Kafka’nın ‘Dönüşüm’ünü her okuduğumda aynı yerde durup düşünüyorum. Gregor Samsa bir sabah dev bir böceğe dönüşüyor ama onu asıl korkutan şey bu dönüşümün kendisi değil, işe geç kalacak olması... Patronuna ne diyeceğini, ne bahane uyduracağını düşünüyor. Bence romanın en sarsıcı, en can yakıcı tarafı tam da burası.
Çünkü insan bazen kendini yaptığı işe o kadar teslim ediyor ki kim olduğunu unutuyor. Kendini sadece varlığıyla değil, yalnızca işe yaradığı ölçüde değerli sanıyor. Modern dünyanın zihnimize usul usul kazıdığı şey de tam olarak bu: Ne kadar üretiyorsan o kadar varsın, ne kadar fayda sağlıyorsan o kadar değerlisin.
Gregor yıllarca ailesi için çalıştı, onların bütün yükünü omuzlarında taşıdığını sandı. Fakat çalışamaz hâle geldiği ilk gün herkes kendi yoluna baktı. Önce onsuz da yaşayabildiklerini fark ettiler, sonra da onu sırtlarında bir yük olarak görmeye başladılar. Gregor öldüğünde ise o evde büyük bir yas değil, derin bir rahatlama vardı.
Bu durum bana çok ağır bir hakikati hatırlatıyor. Dünya hiç kimse için durmuyor. Kendimizi vazgeçilmez zannettiğimiz her yer ve her ilişki, biz çekildiğimiz an yoluna kaldığı yerden devam ediyor. Demek ki vazgeçilmez olduğumuza dair o güçlü inanç, aslında nefsimizin bize oynadığı ince oyunlardan biri.
Tasavvuf ise bana bambaşka bir pencereden bakmayı öğretiyor: Ben kimseyi taşımıyorum, kimse de beni taşımıyor. Hepimizi taşıyan Allah'tır. Ben sadece bana lütfedilen emaneti taşımaya çalışıyorum. Kendimi vazgeçilmez gördüğüm an yüküm ağırlaşıyor. Kendimi emanetin taşıyıcısı değil de sahibi sandığım an yoruluyorum.
Kafka'nın anlattığı dönüşüm aslında bir sabah ansızın başlamıyor. İnsan kendi değerini maaşına, makamına, çevresinin sevgisine ve insanların kendisine duyduğu ihtiyaca bağladığı gün o dönüşüm zaten başlamış oluyor. Böcekleşmek belki de bedenin şekil değiştirmesi değil, ruhun kendi kaynağını unutmasıdır.
Artık şuna gönülden inanıyorum: İnsanların bana ne kadar ihtiyaç duyduğu benim değerimi belirlemez. Onların gözündeki yerim de gerçek kıymetim değildir. Benim asıl değerim, Allah'ın bana üflediği o ruhtan gelir. Bunu unuttuğum her gün, biraz daha kendimden ve özümden uzaklaşıyorum.
Belki Kafka'nın aynasında gördüğüm kişi birebir Gregor değil ama ona hiç benzemediğimi de ne yazık ki söyleyemiyorum.

Hocam tebrik ederim kafkanin hayatı da aynı buna benzer işlevsellik üzerine kurulmuş bir hayattı tabi ki değeri de öldükten sonra anlaşıldı kendisi de fakirlik içinde yaşadığı için kitabın felsefesini çok iyi yansıtmışşınız ????????