Bakırhan: ‘Meclise gelecek yasanın kategorik ayrımlar yapmaması gerekiyor’

Bakırhan: ‘Meclise gelecek yasanın kategorik ayrımlar yapmaması gerekiyor’

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Mersin 3’üncü Olağan Kongresi’ne katıldı. Mersin Büyükşehir Kongre Sarayı’nda gerçekleştirilen kongreye çok sayıda partili ve davetli katıldı.

Kongrede konuşan Tuncer Bakırhan, “Dünyanın hiçbir yerinde yıllarca maruz kalınan bu kadar baskıya rağmen hiçbir mücadele böylesine güçlü ve örgütlü bir şekilde bugüne kadar ayakta kalamamıştır. Onun için geçmişi anarak, değerleri anayarak, değerlerimizi ve geçmişimizi bilerek, daha demokratik ve daha mücadeleci bir geleceği inşa edebiliriz. Bu çerçevede; büyük acılar çektik, büyük bedeller ödedik. Bugüne kadar yönetimlerimizde binlerce arkadaşımızı, yoldaşımızı, kardeşimizi kaybettik. Tabi hepsinin ismini burada saymak imkansız ama özellikle Mersin’de birlikte çalıştığımız, bazı yaşamını yitiren arkadaşlarımız şahsında, bugüne kadar mücadelemize emek veren, bedel veren ve bugün aramızda olmayan ama yüreğimizde, kalbimizde ve mücadelemizde olan Selami Turan, Selahattin Güvenç, Hamdiye Kırıcı, Osman Akan, Halis Ernarinci, Abdülselam Kutlu şahsında aramızda olmayanları saygı ve minnetle anıyorum. Yine uzun süre birlikte mücadele ettiğimiz ama bugün sanırım rahatsızlığından dolayı aramızda olmayan çok sevgili yoldaşım Musa Kulu’ya da geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Umarım, en kısa sürede o da aramızda olur” dedi.

‘Mersin, küçük bir Türkiye haritasıdır’

Bakırhan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Değerli arkadaşlar, Mersin deyip geçmemek lazım. Reşat başkan çok güzel birşey söyledi. Mersin, bir Türkiye haritasıdır. Mersin, küçük bir Türkiye haritasıdır. Her sokağında her milliyetten, her sınıftan, her cinsten, her inançtan insanların birlikte yaşamış olduğu çok önemli bir kentimizdir. Siyaseti yönetenlere, aslında Mersin’e bakarak yol almalarını öneririm. Mersin’in her sokağında Kürdü, Türkü, Arabı, kadını genci birlikte yaşıyor. Birlikte emek veriyor ve birlikte mücadele ediyor. Bugüne kadar da bütün kışkırtıcı ve ötekileştirici politikalara rağmen karşı karşıya insanların gelmediği çok nadir kentlerden biri Mersin. Onun için bugün Mersin’de olmaktan dolayı, sizinle birlikte olmaktan dolayı büyük gurur ve mutluluk duydum. Özellikle kongrenize katılmak istedim. Mersin, Mezopotamya ve Anadolu’nun bütün renklerini bir arada barındıran ve birlikte yaşamasını sağlayan çok önemli bir kentimizdir.”

‘Barışın yolunu, barışın taşlarını örmeye çalıştı’

