YÜKSEKOVA GÜNCEL - HABER MERKEZİ
Eğitimci Bayram Bilici, “İnsan olmak” isimli yazısını okuyucuları için yayınladı.
Bilici’nin Yazısı şöyle;
“özünde acıyı iliklerine kadar hisseden ve çoğu zaman yalnızca kendi acısını gerçek sanan bir canlı olmak mıdır? Ama gerçekten mesele bundan mı ibaret? İnsan olmak yalnızca canı yandığında tepki vermek midir? Evrendeki diğer canlılar acı hissetmiyor mu? Bir hayvana iğne battığında o da acıyla irkilmez mi? Elbette hisseder. O hâlde insanı farklı kılan şey yalnızca acıyı hissetmek değildir.
İnsan olmak; başkasının canı yandığında da içinin sızlamasıdır. Kendine dokunmayan acıya da kayıtsız kalamamaktır. İşte insanlık tam burada başlar.
İnsan olmak, kendi bahçesini temiz tutup başkasının bahçesini kirletmek değildir. “Bana dokunmuyor” diyerek zarar vermek değildir. İnsan olmak; herkesin hakkını, hukukunu, kendi hakkı kadar hatta bazen daha fazla önemseyebilmektir. Eğer herkes bunu başarabilseydi toplum; yalnızca yasa korkusuyla değil, vicdanıyla hareket eden erdemli insanlarla dolardı. Maaş almadan iyiliği koruyan, sessizce doğruluğun nöbetini tutan gönüllü bekçiler olurdu her yerde.
Ama bugün ne oluyor?
Toplum büyük bir eleştiri kültürü edinmiş durumda. Herkes konuşuyor, herkes yargılıyor, herkes bir şeyleri suçluyor. İnsan bazen bunun düşünsel bir derinliğe dönüşeceğini umut ediyor; fakat çoğu zaman geriye yalnızca öfke, kibir ve çürümüşlük kalıyor. Elinde yetki olsa bugün eleştirdiğinin daha kötüsünü yapabilecek insanların, ahlak dağıttığı bir kalabalık oluşuyor.
Oysa toplumlar da kurumlar da insanlar kadar temizdir. İnsan düzelmeden makam düzelmez, vicdan düzelmeden sistem düzelmez. Çünkü kurum dediğimiz şey de nihayetinde insanın aynasıdır.
Elbette eleştireceğiz. Yanlışa yanlış demek gerekir. Ama önce insan kendi içine dönüp bakabilmeli. Kendini düzeltmeden dünyayı düzeltmeye çalışmak, rüzgârın önünde dönen boş bir yel değirmenine benzer; çok döner ama hiçbir yere varamaz.
İnsan olacak mıyız?
Bazen umut etmek zor geliyor. Ama yine de insan, içinin bir köşesinde buna inanmak istiyor. Belki biz göremeyeceğiz, belki şahit olamayacağız… ama belki bir gün, gerçekten insan olmayı başarabilen bir toplum kurulacak. Ve belki o gün, başkasının acısı da en az kendi acımız kadar gerçek sayılacak.