Özel: ‘Sürecin başarısı için toplumsal desteği artırmalı, demokratikleşme adımları atılmalı’

Özel: ‘Sürecin başarısı için toplumsal desteği artırmalı, demokratikleşme adımları atılmalı’

YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, Kürt meselesinin çözümü için yürütülen süreç ile ilgili son günlerde tartışma konusu olan sözlerine dair açıklamalarda bulundu. Özel, konuya dair T24’ten Murat Sabuncu’nun sorularını yanıtladı.

“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin uzun süredir altını çizdiği ‘Abdullah Öcalan’a statü’ konusu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mehmet Uçum tarafından ‘Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu’nda görev alacağı’ şeklinde geçen hafta açıklandı. Gelinen aşamayı nasıl karşılıyorsunuz?” sorusuna Özel şu yanıtı verdi:

“Biz attığımız imzayla, kullandığımız oyla, yaptığımız konuşmayla bağlıyız. Ben diyorum ki bir örgüt silah bırakıyorsa ve silah bırakma şartlarını devletin çeşitli mekanizmaları çalışmışsa bize buna hayır demek düşmez. Tarih önünde bir terör örgütünün silah bırakmasıyla ilgili düzenlemeye hayır diyecek halim yok. Ama diğer taraftan bu mesele, silahlıların bırakılması meselesi, Meclis komisyon raporunun altıncı maddesiydi sadece. Ama yedinci maddesinde demokratikleşme var. Ve esas Türkiye orada kazanacak. Kürtler de Türkler de orada kazanacak, Türkiye de kazanacak, Türkiye’nin yoksulları, işsizleri de orada kazanacak. Diyarbakır ve bölge, Doğu, Güneydoğu Anadolu Bölgesi orada kazanacak. Esas mesele heyecan verici, umut verici mesele orası. Şimdi biz imzayı bütün bir rapora attık. Sadece altıncı madde silahların bırakılması maddesine ve ötesinde Abdullah Öcalan’ın statüsü nedir, konforu nedir, iletişimi nedir bu meselelere yoğunlaşmayı bir kere şu yönüyle çok sakıncalı buluyorum. Toplumsal destek azalıyor. Toplumsal karşıtlıklar çıkıyor. Oysa ki böyle süreçlerin başarısı toplumdan aldığı destekle ölçülür. Sinir uçlarını kaşımak risktir. Vatandaşa sorunun çözülmesi noktasında baktığınızda, doğrudan sorduğunuzda terör olmasın, kardeş kanı dökülmesin, anneler gözyaşı dökmesin sorduğunuzda toplumun yüzde doksanı bunu destekliyor. Bu süreci sorduğunuzda elli beşe düşüyor destek. Başarılı olacağını sorduğunuzda şüphe daha çok. Ama Abdullah Öcalan’la ilgili bir soruya geldiğinde iş destek bir anda yüzde onların altına geriliyor. Hal böyleyken Öcalan’a daha konforlu bir hayat, bir ev yapalım, Öcalan’a Ada’da bir ev yaptık. Bu işler zaten tedirgin olan toplumu boşu boşuna geriyor. Oysa ki şimdi toplumsal desteği arttırma sürecindeyiz. Bunu yapmak için karşılıklı gerginliklere değil, karşılıklı jestlere ihtiyaç var. Ben geçen gün söyledim, burada size açayım, orada bir cümleyle söyledim. Yani şunu açıkça söyleyeyim. Ben Abdullah Öcalan’ın Ada’da ev değiştirmesi, yeni bir eve kavuşması yerine Demirtaş’ın Figen Hanım’ın tüm siyasi tutsakların, on yıldır “Seni başkan yaptırmayacağız” deme dışında bir günahı olmayan insanların evine kavuşmasını önceliyorum. Burada da işte kimi çok olumlu karşıladı bunu. Kürt gençlerinden ve daha doğrusu çok sayıda kişiden bu meselenin çözüme kavuşmasını isteyen insanlardan “bizi anlayan birisi çıktı” diyen de oldu.”

‘Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok’

Özel Yeni Arayış’tan gazeteci Murat Aksoy’a, “Sürece katkı sağlayacak olan Öcalan’ın yeni konutu değil, Demirtaş’ın evine kavuşmadır” demiş, bu cümlesine tepki gelmişti.

Buna yönelik olarak Özgür Özel şunları söyledi:

“Benim kimseyi karşı karşıya getirmek gibi bir niyetim yok. Kimin kiminle karşı karşıya geleceğini taraflar bilir. Benim dikkat çekmeye çalıştığım mesele madde altının uygulanması ve başarıya ulaşması için madde yedi çok önemli. Kısım yedi nedir, kısım yedi demokratikleşme. Ve benim söylediğim Demirtaş’ın dışarıya çıkması, AYM kararının, AİHM kararının uygulanmasıdır. Bu durumda Kavala da dışarıya çıkacak, Gezi Tutsakları da çıkacak, Demirtaş da çıkacak, herkes çıkacak. Bunun yanında demokratikleşme adımları dediğimiz adımlar atıldığında kayyım sorunu ortadan kalkacak.”

‘Benim meselem demokratikleşme adımları…’

“Şu anda vize sorunu yaşıyor. Türkiye ve herkes bu vize sorununa değiniyor. Vaktiyle eğer ki Erdoğan iki şeye direnmeseydi farklı olurdu durum. Bir tanesi siyasi ahlak yasası çıkarılmasına karşıydı, siyasetin finansmanının şeffaf olmasına. Bugün bizi suçlayan kişi yıllar önce buna karşıydı. Diğeri terör tanımı. Teröriste terörist densin, gazeteciden, akademisyenden, çizerden, yazardan terörist çıkarmayın diyordu Avrupa Birliği. Buna razı olmadı diye vizesiz kaldık.

Şimdi önümüzde bir demokratikleşme paketi var, yedinci maddede açıkça ifade edilen, bu fırsatı dile getirmeye çalıştım. Yani ben; Abdullah Öcalan ile Demirtaş’a kavga ettirme tarafında değilim. O işin tarafları ortada. İsteyen tartışır ,isteyen barışır, bir kavga var mı onunla da ilgilenmiyorum. Benim meselem demokratikleşme adımları…”

YORUM EKLE