Kavala dosyasında yeni tarih: Avrupa Konseyi Türkiye’den 14 Ekim’e kadar adım istedi

Kavala dosyasında yeni tarih: Avrupa Konseyi Türkiye’den 14 Ekim’e kadar adım istedi

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Türkiye’den Osman Kavala’nın serbest bırakılması için atılan veya planlanan somut adımlar konusunda 14 Ekim’e kadar bilgi istedi. Dosya aralık ayında yeniden değerlendirilecek.

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, yaklaşık dokuz yıldır cezaevinde bulunan Osman Kavala’nın durumunu yeniden gündemine aldı.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) 25 Ağustos’ta açıkladığı ve Kavala’nın serbest bırakılması gerektiğini bir kez daha hükme bağladığı kararın ardından toplanan Komite, Türkiye’ye yeni bir takvim verdi.

15-16 Eylül’de Strasbourg’da yapılan 1569’uncu İnsan Hakları toplantısında Kavala dosyasını inceleyen Bakanlar Komitesi, Türk makamlarından Kavala’nın serbest bırakılmasını sağlamak için atılmış veya planlanmış somut adımlar konusunda 14 Ekim’e kadar bilgi sunmasını istedi.

Komitenin 1569’uncu toplantıda kabul ettiği kararlar 16 Eylül’de yayımlandı. Toplantıya Türkiye adına Adalet Bakan Yardımcısı Burak Ceyhan da katıldı.

14 Ekim’de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 1572’nci olağan toplantısı yapılacak. Avrupa Konseyi’nin resmi takviminde toplantının Strasbourg’da gerçekleştirileceği belirtiliyor. AİHM kararlarının uygulanmasına ayrılan bir sonraki kapsamlı insan hakları toplantısı ise 1-3 Aralık 2026 tarihlerinde yapılacak. Komite, Türkiye’den gelecek bilgiler ışığında Kavala dosyasında atılabilecek yeni adımları en geç bu toplantıda yeniden ele alacak. Bakanlar Komitesi’nin yeni kararının arkasında AİHM Büyük Dairesi’nin 25 Ağustos 2026 tarihli Kavala/Türkiye (No. 2) kararı bulunuyor.

17 yargıçtan oluşan Büyük Daire, Kavala’nın 2019’daki ilk AİHM kararından sonra devam eden tutukluluğunu, Gezi davasındaki yargılamayı ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını birlikte değerlendirdi.

Mahkeme, Türkiye’nin Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılmasını sağlaması ve hakkında alınan tedbirlerin sonuçlarını ortadan kaldırması gerektiğine hükmetti. AİHM ayrıca Kavala hakkındaki ceza mahkumiyetinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hukuku bakımından “hükümsüz ve geçersiz” kabul edilmesi gerektiğini belirtti.

Büyük Daire, davada Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3, 5, 6, 10, 11 ve 18’inci maddeleri kapsamında ihlaller tespit etti. Bunlar arasında insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele yasağı, özgürlük ve güvenlik hakkı, adil yargılanma hakkı, ifade özgürlüğü ile toplantı ve örgütlenme özgürlüğü bulunuyor. Mahkeme ayrıca Sözleşme’de öngörülen sınırlamaların amacı dışında kullanılmasını yasaklayan 18’inci maddenin de ihlal edildiğine hükmetti.

AİHM’nin 3’üncü madde ihlali tespitlerinden biri de Kavala’ya verilen ağırlaştırılmış müebbet cezasının yapısıyla ilgili. Mahkeme, cezanın ileride gözden geçirilmesine ve tahliye ihtimalinin değerlendirilmesine imkan veren bir mekanizmanın bulunmamasını Sözleşme’ye aykırı buldu. Bakanlar Komitesi bu nedenle dosyayı yalnızca Kavala’nın cezaevinden çıkması açısından ele almıyor.

AİHM’nin son kararında, Kavala’nın Mahkumiyetinin Sözleşme hukuku bakımından hükümsüz sayılması gerektiğinin belirtilmesi üzerine Komite, Türk makamlarından Mahkumiyetin diğer sonuçlarının ortadan kaldırılması için alınan veya planlanan tedbirler konusunda da bilgi istedi.

Türkiye’nin hukuk sistemindeki yeniden yargılama yollarının bu çerçevede değerlendirilmesi bekleniyor. Komite, bu konudaki gelişmeleri aralık ayındaki toplantısında yeniden inceleyecek. Kavala dosyasındaki süreç 2026 tarihli kararla başlamadı.

AİHM ilk olarak 10 Aralık 2019’da Kavala’nın tutukluluğunda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5’inci maddesinin ve 5’inci maddeyle bağlantılı 18’inci maddesinin ihlal edildiğine karar verdi. Mahkeme, Kavala’nın tutuklanmasının makul suç şüphesine dayanmadığını ve tutukluluğun Kavala’yı susturma ve diğer insan hakları savunucularını caydırma amacı taşıdığı sonucuna vardı. Türkiye’den Kavala’nın derhal serbest bırakılması için gerekli önlemleri almasını istedi.

Kavala’nın serbest bırakılmamasının ardından Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Şubat 2022’de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 46/4’üncü maddesi uyarınca Türkiye hakkında ihlal prosedürü başlattı ve dosyayı yeniden AİHM’ye gönderdi. Bu mekanizma, bir ülkenin AİHM’nin kesinleşmiş kararına uyup uymadığının Mahkeme tarafından ayrıca değerlendirilmesini sağlıyor.

AİHM Büyük Dairesi 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin 2019 tarihli Kavala kararını uygulama yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetti. Mahkeme, daha sonra yöneltilen suçlamaların dayandığı olguların 2019 kararında incelenenlerle büyük ölçüde aynı olduğunu ve Kavala’nın serbest bırakılması yükümlülüğünün devam ettiğini belirtti.

Türkiye’den Mart 2027’ye kadar yeni eylem planı

Bakanlar Komitesi’nin son kararı yalnızca Kavala’ya yönelik “bireysel tedbirlerle” sınırlı değil. Komite, AİHM kararlarının işaret ettiği daha geniş hukuki sorunlar için de Türkiye’den çalışma bekliyor.

Kararda ceza ve terörle mücadele mevzuatının uygulanması, makul şüphe olmaksızın tutuklama, ceza hukukunun muhalifler, insan hakları savunucuları ve gazeteciler bakımından kullanılması, yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile mahkeme kararlarının uygulanması gibi alanlardaki AİHM tespitlerinin dikkate alınması isteniyor.

Türk makamlarından bu yapısal sorunların giderilmesi için atılacak somut ve etkili adımları içeren yeni bir eylem planını da Mart 2027’ye kadar sunması talep edildi.

Böylece Kavala dosyası ve AİHM kararlarıyla ilgili önümüzde üç ayrı tarih belirmiş durumda : 14 Ekim 2026, Kavala’nın serbest bırakılması yönündeki somut adımlar hakkında Türkiye’den bilgi alınması; 1-3 Aralık 2026, dosyanın ve atılabilecek yeni adımların Bakanlar Komitesi tarafından yeniden değerlendirilmesi; Mart 2027 ise daha geniş yapısal sorunlara ilişkin yeni eylem planının gündeme gelmesi açısından kritik tarihler olacak.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER