YÜKSEKOVA GÜNCEL - HABER MERKEZİ
İnsan Hakları Derneği (İHD) Hakkari Şubesi ve Gözaltında Kayıplara Karşı Komisyon öncülüğünde sürdürülen Cumartesi Anneleri eylemleri, 230’uncu haftasında Hakkari’nin Yüksekova ilçesinde devam etti. Kültür Sanat Sokağı’nda bir araya gelen kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları, 3 Haziran 1994’te İstanbul’da kaçırıldıktan sonra katledilen iş insanları Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay için adalet talebini yineledi.
Yoğun katılımın gözlendiği eyleme; Yüksekova Belediye Eşbaşkanı Şoreş Diri, Hakkari Baro Başkanı Ergün Canan, Yüksekova Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) İlçe Eşbaşkanı Reşit Güneç, çok sayıda avukat, sivil toplum kuruluşu temsilcisi ve vatandaş destek verdi.
Eylem, İHD Hakkari Şube Başkanı Sibel Çapraz’ın konuşmasıyla başladı. Ardından aileler tarafından okunan ortak basın açıklamasında, 33 yıldır hakikatin inkar edildiği ve faillerin cezasızlık zırhıyla korunduğu vurgulandı.

"Polisiz Diyerek Götürdüler, Cansız Bedenleri 'Ölüm Üçgeni'nde Bulundu"
Aileler tarafından okunan açıklamada, Savaş Buldan, Adnan Yıldırım ve Hacı Karay’ın 3 Haziran 1994 günü sabaha karşı İstanbul Yeşilyurt’taki Çınar Oteli çıkışında, kendilerini polis olarak tanıtan telsizli, čelik yelekli ve silahlı 7-8 kişi tarafından zorla otomobillere bindirilerek götürüldüğü hatırlatıldı.

Olayın hemen ardından ailelerin savcılık, emniyet, valilik ve başbakanlık nezdinde yaptığı tüm başvurulara "gözaltında değiller" yanıtı verildiği belirtilen açıklamada, şu ifadelere yer verildi:
"4 Haziran 1994 akşamında Bolu’nun Yığlıca köyü Taşlı Melen mevkiinde Buldan, Yıldırım ve Karay’ın işkence edildikten sonra ateşli silahla infaz edilmiş bedenleri köylüler tarafından bulundu. Üzerlerinde hiçbir kimlik veya değerli eşya yoktu. Bulundukları yer, kamuoyunda 'ölüm üçgeni' olarak adlandırılan bölgeydi."

"Delillere Rağmen Beraat Kararı Verildi"
Açıklamada, 19 yıl sürüncemede bırakılan dosyanın ardından açılan ve kamuoyunda "Ankara JİTEM Davası" olarak bilinen yargılama sürecine de değinildi. Eski MİT Kontrterör Dairesi Başkanı Mehmet Eymür’ün mahkemeye sunduğu "Kürt iş insanlarına yönelik ölüm listesi" ve infazların Mehmet Ağar’ın yönetimindeki özel operasyonlar kapsamında yapıldığı yönündeki beyanları hatırlatıldı.
Söz konusu cinayetlerin devletin Susurluk Raporu’nda, Ergenekon iddianamesinde ve mahkeme tutanaklarında yer almasına rağmen, 13 Aralık 2019’da görülen karar duruşmasında Mehmet Ağar ve diğer tüm sanıkların beraat ettiğine dikkat çekilerek, davanın 30 yıllık zaman aşımı süreciyle kapatılmak istendiği ifade edildi. İnsan hakları savunucuları, "Kaç yıl geçerse geçsin adaleti savunmaktan vazgeçmeyeceğiz" dedi.

Pervin Buldan’dan Mektup: "Hakikatleri Araştırma ve Yüzleşme Komisyonu Kurulmalı"
Yüksekova’daki anmaya katılamayan Pervin Buldan da gönderdiği mektupla adalet mücadelesine destek verdi. Kalbinin Yüksekova’daki ailelerle olduğunu belirten Buldan, mektubunda şu satırlara yer verdi:
"33. yılına giren ve üç insanımızın katledilmesi olayı, Türkiye’nin tarihinde kara bir leke olarak varlığını sürdürmektedir. Faillerinin bir hukuk garabeti ile yargılanıyormuş gibi gösterilmesi hiçbir adalet olgusuna, hiçbir vicdana sığmaz. Katillerini tanıdığımız, vur emrini verenlerini bildiğimiz bu cinayetlerin bir an önce açığa çıkması ve faillerin yargılanması en önemli talebimizdir. Bu süreçte bir 'Hakikatleri Araştırma ve Yüzleşme Komisyonu'nun kurulması oldukça önemli bir gelişme olacaktır. Bu ülkeyi yöneten siyasi iradeden beklentimiz budur. Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizi unutmayacağız."
Eylem, katılan kitlenin adalet taleplerini içeren sloganlarının ardından sona erdi.

