Değerli arkadaşlar, yanıbaşımızda dünyada da savaşlar var ama yanı başımızda çok ciddi savaşlar, çatışmalar var. Bitmek bilmez, tükenmek bilmez. Bir savaş girdabında Ortadoğu yoksul mu desen yoksul değil. Dünyanın en varlıklı bölgesinden bahsediyoruz. Dünyanın en zengin petrol ve doğalgaz rezervlerine sahip olan Ortadoğu yüz yıldır günyüzü görmedi. Yüz yıldır çatışma, yüz yıldır ölüm, yüz yıldır itim, yüz yıldır demokrasi ile bir türlü buluşamadım. Şimdi Ortadoğu’ya bakarak çok büyük dersler almak gerekiyor. Belki de Ortadoğu’ya bakarak bugün yürütmüş olduğumuz Barış ve Demokratik Toplum Sürecinin ne kadar kıymetli ve değerli olduğunu hep birlikte anlayabiliriz. Suriye’de hala rejim kurumsallaşamadı. Lübnan’da çatışmalar devam ediyor. İran’da bir anlaşma var mı, yok mu? Habire toplar, bombalar yağıyor. Irak’ta rejim bir türlü yolunu bulamadı. İşte Ukrayna’da dünyanın başka yerlerinde dünyadaki rejim kendisini yeniden şekillendirmeye çalışıyor. Şimdi dünya savaş yorgunu, savaşlarla uğraşırken Türkiye’de Sayın Abdullah Öcalan 27 Şubat’ta bizim de o beraber gittiğimiz İmralı Adası’nda çok önemli bir çağrı yaptı. Demokratik Toplum ve Barış Çağrısıydı. Ortadoğu’da savaşlar sürerken Türkiye’de barış kapısına aralamaya çalıştı. Barışın yolunu, barışın taşlarını örmeye çalıştı. İşte biz de tam Ortadoğu’daki bu duruma bakarak aslında en büyük güvenliğin, silahların, sınırları koruyan o beton duvarların olmadığını bir kez daha anlamış olduk. Gerçekten savaşlardan, çatışmalardan kriz ve kaos korunmanın yolu demokrasiye ulaşmak, kendi ülkesinde toplumsal barışı oluşturmak olduğunu bir kez daha görmüş olduk. Dolayısıyla Ortadoğu çember içerisindeyken burada bu süreci konuşuyor olmamız çok değerli ve kıymetlidir. Bu masayı kurdurtan İmralı’da tekrar devletle Sayın Öcalan’ın bir masada karşı karşıya oturarak, Kürt meselesinin demokratik çözümünü sağlayan siz değerli halklarımıza çok teşekkür ediyorum.”

‘Umarım bu süreci ıskalamayız’ 

“Yasa Kürt meselesinin çözümsüzlüğü sonucu ortaya bütün sonuçlarını ortadan kaldıracak kadar kapsayıcı bir yasanın Meclise gelmesi gerekiyor.Umarım bu sefer bu süreci ıskalamayız. Bir aksilik çıkmazsa en kısa sürede bir çerçeve yasa Meclise gelecek. Muhtemelen bu hafta içi bir yasa gelecek. Bu yasayı küçümsememek gerekiyor. Bu yasa 50 yıllık acının, kanın, çatışmanın ve şiddetin ortadan kalkarak Kürt meselesinin siyasal ve hukuk zeminine geçmesini sağlayacak bir yasadır. Kürt meselesini şiddet zemininden alarak diyalog ve müzakere ile çözümünü sağlayacak olan bir süreç içerisindeyiz. Bir tarihi süreç içerisinde yaşıyoruz. Bunu ıskalamamamız gerekiyor. Tarihte bazı dönemler var. Iskalarsanız 50 yıl boyunca belki de daha fazla uğraşarak ancak bir düzlüğe çıkarabilirsiniz. Yeterince acıların çekildiği, neredeyse yurdun her karışına kanın düştüğü, acının düştüğü bir süreçte barışı aramamız, diyalog ve müzakere ile yüz yıllık bir meseleyi çözmeye çalışmamız çok kıymetli ve çok değerlidir. Dolayısıyla Meclise gelecek olan yasanın kategorik ayrımlar yapmaması gerekiyor. Yüreğinde ve aklında barışa inanan ve barışa gelmek isteyen hiç kimseye o yasa kapıları kapatmamalıdır. Yönetici, şuraya bulaşmış, buraya bulaşmamış ayrımı yapmamalıdır bu yasada. Yasa gelmek isteyen hiç kimseyi dışarıda bırakmamalıdır. Yarım bir yasa değil, tam bir yasa olmalıdır. Kürt meselesinin çözümsüzlüğü sonucu ortaya çıkan PKK ve bütün sonuçlarını ortadan kaldıracak kadar kapsayıcı bir yasanın Meclise gelmesi gerekiyor. Yine bu yasa Sayın Öcalan’ın bu süreci yürütebilecek koşulların altyapısını hazırlamalıdır. Sayın Öcalan’ın yaşam, iletişim ve çalışma koşullarını düzenlemelidir. Sayın Öcalan’ın halkıyla buluşması önündeki engelleri ortadan kaldıran bir yasa olmalıdır. Yine bu yasayla eş zamanlı belki de bu yasadan önce aramızda olan Nuri Aslan, Hoşyar Sarıyıldız gibi sizin seçmiş olduğunuz ve yerine kayyum atanan belediye iş başkanlarımızın görevine dönmesi gerekiyor.”

