Nizamettin Kabaiş: Üniversite ve yurt görevlilerinin soruşturulmasına vali izin vermedi

Nizamettin Kabaiş: Üniversite ve yurt görevlilerinin soruşturulmasına vali izin vermedi

Van’da şüpheli bir şekilde yaşamını yitiren Rojin Kabaiş’in dosyası, iki yıla yakın süredir aydınlatılamıyor. Rojin Kabaiş’e ne olduğu sorusu hâlâ yanıtlanmazken bu süreçte sorumlu mekanizmaların yarattığı ihmal zincirleri toplumda geniş yankı uyandırdı.

Rojin Kabaiş’in ailesi ve avukatlarının 6 Mayıs’ta Adalet Bakanı Akın Gürlek ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından baba Nizamettin Kabaiş; yürüttükleri adalet mücadelesini, soruşturma sürecinde yaşananları ve görüşmeye dair ayrıntıları MA’ya anlattı.

Bakanlık ile yapılan görüşmenin olumlu geçtiğini belirten Nizamettin Kabaiş, kendilerine “Rojin dosyası bizim için ilk sıradadır. Ne gerekiyorsa yapacağız.” sözünün verildiğini aktardı. Aradan geçen iki yılın ardından ilerleme sağlanamayan davaya ilişkin aktarımlarda bulunduklarını belirten Kabaiş; ihmallere ve eksik bırakılan noktalara değinerek, “Örneğin daraltılmış baz sinyali… Rojin’in cansız bedeni Mollakasım’da bulundu ancak daraltılmış baz sinyali incelemesi orada yapılmamış. Üniversitedekilerin kusurlarını ve arama yapmayan güvenlik görevlilerinin ihmalini görüşmede anlattık. Gerekirse her şeyi baştan yapacaklarını ve Ankara’dan Van’a tecrübeli bir heyet göndereceklerini söylediler.” dedi.

‘600 kişi incelendi’

Rojin Kabaiş’in üzerinde bulunan ve iki farklı kişiye ait olan DNA’ların kimlere ait olduğunun hâlâ saptanmadığını kaydeden Nizamettin Kabaiş, bu kişiler tespit edilene kadar rahat bir nefes alamayacaklarını söyledi. Rojin’in işkence görmüş olabileceğini dile getiren Nizamettin Kabaiş, sözlerine şöyle devam etti:

“Bizim için çok zor bir süreç. Burada büyük sorumluluk devletin omuzlarına düşüyor. En baştan savcıya söyledim; Mollakasım, Bardakçı köylerine ve üniversiteye DNA uyumu için bakılmalıydı. Avukatlarımızla bu incelemenin yapılması için çok direttik ancak Van savcısı ‘hukuken yapamayız’ dedi. Benim kızım katledildi ve bakmak zorundalardı. Şimdi bakan talimat verdiği için bakıyorlar. O zaman da bakan talimat veriyordu ama yapmıyorlardı; söylediklerimizi kulak ardı ediyorlardı. Şimdi karar çıktı, 2 bin 500 kişi incelenecek. Şu ana kadar 600’e yakın kişi incelenmiş, sonuçları bir veya bir buçuk ay sonra çıkacak. Van’a gidip geldiğimizde konuştuğumuz kişiler ifade vermeye çekiniyorlar. Söylediklerine göre üniversite rektörünün iki yeğeninden biri güvenlik görevlisiymiş ve yurt dışına kaçmış. İkisinin de DNA örneklerine bakılmalı. Oradakiler bize söylüyor, biz de savcıya anlatıyoruz. Savcı, her iki yeğenin de peşine düşeceğini ve DNA’larını inceleyeceklerini söyledi.”

‘Şüpheli durumlar aydınlatılmalı’

Baba Kabaiş, konuşmasının devamında şunları belirtti:

“Şüphelendiğim iki farklı konu daha var. Üniversiteye ve Van Gölü’ne yakın bir ev var. Camlarında siyah film olan beyaz bir taksi oraya gitmiş. İçinde iki genç erkek varmış; kapı açılınca hızla kaçıp gitmişler. Anlatılanlar, olayın yaşandığı zaman dilimine denk geliyor; cuma akşamı saat 17.10 sularında olmuş. Bakana bu iki kişinin de incelenmesi gerektiğini söyledik. İfade aldıklarını belirttiler ancak sadece ifadeyle olmaz, ortada DNA var. 11-12 tane beyaz taksinin köye giriş çıkış yaptığını söylediler. Bize sadece biri lazım. O kişilerin 18 gün içerisindeki telefon sinyalleri araştırılmalı.”

