Yüksekova’da Hüzünlü Bir Ramazan Muhabbeti: "Biz Bu Gençliğe de, Kaybolan O Eski Adaba da Üzülüyoruz"

YÜKSEKOVA GÜNCEL - HABER MERKEZİ

Yüksekova’nın karlı sokaklarında, elinde tespihi, kalbinde koca bir maziyle yürüyen o ak sakallı dedelerimizin gözlerine baktınız mı hiç? O gözlerde artık sadece yaşlılığın yorgunluğu değil, bir devrin kapanışının, bir ruhun can çekişinin tarifsiz acısı var.

"Camiler Yetim, Gönüller Öksüz Kaldı"

Yüzlerindeki her bir çizgi, edeple yoğrulmuş bir ömrün haritası olan büyüklerimiz, boşalan cami saflarına baktıkça iç çekiyorlar. "Eskiden diz kıracak yer bulamazdık," diyor bir amcamız sesi titreyerek. "Gençlerin omuzları bize güç verirdi, şimdi ise omuz omuza saf tutacak bir 'edep' arıyoruz. Dindarlık sadece dilde kaldı, kalpten kalbe giden o gizli yol kapandı."

Bir Ah Çekiyorlar: "Hürmet, Bir Ekmek Gibi Bölüşülürdü"

Onların en çok canını yakan, aç kalmak değil; açılan o nezaket yarası. Eskiden bir gencin, bir büyüğün yanında yüksek sesle konuşması bile ar sayılırdı. Şimdi ise sitemleri göğe yükseliyor:

"Biz bu gençliğe çok üzülüyoruz. Onlara mirası sadece ev bark değil, haya bırakmak isterdik. Şimdi sokaklar, lokantalar perdesiz... Oruç tutmayana bile 'saygı' orucu tuttururduk eskiden. Şimdi ise bir yanımız bayram, bir yanımız dumanı tüten bir lokanta vitrini. Biz bu yabancılaşmanın neresindeyiz?"

"Bizim Zamanımızda Sevgi Sükût, Saygı Mirastı"

Bu soru, Yüksekova’nın yüksek dağlarında yankılanan bir feryat gibi. Ak sakallılarımız, sadece geçen yıllara değil, o yıllarla beraber gömülen insanlığa, merhamete ve o eski huzurlu iftar sofralarına ağlıyor. Onlar için Ramazan artık sadece bir açlık süresi değil; bir zamanlar sahip oldukları o büyük "aile" ruhunun yasını tutma vakti.

Güncelleme Tarihi: 21 Şubat 2026, 20:19
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER