MURAT PEKŞEN/YAZDI
Pekşen Yazısında, Şehirler sadece beton binalardan, caddelerden ya mevkilerden ibaret değildir; şehirler en çok da insanlarının ortak hafızasıyla yaşar. Bir kenti kent yapan, sokak lambalarının altında biriken hatıralar, köşe başlarında söylenen türküler ve bir neslin gençliğini bıraktığı o koca koca binalardır. Yüksekova için de Yüksekova Lisesi tam olarak böyledir. O sadece bir okul binası değil, bu memleketin ruhunda yer etmiş, haritasında çizilmeyen ama herkesin kalbinde yeri belli olan nirengi noktasıdır.
Bugün tabelada ne yazarsa yazsın, dolmuşa binen bir Yüksekovalı hâlâ “Lise durağında inebilir miyim?” der. Yol tarif eden biri, caddeleri anlatırken lafa hep oradan başlar. Bir nesil, ilk dostluklarını orada kurdu; memleketin yağmurunu, çamurunu, karını o bahçede göğüsledi. O sıralardan geçen binlerce gencin hayalleri, Yüksekova Lisesi’nin tarihiyle harmanlandı. Kentin gençliği, ilk büyük adımlarını hep o kapıdan dışarı atarak hayata atıldı.
“İsimler değişebilir ama mekânların ruhu kolay kolay değişmez. Bir kentin hafızasını silmek, o kentin çocuklarının çocukluğunu elinden almaktır.”
İşte bu yüzden, o binanın ve lokasyonun adı Yüksekova Lisesi olarak kalmalıdır. Zira isim değişiklikleri belki resmî evraklarda bir satırı yeniler ama kentin kolektif hafızasında derin ve buruk bir boşluk yaratır. Bize geçmişimizi hatırlatan, memleketimizin ortak dilini oluşturan bu simge isimlere sahip çıkmak, sadece bir binaya isim vermek değil; bir kentin tarihine, yaşanmışlığına ve geleceğine saygı duymaktır.
Bir kent, kendi geçmişini unuttukça yalnızlaşır. Yüksekova’nın o güzel, direnen ve yarınlara umutla bakan ruhu; eski adıyla, kendi sesiyle ve Yüksekova Lisesi kimliğiyle yaşamaya devam etmelidir. Çünkü o lise, bir neslin ve bir memleketin ortak hikâyesidir.
Güncelleme Tarihi: 18 Ekim 2026, 19:39