Tülay Hatimoğulları: ‘Eşit yurttaşlığın yeni tanımlanması elzemdir’

Tülay Hatimoğulları: ‘Eşit yurttaşlığın yeni tanımlanması elzemdir’

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi ( DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Kafkas Dernekleri Federasyonu (KAFFED) 12’nci Olağan Genel Kurulu’nda güncel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına kongreyi ve katılımcılarını selamlayarak başlayan Tülay Hatimoğulları, “21 Mayıs 1864 hafızamızda, tarihin bir karanlık sayfası. Hem de çok büyük bir karanlık sayfası olarak kazınmıştır. Bugün burada bu salonu dolduran siz Kafkas halkları temsilcileri olarak, koca bir soykırım ve katliamdan göç etmek zorunda kalan ve o göç yolunda eskaza hayatta kalmayı başaran insanlar topluluğu. Böyle bir acı böyle bir soykırım. Bir buçuk milyon insan, yerinden yurdundan edildi ve göç yolunda sayısız Kafkas halkı, yaşamını kaybetti. Ben bir kez daha bu soykırımda yaşamını kaybeden bütün Kafkas halklarını, Çerkesleri saygıyla anıyorum ve onları asla unutmayacağız, unutturmayacağız” dedi

Anadolu topraklarının misafirperver bir toprak, bir coğrafya olduğunu ve halkların misafirperver halklar olduğuna ancak bu misafirperverliğin yönetimler açısından eşit olmadığını ifade eden Tülay Hatimoğulları, “Bu ülkede 72 milletten insan farklı halklardan ve inançlardan olarak biz bu coğrafyada hep birlikte yaşıyoruz. Ve biz ortak bir hayat için hakikaten halklar olarak gönlümüzü, yüreğimizi ve bilincimizi birbirimize açtık. Güzel komşuluklar yaptık, güzel dayanışmalar ortaya koyduk hep beraber. Ama ne yazık ki eşitsizliklerimiz de çok. Birçoğumuzun anadili bu topraklarda resmi olarak konuşulmuyor. Eğitim dili değil. Eğitim dili olmadığı için de unutmaya ve unutturulmaya yüz tutuyor. Ve farklı kimliklerden olabiliriz. Farklı tarihsel deneyimlere sahip olan halklar olabiliriz. Ama biz şunda hep ısrar ettik. Bu topraklarda ortak yaşamı tesis etmek ama kendi hakkımızla, ama kendi dilimizle, ama kendi inancımızla, ama kendi kültürel değerlerimizi koruyarak, bu ortak toprakta, ortak coğrafyada bir arada yaşamayı hep umut ettik ve bunun için bizler mücadele ettik” diyen konuştu.

‘Anadilde eğitim talebi haktır ve olmalıdır’

Kafkas halklarının, Çerkeslerin ve Adigelerin taleplerine dikkat çeken Tülay Hatimoğulları, devamla şunları söyledi: “Bakın şurda talepler uzunca yürütülmüş bir çalışmanın sonucunda ne güzel asılmış ve bunun mücadelesi veriliyor. Şunu bilmenizi isterim ki DEM Parti olarak bütün halkların eşit yurttaşlık talebinin sonuna kadar yanındayız ve bunun mücadelesi, mücadelemizin merkezi konularından birisidir. Böyle olmaya da devam edecek taki çözülene kadar. Çerkeslerin, Abhazaların ve bu topraklarda yaşayan Kafkas halkların anadilde eğitim talebi haktır ve olmalıdır. Kamusal güvence altına alınmalıdır bunlar. Düzce ve Erciyes’te üniversitelerde ilgili bölümler var ama yetersiz. Bu anlamıyla sizlerin talebi olan bu bölümlerin akademik anlamda güçlendirilmesi ve buradan mezun olan insanların, burada eğitim alan insanların aynı zamanda kamusal alanlarda da çalışabilecek koşullarının oluşması bir halkın en en temel talebidir. Bu çok bir şey değil ama biz o kadar yabancılaşmışız ki bu tür taleplere, o kadar antidemokratik uygulamalarla karşı karşıyayız ki bu talebi devasa büyük bir talep gibi algılıyorlar. Oysa bu çok normal, çok sıradan bir talep ama hayata geçmiyor bu talepler.

