düzenlenen çalıştayın artından kapsamlı bir sonuç bildirgesi hazırlandı. Çalıştayın sonuç bildirgesi, "Halkların haklarının tanınmasında anayasal, yasal ve idari çözümler başlıklı grup çalışması raporu", "Adalet arayışı ve hakikat çalışma grubu raporu", "Çatışma çözümleri ve STK'lerin rolü" ve "Barış kültürünü inşa etmenin araçları ve toplumsal barış" 4 ana başlık altında toplandı. Çalıştay boyunca yapılan sunumlarda yeni ve demokratik Anayasa önerileri ele alınırken, ayrıca yasal ve idari tedbirlerde aktarıldı. Bildirgede, Anayasa'nın bütünüyle yeniden yazılması gerektiğine vurgu yapılarak, şunlar kaydedildi:
"1982 Anayasası, 2010'daki kapsamlı değişiklik de dahil olmak üzere günümüze dek 17 kez değiştirilmiştir. Bu değişiklikler Türkiye'nin demokrasi ve insan hakları sorunlarını çözememiştir. Mevcut Anayasa bir darbe anayasasıdır. Bu nedenle mevcut anayasa referans alınmamalı ve anayasa bütünüyle yeniden yazılmalıdır. Anayasanın yapım sürecinde eşitlik, özgürlük, barış, adalet, demokrasi, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, yerinden yönetim, çok kültürlülük, açıklık ve katılımcılık ilkeleri esas alınmalıdır. Anayasa insan haklarına dayalı olmalı ve temel hak ve özgürlüklere aykırı hiçbir önermeyi içermemelidir. Anayasa başta Kürt sorunu olmak üzere Türkiye'nin temel sorunlarını çözecek şekilde tasarlanmalıdır. Türkiye'nin en temel sorunları olan Kürt sorunu, din ve vicdan özgürlükleri sorunlarına kalıcı çözümler getirmeli; askeri vesayet dahil tüm vesayet kurumlarının etkinliğine son vermeli; aşırı merkeziyetçi ve denetimden uzak tutulan idarenin yerine yerinden yönetimi esas alan, denetime açık, hesap verebilir bir devlet yapısının oluşturulmasını sağlamalı; ayrımcılığın her türüne karşı güvenceleri oluşturmalı; ifade ve örgütlenme özgürlüğünü mutlak biçimde güvence altına almalı; hukukun üstünlüğüne dayalı bir yargı yapılanmasını gerçekleştirmeli ve adil yargılanma hakkını güvence altına almalı ve toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamaya dönük olmalıdır."
'Yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyaç var'
Bildirgede, Anayasa'nın başlangıç metnine değinilerek, "Türkiye'nin, demokrasinin çoğulculuk, açıklık ve katılımcılık ilkelerine uygun olarak yeni ve demokratik bir anayasaya ihtiyacı olduğundan, Türkiye'de yaşayan bütün etnik grupların, dil gruplarının, din gruplarının, inanç gruplarının varlığı genel bir ilke olarak kabul edilmeli ve bunların bu anayasa ile belirlenecek kurallar çerçevesinde, barış içinde bir arada demokratik cumhuriyet içerisinde yaşama kararlılığında olacakları ifade edilmelidir. Başlangıç metninde, BM İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nde yer aldığı gibi başta zulme karşı direnme hakkı olmak üzere insanların yoksulluktan ve korkudan kurtulma hakları olduğu ifade edilmelidir. Başlangıç metninde, halkların özgürlük, barış ve güvenlik haklarına vurgu yapılmalı; soykırım başta olmak üzere insanlığa karşı suçlar, savaş suçları ve saldırganlık suçlarına karşı olunduğu, bunların işlenmemesi için ulusal ve uluslar arası düzeyde her türlü çabanın gösterilmesi gerektiği ifade edilmelidir" diye kaydedildi.
'Anayasada önce birey sonra devlet'
Bildirgede, Anayasa'nın genel ilkelerine vurgu yapılarak, "İnsan onuru", "Demokratik cumhuriyet", "Resmi dil", "Çok dillilik ve çok kültürlülük", "Kuvvetler ayrılığı", "Hukuk önünde eşitlik ve ayrımcılık yasağı", "Sosyal devletin görevleri" başlıklarına yer verildi. Bildirgede, Anayasa'nın ilk maddesinin "insanlar onurda ve haklarda eşittir" evrensel ilkesi ile başlanması istenilerek, yeni ve demokratik anayasada önce birey sonra devletin gelmesi gerektiğine vurgu yapıldı. Bildirgede, Türkiye devletinin bir demokratik Cumhuriyet olduğu biçiminde düzenlenmesi ve demokratiklik vurgusunun kuvvetlendirilmesi istenildi. Bildirgede, "Halklar ve İnançlar Topluluğu, İnsan Haklarına Dayalılık, Laiklik, Sosyal Adalet ve Sosyal hukuk devleti, Hukukun Üstünlüğü ülkede yaşayan halkların, özgürlük, barış ve güvenlik hakları vurgulanmalı ve inançlara genel bir ilke olarak atıf yapmalı, demokratik cumhuriyetin insan haklarına dayalı olduğu belirtilmeli, hukukun üstünlüğüne, laiklik ilkesine, sosyal adalet ve hukuk devleti kavramlarına yer verilmelidir" denildi.
'Bölgesel ve azınlık dilleri resmi dil olarak belirlenmeli'
Bildirgede, resmi dilin Türkçe olduğu belirtildikten sonra; yerel yönetimlerin bölgesel ve azınlık dillerini de Türkçe'nin yanında resmi dil olarak belirleme yetkisinin tanınmasını ve ayrıca devletin bölgesel ve azınlık dillerinin yazılı ve sözlü olarak kamusal ve özel hayatta kullanılmasını kolaylaştırmak ve teşvik etmekle yükümlü olduğu vurgulanması kaydedildi. Bildirgede, Anayasa'da kuvvetler ayrılığı ilkesine yer verilmesi gerektiğine işaret edilerek, Anayasa'da eşitlik maddesinin düzenlenmesinde herkesin dil, ırk, etnik köken, renk, cinsiyet, cinsel yönelim ve cinsel kimlik, felsefi ve siyasi görüş ve inanç, din ve mezhep, sosyal statü, medeni hal, sağlık durumu, engellilik, yaş, hamilelik ve benzeri sebeplerle ayrım gözetilmeksizin hukuk önünde eşit olduğunun belirtilmesi gerektiğine yer verildi.
Bildirgede, "Kadın erkek eşitliği toplumsal cinsiyet eşitliğini kapsayacak şekilde özel olarak vurgulamalıdır" denilerek, ayrımcılıkla mücadele edilmesi ve eşitlik sağlanması için oluşturulacak bağımsız kurumlara dayanak teşkil edecek düzenlemeye yer verilmesi istenildi. Bildirgede, devletin görevleri sosyal devletin görevleri olarak yeniden düzenlenmesi gerekliliğine işaret edilerek, "Yeni liberal ekonomi politikalarının ekonomik, sosyal, kültürel ve dayanışma haklarında meydana getireceği ihlalleri önleme görevinin sosyal devlete görev olarak verilmesi gerekmektedir" diye belirtildi.
'Temel hak ve özgürlükler ayrım yapılmadan yeniden düzenlenmeli'
Bildirgede, Anayasa'da temel hak ve özgürlüklerin ayırım yapılmadan bir bütün olarak kişisel, siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel ve dayanışma hakları evrensel sözleşmelerdeki gibi düzenlenmesi istenilerek, "Düşünceyi ifade özgürlüğü ve örgütlenme özgürlüğü en temel özgürlük olarak mutlak bir koruma altına alınmalıdır. Bu bölümde temel hak ve özgürlükler düzenlenirken, birey hakları yanında, dil hakları, kültürel haklar, engelli hakları, özel olarak korunması gereken grupların hakları gibi topluluk hakları da güvence altına alınmalıdır" denildi.
