Kürt sorununun "çözüm sürecinde" yıllardır süren çatışmaların izlerinin yaşandığı bölgede, devlet tarafından yakılan ve boşaltılan köylerin geri iade edilmesi gündeme gelirken, Zilanlılar da köylerine dönmek istiyor. 13 Temmuz 1930 tarihinde Ağrı isyanına karşı yürürlüğe konan katliam fermanı sonucu Van Erciş ilçesi Zilan Deresi'nde binlerce insan toplu katliamdan geçirildi. İnsanlığın en ağır suçlarının işlendiği Zilan'da, köylüler yerlerinden sürgün edilerek, Türkiye'nin çeşitli bölgelerine gönderildi. Köyleri tamamen yakılan ve boşaltılarak hazineye devredilen Zilanlılar, o günden sonra köylerine bir daha geri dönemedi. 1930 katliamından sonra sürekli devletin imha ve inkar politikalarına maruz kalan Zilanlılar, Kürtlerin 29'uncu isyanı olarak belirtilen PKK'nin mücadelesi sonucu yıllar önce çıkarıldıkları köylerine dönmek istiyor.
'Devlet Zilanlılardan özür dilesin'
Akrabaları ve yakınları Zilan'da katledilen Salih Ultar, 1930'da başlayan acılarının bugün de devam ettiğini dile getirdi. Yıllarca katliamın acısını çektiklerini ifade eden Ultar, çözüm süreci ile kendilerinin de mağduriyetlerinin giderilmesinin talebinde bulundu. Annesinin Zilan katliamı sırasında askerlerce esir alındığı ve daha sonra ücret karşılığında Aziz isminde biri tarafından evlatlık alındığını ifade eden Ultar, o dönemde yaşanılan acıları anlattı. Ultar, "Zilan katliamı işlendiği sırada insanlarımız neye uğradığını şaşırmıştı. Yaşanılan zulümden kaçmaya çalışan annem ve akrabalarımız, askerlerin eline esir olarak düştü. Annemi Aziz Efendi olarak bilinen bir kişi ücret karşılığında askerlerden evlatlık olarak aldı. Anneme babalık etti ve büyüttü. Yıllarca Kürt olduğumuz için kan kusturdular bize. Yaşamadığımız işkence kalmadı. Dedelerimiz akrabalarımız katledildi. Şimdi de halen birçok yakınımız cezaevlerinde" dedi. Başlatılan çözüm sürecinden umutlu olduğunu belirten Ultar, PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın "Gün helalleşme günüdür" sözünün çok anlamlı olduğunu söyledi. Devletin Zilanlılardan özür dileme mahiyetinde işgal edilen toprakları ve arazilerinin geri iade edilmesi gerektiğinin altını çizen Ultar, yaşadıkları acıları kendi bestelediği "Gulê canê" klamını, yıkılan ve yakılan köylerinin enkazlarının üzerinde okudu.
Bir diğer Zilanlı, Fatma Ultar ise, dedelerinin mezarlarının halen devletin elinde olduğunu ifade ederek, "Xwîn ketiye Geliyê Zilan (Zilan Deresi'ne kan düştü)" isimli klamda geçen sözlerle Zilan'da yaşanan acıları anlattı. Ultar, artık gözyaşlarının dinmesi ve barışın sağlanması talebinde bulunarak, "Bizler Kürt olduğumuzdan asla vazgeçmedik. Ne dilimizi inkar ettik ne de kültürümüzü. Yıllardır dilimizi ve kültürümüzü yok etmeye çalışan sistemle mücadele ettik. Ve artık gün barış günüdür. Bizler kimseye zulüm etmedik; fakat çok zulme uğradık. Öldürüldük, katledildik ama buna rağmen diyoruz ki; artık gün barış günüdür. Devlet Dersim katliamından özür dilediği gibi Zilan katliamında da özür dilesin ve meralarımızı bizlere geri iade etsin" dedi.
'Öcalan elini değil bedenini taşın altına koydu'
PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın attığı adımların barış için olumlu olduğunu dile getiren Sudenaz Ultar, "Bizler bu coğrafyada en çok kardeşliğe ve özgürlüğe muhtaç olan halklarız. Yıllar önce akrabalarımızı sadece Kürt oldukları için çoluk çocuk demeden, hamile ve yaşlı kişilere aldırmadan acımasızca katlettiler. Fakat Öcalan'ın ve onun yiğit gerillalarının verdiği emeklerle bugün artık Kürtler konuşuluyor ve ciddiye alınıyor. Acımızın dinmesi ve barışın sağlanması için adımlar atılıyor. Öcalan'ın yıllar önce Kürtlerin inkar ve imha politikalarının önüne geçmek için gösterdiği fedakarlığın aynısını devlet de sergileyerek silahların susmasını istedi. Öcalan değil elini, bedenini taşın altına koydu. Şimdi artık sıra devlette. Devlet Öcalan'ın fedakarlığına cevap vermeli ve yakılan köylerimizi, arsalarımızı, meralarımız bize geri iade etmelidir" dedi.
'Kürtler tarihleri boyunca bedel verdi'
20 Aralık 1924'te Erzurum'da tutuklandıktan sonra 14 Nisan 1925'te Bitlis'te, Yusuf Ziya Bey, Teğmen Ali Rıza Bey, Faik Bey ve Molla Abdurrahman ile birlikte kurşuna dizilerek katledilen Kürt İstiklal Komitesi'nin kurucularından Cibranlı Halit Bey'i anlatan "Xalit Begê Cibirî" destanını klam şeklinde anlatan Seyithan Varlı, "Tarih boyunca Kürtler kendi özgürlüklerini elde edebilmesi için çok büyük bedeller verildi. Bana geçmişim anlatıldıkça hüzünleniyorum. Yeter artık! Kürtleri de Allah yaratmadı mı? Bu savaşın durması ve barışın derhal sağlanması lazım" diye konuştu.
'Doğmayan bebekler katledildi'
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Dersim açılımı"na değinen Mahküm Sadık isimli yurttaş da Erdoğan'ın Dersim halkından özür dilemesinin samimi olmadığını, özür dilemenin amacının CHP'ye karşı bir tavır olduğunu ve sadece CHP'nin geçmişteki ayıbını yüzüne vurmak amacıyla söylendiğini ifade etti. Sadık, "Madem devlet geçmişte yaptığı uygulamaları doğru bulmuyor, Başbakan gelsin Zilanlılardan da özür dilesin. Zilan'da öldürülenlerin çoğu hamile kadındı. Henüz anne rahminde doğmayan bebekler katledildi. Atalarımızın ve katliamda sağ kurtulanların bize anlattığına göre burada işlenen cinayetler dünyanın hiçbir yerinde yaşanmadı. Devletin ilk özür dilemesi ve helallik istemesi gereken yer Zilan Deresi'dir" dedi.DİHA
Güncelleme Tarihi: 11 Haziran 2013, 12:59
Zilanlılar ellerinden alınan topraklarını istiyor
1930 yılında yüzlerce köyün yakıldığı ve binlerce insanın katledildiği Zilan Deresi'nde yakınlarını kaybeden yurttaşlar, başlatılan barış süreci ile birlikte devletin kendilerinden özür dilemesi gerektiğini dile getirdi. Katliamın ardından dört bir yana sürülen Zilanlılar, boşaltılan köylerine geri dönmek ve ellerinden alınan toprakların kendilerine iadesini istiyor.
SIRADAKİ HABER