“Bu ülkenin barışı değerli ve kıymetlidir değerli arkadaşlar. Bu barış hepimizin eseri olmalıdır. Türk’ün, Kürt’ün, Alevi’nin, kadının, gençlerin, evlatlarını yitirenlerin cezaevinde direnenlerin çeşitli sebeplerle sürgüne giden bütün arkadaşlarımızın katkısıyla olmalıdır. Dolayısıyla bu yasanın dediğimiz kapsamda meclisten geçmesi için başta devrimci demokratik kurumların olmak üzere herkesin bu sürece aktif bir şekilde destek vermesi gerektiğini bir kez daha buradan belirtmek istiyorum. Biz DEM Parti olarak bu sürecin önünü tıkayan değil bu sürecin önünü açan bir rol ve misyon içerisinde olacağız. Ama bu haklı taleplerimizi mecliste, sokakta, bu ve benzeri platformlarda dile getirmeyeceğimiz anlamına gelmemelidir. Kürtlerin dili özgürleşinceye kadar, Kürtler kendi coğrafyalarında, bugün yaşamış oldukları bu metropollerde özgürce yaşayıncaya kadar taleplerimizi dile getirmeye, mücadele etmeye birlikte devam edeceğiz.”

‘Yasa bir son değil bir başlangıç olacak’ 

“Bir yasayla Kürtlerin, emekçilerin, ezilenlerin bütün taleplerini karşılamayacağımızı hepimiz çok iyi biliyoruz. Ama bu yasa bir başlangıç olacak. Bu yasa bir kapı aralayacak. Dilimiz için, kimliğimiz için, insanca yaşam için, ekonomide adalet için, gençlerimizin kendi yurtlarında, kendi doğdukları yerlerde aş ve ekmek bulmaları için bir kapı aralayacaktır. İşte bu kapı aralandıktan sonra Mersin’in, Mersinli emekçilerin, Kürtlerin, Alevilerin bugüne kadar vermiş oldukları mücadeleyi daha da büyüterek devam ettireceğiz. Bu yasa kapıyı aralıyor. Ama demokrasiyi, ama Kürtlerin dilinin özgür olmasını, Alevilerin eşit yurttaşlar olmasını, kadınların özgürce yaşamasını sağlayacak olan demokratik mücadelemiz olacak. Yani yasa bir son değil, bir başlangıç olacak. Daha örgütlü, daha güçlü mücadele ederek bu topraklarda her halkın, her inancın, her sınıfın eşit ve insanca yaşayacakları demokratik bir Türkiye yaratmanın kapısını aralayacaktır. Yarım asırdır çatışmanın en ağır bedellerini sizden ödediniz. Bir biraz önce ismini saydığım Mamê Osman, Osman Akay’ı hepiniz çok iyi tanırsınız. Üç tane çocuğu ayrı cezaevlerinde olan, ailesinde büyük bedeller ödeyen yetmezmiş gibi kendisinin de o yaşta işkence gördüğü, cezaevine girdiği, kahrından hastalanarak yaşamını yitirdiği Mamê Osman gibi şu anda bu salonda yüzlerce, binlerce yoldaşımız bulunuyor. Hanginize dokunsak yaşamış olduklarınız 50 tane roman, 50 tane film olur. Emin olun hanginize dokunsak dünya şaşkınlıkla bu kadar zulme rağmen böylesine onurla dimdik ayakta duran ve mücadele eden bu kadar büyük bir insanlık topluluğu olup olmadığı konusunda kendisine sorular soracaktır. Onun için bedel ödedik, acı yaşadık. Artık o bedelleri, o bedel veren yüce ve değerli insan insanları tabii ki kalbimizin en müstesna köşesinde tutacağız. Ama onların uğruna bedel ödedikleri mücadeleyi artık başarıya ulaştırma gibi bir sorumluluğumuz olduğunu da belirtmek istiyorum. Kimliğimizi özgürce savunacak, topraklarımızda özgürce yaşayacak bir kapıyı hep birlikte aralayacağız. Bugün içimizde oturan barış annelerinin muhtemelen bazıları çocuklarının naaşlarını dahi almamışlardır. Emin olun gittiğimiz her yerde hala anneler yanımıza gelip gidip mezarında üzerine dua edeceğimiz çocuklarımızın kemikleri bile yok diyorlar. İşte bu yasayla birlikte o kapı da aralanacak. Annelerimizin çocukların mezarında dua edecekleri ve çocuklarını saygıyla yad edebilecekleri belki de o kapıyı da hep birlikte aralayacağız. Değerli arkadaşlar bu yasayla birlikte ne gerilla annesi ağlayacak ne asker anneleri ağlayacaktır. Gerilla ve asker anneleri sabah ağlayarak uyanmayacaklardır. İşte bu yasa sabah uyandığında insanların ağlamadıkları bir kapıyı aralayacaktır.”