'Ağırlaştırılmış müebbet cezası kaldırılmalı'
Bildirgede, ölüm cezası yerine getirilen "ağırlaştırılmış müebbet hapis" cezasının kaldırılması istenilerek, şunlar belirtildi: "Bu ceza sonuç itibarı ile ölüme kadar sürdürüldüğünden, yaşam hakkına aykırıdır. Yaşam hakkının korunması ile ilgili olarak şiddetle mücadele konusunda anayasada düzenleme yapılmalı, güvenlik elemanları dahil herkesin silah taşıma ve kullanması mümkün olduğu kadar kısıtlanmalı, mümkünse yasaklanmalıdır. Öncelikle hem vicdan özgürlüğü açısından hem de militarizmle mücadele açısından vicdani ret hakkının mutlak olarak tanınması sağlanmalı ve nasıl kullanılacağı açıkça belirtilmelidir. Laiklik ilkesi uyarınca devletin tüm dinler, mezhepler, inançlar ve inançsızlık karşısında eşit mesafede olacağı düzenlenmeli ve bunların inançlarını yaşamaları için gerekli her türlü kolaylığı eşit biçimde sağlayacağı vurgulanmalıdır. Zorunlu din dersi uygulaması kaldırılmalıdır. Reşit olan bireylerin kamusal alan dahil inançları ve kültürleri gereği kıyafetleri ile ilgili (örneğin, başörtüsü yasağı gibi) yasaklayıcı anlam ve sonuç doğuracak yorumlar yerine açık bir şekilde serbesti getirilmelidir. Tüm dinler ile inançların kendi din adamlarını yetiştirmeleri ile ibadet ve inanç merkezlerini kurmaları serbest olmalıdır. Devrim kanunları nedeni ile el konulan ve müzeye dönüştürülen çeşitli inanç merkezleri ile doğal ve tarihi inanç merkezleri ve yapıları ait olduğu inançların temsilcilerine iadesi ile ilgili anayasaya geçici bir hüküm eklenmelidir."
'Siyasi partiler kapatılmamalı'
"Siyasal Yaşama Katılma Hakkı ve Siyaset Hakkı düzenlenirken, yurttaşların seçme ve seçilme hakları hiçbir sınırlamaya tabi olmaksızın düzenlenecek, seçmen iradesinin yansıtılmasında baraj olmamalıdır. Kamu görevlilerinin tümüne siyaset hakları tanınmalıdır" denilen bildirgede, siyasal partilerin kapatılmalarının yasaklanması gerektiği; ancak sadece şiddet eylemlerinin odağı olma durumunda kapatma dışında çeşitli seçenek yaptırımların uygulanabileceğinin düzenlenmesi istenildi.
'Vatandaşlık tanımı etnisiteye dayalı olmalı'
Vatandaşlık tanımı etnisitiye dayalı olmaması gerektiğine dikkat çekilen bildirgede, vatandaşlıktan çıkarmanın olmaması ve vatandaşlığın ancak kendisi istemesi durumunda vatandaşlıktan çıkarılabileceğine yer verilmesi istenildi. Bildirgede, eğitim hakkı düzenlenirken, anadilinde eğitim ve öğretim hakkı ile ebeveynlerin isteğine uygun olarak devlet okulları dışında dini eğitim verilebilmesi konusunun özellikle düzenlenmesi gerektiğine işaret edildi. Bildirgede, halkın sağlıklı ve doğal (ekolojik) dengelere uygun bir çevrede (ortamda) sürdürülebilir ve iyi bir yaşam sürme hakkının tanınması gerektiği ve Kenya, Bolivya ve Ekvador anayasalarının örnek alınması talep edildi. Bildirgede, çevre hakkının düzenlenmesinde yer altı ve yerüstü enerji ve maden kaynaklarının kullanımı ile ilgili olarak o bölgede yapılacak her türlü inşaat ve tesisin ancak yöre halkının onayı ile mümkün olacağına dair genel bir kuralın konulması istenildi.
Bildirgede, vatandaşın yasama sürecine doğrudan doğruya katılması ile ilgili genel bir kuralın düzenlenmesi gerektiğine dikkat çekilerek, "Şimdiki 90. Maddenin yeniden yazılarak, temel hak ve özgürlükler ile ilgili uluslararası sözleşmelere anayasadan önce uygulanma önceliğinin verilmesi ve bu sözleşmelere yasama, yürütme ve yargı organlarının uyacağının açıkça belirtilmesi sağlanmalıdır" denildi.
'Özerk bölgesel yönetimler modeline geçilebilinir'
Bildirgenin kuvvetler ayrılığı bölümünde, hazırlanacak anayasada, "Yerinden yönetim ilkesine uygun olarak düzenlenecek merkezi idare-yerel idare ilişkisine paralel olarak; yerelde bölgesel veya il meclisleri, merkezde ya tek meclisli parlamento ya da çift meclisli parlamento düzenlenmelidir. Türkiye'deki gidişatın yerel yönetimlerin yetkilerinin arttırılarak özerk bölgesel yönetimler ya da yetkileri genişletilmiş il yönetimleri biçiminde kurgulanması halinde merkezde yarı başkanlık yetkilerini kullanacak Fransız modeline uygun bir modele geçilebilir. Mevcut halde halk tarafından seçilecek Cumhurbaşkanının başbakanı işlevsiz kılacağı açıktır. Türkiye'nin yeni Anayasa da bu temel problemi çözmesi gerekmektedir. Hukukun üstünlüğü ilkesine uygun bağımsızlık yanında tarafsızlığı güçlendirilmiş bir yargı yapılanmasına gidilmelidir. Yargı birliği oluşturularak askeri mahkemeler, askeri Yargıtay ve askeri yüksek idare mahkemesi kapatılmalıdır. Yüksek yargının yapısında çoğulculuk ilkesine uygun olarak belirleme yapılmalıdır. Hakimlerin, savcıların, avukatların temsilcilerinin seçimini yanı sıra, parlamento da nitelikli çoğunluğa göre seçim yapılması sağlanmalı, heyetin oluşumunda farklı toplumsal kesimlerin temsilcilerinin seçilmesinin önü açılmalıdır" diye kaydedildi.
'Demokratik özerklik modeli dikkate alınmalı'
Bildirgede, Kürtlerin ayrı bir halk olarak kendi statülerini özgürce belirleme hakkına sahip olduğuna vurgu yapılarak, "Bu bağlamda bazı siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları tarafından önerilen demokratik özerklik modeli ciddi bir şekilde dikkate alınmalı ve bu model değerlendirilmelidir. Mevcut Anayasal sistem merkezi idarenin yerel idare üzerine kurulu vesayetini tanımlamaktadır. Yeni Anayasa da vesayet sistemine son verilerek, özerk bölgesel yönetimler ya da özerk il yönetimlerine geçiş sağlanmalıdır. Merkezi idarenin yetkilerinin çok büyük bir kısmı yerel idareye terk edilmelidir. Valilik ve kaymakamlık sistemi kaldırılmalı, yetkileri yerel idare yöneticilerine terk edilmelidir" denildi.
'Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulmalı'
Yeni ve demokratik Anayasa'da Kemalist ideoloji ile özdeşleşmiş devrim kanunları olarak nitelenen kanunların hiçbirinin yer almaması gerektiğine vurgu yapılan bildirgede, Lozan Anlaşması ile tanımlanan azınlık haklarının evrensel sözleşmelerin gerisinde kaldığından bu durumun anayasa içine alınmaması istenildi. Bildirgede, yeni ve demokratik bir anayasa ile Türkiye'nin kendi tarihinde yeni bir döneme gireceğine işaret edilerek, "Bu nedenle geçmişle yüzleşme yapılabilmesi için Anayasa'ya geçici bir madde eklenerek, Hakikat ve Adalet Komisyonu kurulması sağlanmalıdır" diye belirtildi.
