İnsan: Kendi İçindeki Evrenin Sessiz Hükümdarı

İnsan: Kendi İçindeki Evrenin Sessiz Hükümdarı

HELİN ABO/YAZDI

Yazar Helin Abo, “İnsan: Kendi İçindeki Evrenin Sessiz Hükümdarı” isimli yazısını okuyucuları için yayınladı.

Yazar Abo’nun yeni yazısı şöyle:

Sabahın ilk ışıklarıyla Yüksekova'nın sokaklarına düşen o kendine has sessizlikte, bazen bir vitrin camına, bazen de yoldan geçen birinin gözlerine takılır kalırım. İnsan, ne tuhaf bir varlık...

Görünmek ile var olmak arasına sıkışmış; gün geçtikçe içindeki o cevheri tüketip yalnızca dış kabuğunu parlatan bir döngünün içinde kaybolup gidiyoruz.

Peki, gerçekten mesele görünmek mi, yoksa görülmek mi?

Dışarıdan baktığımızda karşımızdaki kişiyi çoğu zaman yalnızca bir suretten ibaret sanıyoruz. Bir duruşu, bir kıyafeti, bir meslegi ya da sosyal medyadaki o kusursuz profiliyle tanımlayıp bir kutuya koyuyoruz. Oysa her birimiz, kendi içimizde koca bir evren taşıyoruz.

Her insanın zihni; kendi yasaları olan, kendi fırtınalarıyla savrulan, kendi baharını bekleyen bambaşka bir dünya...

"Hepimiz Kendi Hikâyemizin Şairiyiz"

Birine baktığınızda gördügünüz o yüz, aslında onun hayatla girdiği düellonun izlerini taşır. Kimisi acısını bir zırh gibi kuşanmış, kimi ise hayata karşı elinde beyaz bir bayrakla teslimiyetini ilan etmiştir.

Bizim "hayata bakış açısı" dediğimiz şey; aslında o kişinin bugüne kadar geçtiği yolların, nasır tutmuş hatıralarının ve henüz gün yüzüne çıkmamış hayallerinin toplamıdır.

Benim kalemim hep o içeridek insanı arıyor. İnsanların o karmaşık, çoğu zaman karanlık, bazen de ışıl ışıl parlayan koridorlarında yürümeyi seviyorum.

Bir insanın öfkesinin ardındaki sessiz çaresizligi, bir tebessümün içindeki binlerce cevabı fark ettiğinizde, artık ona yalnızca bir yabancı. Olarak bakamazsınız. Onu, bir tarih olarak okumaya başlarsınız.

Bugün günübirlik sözlerin, anlık tüketilen görsellerin ve sürekli bir şeyleri kanıtlama çabasının gölgesinde yaşıyoruz. İnsanlar, oldukları gibi degil; görünmek istedikleri gibi olmaya çalışırken, kendi gerçekliklerinden uzaklaşıyorlar.

Oysa hayat, filtrelerin arkasına saklanamayacak kadar çıplaktır.

Anlamsız gürültülerin ötesinde duyulması gereken bir sessizlik kadar derindir.

Benim için yazmak, yalnızca kâğıdı karalamak değildir; görünmeyeni görünür kılma çabasıdır. Her insanın ayrı bir dil, ayrı bir kurgu olduğunu hatırlatmaktır.

Eğer bir gün birinin gözlerinin içine bakıp onun sadece suretini değil, taşıdığı o evreni de görebilirseniz; işte o an aranızdaki tüm duvarlar yıkılır.

Çünkü birini gerçekten anlamak, onun için o olabilmek değil; onun o olmasına müsaade edebilmektir.

Bir Not Düşelim Bugüne...

Hepimiz aynı gökyüzünün altında ama kendi içimizdeki o sonsuz

boşlukta, kendi gerçegimizi aramaya devam ediyoruz.

Unutmayın; karşınızdaki kişi, sizin henüz okumadığınız bir kitabın en gizemli, en yaralı ve belki de en güzel bölümü olabilir.

Bir sonraki yazımda bu şehirden, yaşanmışlıklardan ve insanın hiç bitmeyen arayışından konuşmaya devam edeceğiz. 

Çünkü insan; anlatıldıkça, paylaştıkça ve görüldükçe vardır.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Murat Özdemir
Murat Özdemir - 2 saat Önce

Güçlü kalemine sağlık ????????????