Türkiye'nin depremle imtihanında ezberleri bozan Prof. Dr. Naci Görür, fay hatlarına odaklanmak yerine yapı güvenliğini önceleyen bir strateji geliştirilmesi gerektiğini belirterek, felaketi önlemenin tek yolunun dirençli kentler inşa etmek olduğunu vurguladı.
17 Ağustos 1999 depreminin yıl dönümü yaklaşırken, gözler bir kez daha Türkiye'nin deprem gerçeğine çevrildi. Kamuoyunda sıkça dile getirilen "Deprem nerede olacak?" veya "Hangi fay hattı kırılacak?" sorularının artık bir sonuca hizmet etmediğini belirten yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür, tartışmaların odağını değiştirecek çarpıcı açıklamalarda bulundu.
Fay hattı değil yapı kalitesi hayati önem taşıyor
Deprem tartışmalarının yanlış bir eksende ilerlediğini savunan Görür, vatandaşların ve yetkililerin enerjisini fay hatlarını takip etmek yerine binaların sağlamlığına yöneltmesi gerektiğini ifade etti. Görür, "Bırakın fayı, bırakın yeri; eğer insanların hayatını kaybetmesini istemiyorsanız, ülkenizi depreme karşı dirençli hale getirmelisiniz" diyerek, doğru önlemlerle sarsıntıların felakete dönüşmesinin engellenebileceğinin altını çizdi.
Geçmişin acı tecrübeleri ders olmalı
1999 yılında yaşanan büyük yıkımın üzerinden geçen yıllara rağmen, o dönemki acıların hala taze olduğunu hatırlatan Görür, bu felaketin Türkiye için bir dönüm noktası olması gerektiğine dikkat çekti. Görür'e göre, geçmişte yaşanan kayıplar, bugün atılacak adımların ne kadar kritik olduğunu gösteren en büyük kanıt niteliğinde.
Dirençli kentler için bütüncül yaklaşım şart
Deprem dirençli kentler hedefinin sadece yeni binalar yapmakla sınırlı kalmaması gerektiğini belirten uzman isim, mevcut yapı stokunun güçlendirilmesi ve şehir planlamalarının bilimsel veriler ışığında revize edilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı. Bu vizyon, sadece tek bir bölgeyi değil, Türkiye'nin tüm şehirlerini kapsayan geniş çaplı bir dönüşümü hedefliyor.
Siyasi irade ve ekonomik kapasite vurgusu
Türkiye'nin bu büyük dönüşümü gerçekleştirecek ekonomik kaynağa ve kurumsal birikime sahip olduğunu belirten Görür, eksik olan tek parçanın kararlı ve sürdürülebilir bir politika olduğunu ifade etti. Depremin kaçınılmaz bir doğa olayı olduğunu ancak felaketin bir tercih olduğunu yineleyen Görür, kurumların afet yönetimi konusunda daha proaktif bir tutum sergilemesi gerektiğini sözlerine ekledi.