Diğer bir konunun ise üniversiteye bağlı, mavi bir motosikletin üzerindeki iki kişinin, aramaların 11’inci gününde göl kenarından geçmesi olduğunu söyleyen Kabaiş, “Rojin’in telefonunu koydukları yerden 250 metre kadar öteye gittiler. Tekerlek suya girince motosiklet patinaj yaptı. Biri inip tekrar bindi. Biz o sırada uzaktaydık. Ertesi gün Rojin’in başörtüsü tam da onların olduğu yerde bulundu. O zaman savcıya söylediğimde dikkate almadı. Adalet Bakanı’na her iki olayı da anlattık, not etti. Başörtüsünü o motosikletten de bırakmış olabilirler. Başörtüsünün suya temas edip etmediğini sorduk. Temas etseydi laboratuvar sonuçlarında çıkardı. Suya iki metre mesafede buldular; motosiklet izi de oradaydı. Tüm köyün aranmasını istedik ama aramadılar. Kızımın üzerinde bulunan iki yabancı DNA’nın yanı sıra boğazı, eli ve parmağı da zarar görmüş; bunların hepsi dosyada yazıyor.” diyerek aydınlatılmayı bekleyen hususların altını çizdi.

‘Üniversite ve yurt soruşturulacak’

Rojin Kabaiş’in telefonunun önce İspanya’ya, ardından Çin’e gönderilmesinin bir oyalama taktiği olduğunu ifade eden Kabaiş, yaşananların ardından soruşturmayı yürütenlere güvenmekte zorlandıklarını söyledi. Üniversite ve yurt görevlileri hakkındaki soruşturma taleplerinin uzun süre karşılanmadığını vurgulayan Kabaiş, şöyle konuştu:

“Kızımın güvenliğini sağlayamadılar. Her iki kurum da soruşturulmalı. O dönem soruşturma açılacaktı ancak Van Valisi izin vermedi. Bakana bunu da aktardık. Ertesi gün Van’daki avukatımız arayarak Erzurum’dan karar geldiğini ve yurdun da soruşturulacağını söyledi. Peşine düşmedikçe süreç askıda kalıyor ve sonuç alamıyoruz. Hâlâ yanıtlanmayan çok önemli sorularımız var. Avukatlarımızla savcıya gidip 3-4 saat süren görüşmeler yapıyoruz. Soruyoruz; Rojin 18 gün kayıptı, kaç gün suda kaldı ve ne zaman katledildi? Bunun tespitini yapmak çok zor değil ancak ne kadar sorduysak yanıt alamadık. Başta bizi dinlemediler; şimdi hem üniversite hem de yurt soruşturulacak. Görevini yapmayanlar cezalandırılmalı. Biz onlara canımızı emanet ettik ama sahip çıkmadılar. Rektörle görüşmek istediğimde her seferinde farklı bahaneler ürettiler. Benim verdiğim mücadelenin dörtte birini verselerdi şimdi katiller ortaya çıkmıştı. Üniversitedekiler orada olan her şeyi biliyorlar. Dikkatli olsalardı, işlerini yapsalardı bugün Rojin hayatta olacaktı. İki yıldır çok ağır bir acı çekiyoruz.”

‘Aileye tehdit’

Altı ay boyunca aralıksız olarak yabancı numaralardan tehdit edildiğini aktaran Nizamettin Kabaiş, son olarak şu sözlere yer verdi:

“Van’a gittiğimizde savcıya durumu bildiriyorduk ama aldırış etmiyordu; ‘Bunlar çocuktur, boş ver.’ diyordu. Açıklama yapıldıktan sonra tehditler kesildi. Buradaki emniyete de durumu bildirdik. Kapının önüne kamera takacaklarını söylediler ancak hâlâ takmadılar. Canıma da mal olsa bu mücadeleyi bırakmayacağım. Davayı ‘intihar’ diyerek kapatmak için beni korkutmaya çalıştılar. Davamızdan vazgeçmiyoruz. Değil 2 yıl, 50 yıl da geçse Van’a, Ankara’ya gidip mücadele etmeye devam edeceğiz. Rojin gençti, yaşamak istiyordu.” / ilketv

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER