Yüksekova’yım Ben

Yüksekova’yım Ben

METİN ÖREN/YAZDI

Yüksekovalı Yazar Metin Ören "Yüksekova’yım Ben" isimli şiirsel düz yazısını okuyucuları için yayınladı.

Metin Ören'in Yazısı Şöyle:
Doğu’nun gizemli incisiyim;
her sözümle, her ikramımla gönüllerde yer edinirim.
Vadiler gerdanlık olur boynuma, dağlar kuşatır bağrımı;
Cilo ile Sat’ın buzullarında keşif tutkusunu büyütürüm.


Doğa, bütün renklerini serer misafirlerimin önüne.
Kimi zaman tarih olurum, insanın kulağına fısıldarım;
Büyük Çiftlik Havzası’nda eski çağların adaklarını saklar,
Geverok Vadisi’nin kayalarına kazınmış binlerce resimde
çağların sessiz hafızasına dönüşürüm.


Olgunlaşan zamanın eşiğinde,Osmanlı’nın doğu ufkunda kadim Gever’i büyütürüm.
Sarp dağlarım karakterime sertlik katarken,bereketli ovam umudu yeşertir.


Mergezer ve Meydanbelek yaylalarında
yaz, şenliğe dönüşür;
ülkemin en uç noktasında zümrüt bir düş gibi uzanırım.


Karlı zirvelerime dramatik manzaralar işlerim;
her sis, ardından doğacak sıcak güneşin müjdesidir.
İki ülkenin değil, bütün gönüllerin kapısını aralarım.
En yüksek yaylalarımı bile alçakgönüllülükle sunarım.


Esendere’de güler yüzle karşılarım yolcuları;
yenilenen yollarımda güveni sererim adımlarına.
Rengârenk düğünlerimde halaylar coşkun bir nehre dönüşür,
Hakkâri Mirliği’nin heybeti siner omuzlarıma.
En kederli ezgilerimde bile ihtişam saklıdır.


Analarımın nasır tutmuş ellerinde, tarihin ilmek ilmek işlendiği kilimler olurum.
Peylan ovasında rüzgârla yarışır,
Nehil Sazlığı’nda göçmen kuşların kanadında bin yıllık yolların hafızasını taşırım.


Çayırlarım ve meralarım hayata can verir;
Ters Lale’nin zarafetiyle, sümbül ve nergisin kokusuyla bezenirim.
Karlar çözülürken pancar toplanır bağrımda;
nisan yağmurlarıyla bereket olur,
yayla muzunun tadında tebessüm ederim.


Berivan olurum süt sağan kadınların gözlerinde;
patikalarda kilometrelerce umudu omuzlarım.
Zengin floramın şifalı otlarıyla mutfaklara lezzet, hastalara şifa taşırım.


Göğe yaslanan dağların gölgesinden semaya kanat açarım;
Selahaddin Eyyubi Havalimanı’yla ufuklara uzanırım.


Kışın kapanan yollarıma köprüler, tüneller örerim;
heyelan da, taş düşmesi de artık yolculuğumu yarıda bırakamaz.


Celal Usta’nın kebabında tüter çocukluğum;
keledoş ve dovinle sıcak sofralara konuk olurum.
Tandırın dumanına karışır özlemim, lavaş ekmeğin kokusunda ise memleketimin sesi saklıdır.


Kasaplar Sokağı’nda etten önce dostluk siner çarşımın taşlarına.
Otlu peynirim, Cilo’nun eteklerinden dilden dile dolaşan bir efsaneye dönüşür.


Ovamın derin sessizliğinde bazen ağlarım;
gözyaşlarımla yazılır efsanem.
Kimi zaman ağıt, kimi zaman halay olurum;
çünkü hüzünle sevinç aynı göğün altında omuz omuza yürür bende.


Yüksekova’yım Ben;
karın beyazını, ovanın bereketini,
dağın vakarını, insanın yüreğini
aynı göğüste taşıyan kadim bir kent…
Ben, umudun yükseklerde filizlendiği şehir; Yüksekova’yım.

YORUM EKLE
YORUMLAR
Enes can
Enes can - 2 ay Önce

En kısa zamanda inşAllah Yüksekova’yı gezeceğim

Azad YÜCEDAĞ
Azad YÜCEDAĞ - 2 ay Önce

Yüksekova’yı yalnızca coğrafyasıyla değil; hafızası, emeği, kültürü ve insanıyla anlatan güzel bir metin olmuş. Dağları, ovaları, berivanları, düğünleri, sofraları ve kadim geçmişi aynı anlatıda buluşturması özellikle kıymetli. Çünkü bir şehir yalnızca üzerinde yaşadığımız toprak değildir; çocukluğumuzun kokusu, annelerimizin emeği, düğünümüzün halayı, hüznümüzün ağıdı ve bizden sonrakilere bıraktığımız hafızadır. ‘Kimi zaman ağıt, kimi zaman halay olurum’ sözü bana göre yazının bütün ruhunu özetliyor. Kaleminize sağlık Metin Ören; Yüksekova’yı anlatırken aslında bir coğrafyadan çok, o coğrafyaya ait olmanın ne demek olduğunu anlatmışsınız.

Öyle birisi
Öyle birisi - 2 ay Önce

Agzina saglik ????

Metin eker
Metin eker - 2 ay Önce

Yüreğine sağlık Metin hocam

Dilan Çevik
Dilan Çevik - 2 ay Önce

Yuksekovali biri olarak ilk defa güzel bir Şiire denk geldim Ne güzel Dile getirilmiş Sayın Şairimiz Teşekkür ederiz ❤️

SIRADAKİ HABER