Yeni Anayasa için öneriler…
Bildirgede, barış sürecinde ve yeni anayasa yapılıncaya kadar geçecek zaman içinde öncelikle ve ivedilikle ifade ve örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması kaydedilerek, maddeler şöyle sıralandı: "Bunun yanı sıra adil yargılanma önündeki engeller kaldırılmalı, kişi güvenliği ve özgürlüğü hakkı kabul edilerek, tutukluluğun peşin ceza olarak uygulanmasına engel olunmalıdır. İnfaz Kanunu'ndaki ayrımcılık ifade eden hükümler ayıklanmalıdır. Bunun için, cezaların infazında adli, siyasi suç ayrımı son bulmalıdır. Ağır hasta mahpusların tahliyesi sağlanmalı, tutukluların sağlık durumları değerlendirilirken toplum güvenliği bakımından tehlikeli gibi bir kriter ortadan kaldırılmalıdır. Tecrit sistemi bütünü ile son bulmalıdır. TCK içinde 85, 132, 216, 218, 285, 286, 288, 289, 305, 217, 301, 220/6-7-8, 222, 226, 314/3 ve 318. Maddeler gibi ifade özgürlüğünü sınırlandırıp cezalandıran maddeler acilen değişmelidir. CMK'da özel hayatın korunması, iletişimin dinlenmesi ve teknik takip hususunda temel hak ve hürriyetlere aykırı düzenlemeler değişmelidir. 'Gizli tanık' uygulaması son bulmalıdır. Katalog suçlar tutuklama gerekçesi olmaktan çıkartılmalıdır. TMK (3713 sayılı kanun) tamamen kaldırılmalıdır. Zaten yasadışı örgüt üyeliği TCK'de düzenlenmiş olduğundan ayrıca böyle bir ihtiyaç bulunmamaktadır. Özel yetkili mahkeme ve Bölge Terör Mahkemeleri kapatılmalıdır. Özel yargılama usulü uygulamasına son verilmelidir. Kabahatler Kanunu'ndaki ifade özgürlüğü önündeki engeller kaldırılmalıdır. İnternet uygulamalarına ilişkin kanunlarda ifade özgürlüğüne ilişkin getirilen sınırlamalar kaldırılmalıdır. Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkında kanun ifade özgürlüğüne aykırıdır. Bu kanun tamamen ortadan kaldırılmalıdır. Örgütlenme özgürlüğü kapsamında; Siyasi Partiler Yasası değişmeli, parti içi demokratik işleyişin önündeki engeller kaldırılmalı, yargı her aşamada siyasi partilerin iç seçimlerini denetleyebilmelidir. Siyasi Partiler üzerindeki Yargıtay Başsavcılığı denetimi ortadan kaldırılmalıdır. Seçim barajı kaldırılmalıdır. Siyasi partilere seçimlerde aldığı oy oranına göre adil bir şekilde devlet yardımı yapılmalıdır. Bağımsız aday olabilmek için para koşulu kaldırılmalıdır. Seçimlerin insan hakları kuruluşları ve bağımsız sivil toplum örgütleri tarafından izlenmesi için düzenleme yapılması gerekir. İsminde ve/veya logosunda Türk ibaresi bulunan meslek kuruluşlarındaki ( TTB-TMMOB vb.), kanun adlarındaki( Türk Ceza Kanunu gibi), kamuya yararlı derneklerdeki (Türk Hava Kurumu gibi) Türk ibaresi "Türkiye" ibaresi olarak değiştirilmelidir. İl İdaresi Kanunu'nda değişiklik yapılarak, yerleşim yerlerinin eski isimlerinin verilmesi önündeki engeller kaldırılmalıdır. Nüfus Kanunu ve Soyadı Kanunu değiştirilerek kişilerin istediği ismi ve soy ismi almasının önündeki engeller kaldırılmalıdır. Boşaltılan köy ve yerleşim yerlerine ilişkin mağdurlara insan unsuru esas alınarak, tatmin edici bir tazminat verilmeli. Köye geri dönüş konusunda gerekli sosyal ve ekonomik tedbirler alınmalı, bunun için uygun koşullar oluşturulmalıdır. Geçici ve Gönüllü Köy Koruculuğu tasfiye edilmeli ve toplumsal barışın sağlanması için korucular acilen silahsızlandırılmalıdır. Mayınlı alanların tespit edilerek temizlenmesi hususunda gerekli düzenlemeler yapılmalı, Ottowa Sözleşmesi'ne uyulmalıdır. Zorla kaybedilenlerin akıbetinin araştırılmasında etkili bir soruşturma ve kovuşturma süreci işletilmeli, bu hususta zaman aşımının uygulanmayacağına dair düzenleme yapılmalı, toplu mezarların usulüne uygun bir şekilde açılması sağlanmalı ve bu konuda insan hakları örgütleri ile işbirliği yapılmalı, Zorla Kaybettirmeye Karşı Herkesin Korunmasına Dair BM Sözleşmesi onaylanıp yürürlüğe konmalıdır. Faili meçhul cinayetler, toplu katliamlar, yargısız infazlar konusunda etkin bir soruşturma ve kovuşturma süreci işletilmeli, zaman aşımı kaldırılmalıdır. Ulusalar Arası Ceza Mahkemesi'nin Yargı Yetkisini Düzenleyen Roma Statüsü onaylanıp yürürlüğe konmalı, Cenevre Sözleşmeleri ek protokolleri onaylanmalı ve yürürlüğe konmalıdır. Milli Eğitim Temel Kanunu'nda ve müfredatta değişiklik yapılmalı, müfredat çoğulculuk ilkesi çerçevesinde yeniden belirlenmelidir. İlköğretimde tekçi, ırkçı ve militarist bir söylem içeren Andımız metni kaldırılmalıdır. Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki ile ilgili Kanun değiştirilerek w,x, q harfleri alfabeye alınmalıdır. İktisadi Müesseselerde Mecburi Türkçe kullanılmasına dair kanun kaldırılmalıdır. Nefret söylemi yasaklanmalı, nefret suçları yasası çıkarılmalıdır. Kadına yönelik ayrımcılık ve şiddet uygulamalarına son verecek düzenlemeler yapılmalıdır. Ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik kurulu oluşturulmalıdır. Alevilerin Cem Evleri'nin ibadet merkezi olarak tanınmasına ilişkin taleplerinin karşılanması, eğitimde zorunlu din dersi uygulamasına son verilmesi gerekir. İşkenceye karşı sözleşmenin eki protokolü (OPCAT) uyarınca ulusal önleme mekanizması oluşturulmalıdır. Başbakanlık Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı'nın ismi Yurtdışı Akraba Toplulukları Başkanlığı olarak değiştirilmeli, kurumsal yapısı, görev ve yetkileri buna göre düzenlenmelidir. Bireysel silahlanma engellenmeli, mevcut silahların toplanması için gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. PVSK'de değişiklik yapılarak polisin silah kullanma yetkilerinin sınırlandırılması gerekir."
'Ne mutlu Türküm diyene' yerine 'Ne mutlu insanım' ile değiştirilmesi
Bildirgenin acil idari önlemler bölümünde ise, silahlı çatışma dönemine göre atanmış vali, kaymakam, emniyet müdürü, jandarma komutanı gibi görevlerde bulunan kamu yönetici ve personelinin gözden geçirilerek, barış sürecine uygun çalışma yapacak şekilde değiştirilmesi istendi. Bildirgede, özellikle F Tipi Cezaevleri Müdürleri'nin de gözden geçirilerek, mahpuslar üzerindeki keyfi baskılara son verilmesi talep edilerek, "Barış sürecinde gerillanın geri çekilmesi ile birlikte çatışmalı ortam için bölgeye gönderilen özel harekat birlikleri, operasyon timleri, batıdan gönderilen askeri birliklerin geri çekilmesi sureti ile bölgedeki yaşam normalleştirilmeli, özel harekat birlikleri (asker-polis) tasfiye edilmelidir. Ayrıca sınır ötesi operasyon yetisini düzenleyen Meclis teskeresi TBMM tarafından uzatılmamalı, mevcut yetkinin kullanılmasından vazgeçilmelidir. Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde yollarda kimlik kontrolü yapmak amacıyla oluşturulmuş karakol ve kontrol noktaları kaldırılarak, kimlik kontrolü uygulamasının batıdaki seviyeye indirilmesi gerekmektedir. Askeri güvenlik bölgesi olarak ilan edilen bölgelerin bu özelliğinden vazgeçilmeli, yayla ve mera yasaklarına son verilmelidir. Çatışmalı dönem için yapılması öngörülen karakolların yapımından vazgeçilmesi, inşaatı devam edenler ile mevcut karakolların karakol özelliğinden vazgeçilerek tarım ve hayvancılıkta kullanılacak mekanlara dönüştürülmesi ve bunların ilgili yerel yönetime devredilmesi gerekir. Milli Güvenlik Siyaset Belgesi ortadan kaldırılmalı, bir daha bu tür 'gizli anayasalar' hazırlanmamalıdır. Şehir, ilçe ve belde girişleri ile kırsalda askeri bölgelere büyük pankartlarla yazılan 'Ne Mutlu Türküm Diyene' sözünün kaldırılması veya 'Ne mutlu insanım diyene' sözü ile değiştirilmesi gerekir" denildi.