Abhazya pasaportu kabul edilsin

Anavatana dönüş hakkı, bundan daha doğal bir hak var mıdır? Bu konuda Türkiye’deki özellikle Dış İşlerine çok önemli görev ve sorumluluklar düşer. Anavatana dönüş hakkının hukuki ve idari önündeki hukuki ve idari engellerin kaldırılmasıyla ilgili Türkiye’ye düşen çok önemli görev ve sorumluluklar var. Mesela Abhazya pasaportu Türkiye’ye girişte bir seyahat belgesi olarak kabul edilmiyor. Bu doğru değil. Böyle bir vatan var mıdır? Vardır. Halkları var mıdır? Vardır. Peki bunun pasaportu neden kabul edilmiyor? Bu pasaport kabul edilmeli. Pasaportun kabulü demek demek o halkın varlığını ve oradaki bir vatanın varlığını kabul etmek demektir. Neden bu kabul edilmesi için? Ve değerli arkadaşlar eşit yurttaşlık hakkı zaten bahsini ettiğimiz bütün bu hakların yaşam bulabilmesi için Türkiye’de eşit yurttaşlık tanımının açık bir biçimde yapılmış.

‘Eşit yurttaşlığın yeni tanımlanması bizim için acildir ve elzemdir’

Türkiye’nin “72 halktan ve inancın bir arada yaşadığı bir ülke” olduğunu kaydeden Hatimoğulları “Çok zengin bir coğrafya. Burası Anadolu ve Mezopotamya topraklarının aynı zamanda Kafkas halklarıyla iç içeleşmiş ve yoğrulmuş bir coğrafya. Öyle zengin bir coğrafya ki gerçekten dünyanın en zengin, en çok kimliğin bulunduğu kesimlerden coğrafyasından birinde yaşıyoruz. Ama Araplar diyor ki, ben anadilimde eğitim istiyorum. Kürtler diyor ki ben anadilimde eğitim istiyorum. Çerkesler diyor ki ben anadilimde eğitim istiyorum. Bundan daha doğal hiçbir şey yoktur. Alevi diyor ki biz burada 30 milyona yakın Aleviler bu topraklarda yaşıyoruz. İsterse bir kişi olsun. O farklı inançtansa burada kendi inancını özgürce yaşayabilmeli. İşte bunun hukuki ve toplumsal karşılığı eşit yurttaşlıktır. Ve eşit yurttaşlığın yeni tanımlanması bizim için acildir ve elzemdir” diye konuştu.

‘Demokratik bir anayasa en temel ihtiyaçlardan biri’

İki yıldır devam eden çözüm sürecini işaret eden Hatimoğulları şöyle devam etti:

“Türkiye’de Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesi için, bugüne kadar 50 yıla yaklaşan çatışmanın ve savaşın bitirilmesi için çok somut ve çok önemli adımlar atıldı. Bu anlamıyla bu atılmış olan adımların hukuki bir karşılığı olmalı. Bu kadar büyük bir örgütlü mücadele, bu kadar büyük bir güç, bir hukuki ve siyasi kazanımla sonuçlanmalı ve şimdi böyle bir evredeyiz. Bunu zorluyoruz. Şunu bilmenizi isterim ki Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin görüşmelerini gerek iktidarla gerekse devletle yürüttüğümüz bütün görüşmelerde eşit yurttaşlık hakkı en temel taleplerimizden birisidir. En başındadır. Yani sadece Kürt’ün hakkı talep edilmiyor orada. Orada Çerkezlerin, Romanların, Abazaların, burada sayamadığım bütün halkların ve inançların hakları talep ediliyor. Eşit yurttaşlık hakkı resmen tanımlanmazsa ve resmen bir anayasanın maddesi haline gelmezse bugün ne Kürt kazanmış olur ne herkes kazanmış olur. Ne Ermeni, ne Alevi, ne Hristiyan, ne bir başkası kazanmış olur. Dolayısıyla demokratik bir anayasa ihtiyacı bu Türkiye’de en temel ihtiyaçlardan biri ve bunun hayata geçmesi için bizlerin ortak mücadele yürütmesi son derece önemli ve son derece kıymetli.

Örgütlü mücadeleden ve ne istediğini net olarak bilip bunun mücadelesinin etrafında güçlü bir örgütlenme ve kenetlenme ve aynı zamanda farklı halkların ve inançların birbirini gören, birbirine bakan, birbirine el uzatan bu sorun sadece en büyük sorun benim sorunumdur deyip köşesine çekilen değil, tam tersi Kürt’ün Kafkas halklarına ve Türk’e el uzatması, el ele tutuşması, o dayanışmayı, o güçlü dayanışmayı ortaya koyması Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünü ardına kadar açacaktır. Buna inanıyorum. Daha demokratik, daha eşitlikçi, dillerimizi özgürce konuştuğumuz, inançlarımızı özgürce yaşayabildiğimiz, demokratik bir Türkiye’yi, demokratik bir cumhuriyeti hep birlikte inşa etmek umuduyla kongrenizi bir kez daha selamlıyorum ve bugüne kadar emek veren bütün sayın başkanımıza ve bütün yönetim kuruluna emeklerine sağlık diyorum.”

YORUM EKLE