'Hakikat ve Adalet Komisyonu' kurulacak
Kurulacak olan komisyonun adının "Hakikat ve Adalet Komisyonu" olmasının önerildiği belirtilen bildirgede, çatışmalı süreç boyunca yaşanan hak ihlallerinin araştırılması istendi. Bildirgede, "Askeri Darbeler Döneminde yapılan sistematik insan hakları ihlalleri, ciddi şiddet olayları, hapishanelerde işlenen insanlığa karşı suçlar, ciddi şiddet olayları, sistematik insan hakları ihlalleri, Alevilere uygulanan insanlığa karşı suçlar, Devlet içindeki Kontrgerilla-JİTEM-Ergenekon gibi yasadışı faaliyetlerin açığa çıkarılarak, bunların işlediği insanlığa karşı suçlar, Ermenilere 1915 ile 1923 yılları arasında yapılan insanlığa karşı suçlar ile soykırım suçlarının açığa kavuşturulması, Dersim'de 1930'lu yıllarda Kürt ve Alevilere yapılan insanlığa karşı suçlar ile soykırım suçlarının açığa kavuşturulması" için araştırma yapılması gerektiği kaydedildi.
'Devlet özür dilemeli'
Bildirgede, hafızalaşma ve bellek çalışmalarının da yapılması istenilerek, "Çok boyutlu olacak olan bu hafıza merkezinin, faili meçhuller, kayıplar, zorla göç ettirilenler, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi, yargısız infazlar, işkence, ırkçılık ve ayrımcılık uygulamaları gibi konularda hepsinin ayrı ayrı tasnif edilerek, toplumsal bellek oluşturulması gerekmektedir" denildi. Bildirgede, savaşın travmatik etkilerinin giderilmesi için başta birinci derece mağdurlar ve yakınları olmak üzere toplumsal travma merkezlerin oluşturulması ve rehabilite çalışmalarına ağırlık verilmesi gerektiğine vurgu yapılarak, "Özellikle çocuklar için travma merkezlerinin ciddi biçimde ele alınması gerekmektedir. Kadınların özel mağduriyetlerin giderilmesi için bir takım özel önlemlerin alınmalı. Tamamlanmamış yasın toplumsal travmanın oluşumundaki en önemli faktör olduğu düşünüldüğünde özür mekanizmasının mutlaka uygulanmaya konulması zorlanmalı. Acıyla yüzleşme ve devletle yüzleşme tüm bunların sonucunda devletin suçu kabul edip özür dilemesi yaşanan sürecin tanınması anlamında önemli olacaktır" diye belirtildi. / Diha
Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2013, 10:19
İHD'den 'özerk bölgesel yönetimler' önerisi
İHD'nin "Kürt Sorununun Demokratik Çözümü Sürecinde Halkların Haklarının Tanınmasında İnsan Hakları Hareketinin Rolü" adıyla düzenlediği çalıştayın ardından hazırlanan kapsamlı bildirgede, Anayasa'nın bütünüyle yeniden yazılması gerektiği ve yeni ve demokratik Anayasa önerisi yapılarak, "Yeni Anayasa'da vesayet sistemine son verilerek, özerk bölgesel yönetimler ya da özerk il yönetimlerine geçiş sağlanmalıdır.
SIRADAKİ HABER