‘Demokratik bir Türkiye’ye hep birlikte yaratacağız’ 

“Onun için bu yasa her şey değil ama çok önemli bir aşamadır. Çok önemli bir kapıdır. Eğer layıkıyla bu kapıdan geçebilirsek partimize, kurumumuza, Kürt halk önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın başlatmış olduğu bu sürece layıkıyla destek verebilirsek emin olun demokratik anlamda ulaşamayacağımız bir yer yoktur. Düşünün bu salona bakın. Mersin bu kadar bedel ödedi. Belki içinizde zindana girmeyen İnsan sayısı bile çok azdır. Köyünü, toprağını terk etmek zorunda insanlar kaldılar ama buna rağmen her buraya geldiğimde böyle yüzlerle, binlerle toplantılar yapıyoruz. On binlerle mitingler yapıyoruz. Bu ayakta duran irade emin olun bir gün kazanacaktır. Bu ayakta duran irade Sakinelere yaşamını yitiren bütün yoldaşlarımıza emin olun layık olacaktır. Bu irade bu salonları doldurduğu müddetçe anadilimiz özgür olacaktır. Kendi yaylalarımızda topraklarımızda özgürce yaşayacak, özgürce üretecek ve özgürce yaşayacağımız demokratik bir Türkiye’yi hep birlikte yaratacağız.”

‘Bu süreci büyük bir sağduyu ile yürüteceğiz’ 

“Evet, bu süreci büyük bir sağduyu ve suretle yürüteceğiz değerli arkadaşlar. Bu topraklar bir daha acı görmesin diye, bir daha Barış Anneleri’nin döktüğü gözyaşlarını Türkiye’nin hiçbir yerinde bir anne dökmesin diye bu süreci birlikte yürüteceğiz. Acıları yeniden depreştirecek değil acıların tekrar yaşanmaması için mücadele edeceğiz. Amed’in onuruyla Edirne’nin onurunu ve gururunu birlikte savunacağız. Siirt’in acısı da Trabzon’un acısı da değerlidir deyip ikisine de saygı duyacağız. Bu süreçte kimse kaybetmiyor. Kürtler hiç kaybetmiyor. Evet, yazılıyor, çiziliyor. Ne elde ettiniz diye. Ne mi elde ettik? Meclisin 3. Büyük Partisi olduk. Ne mi elde ettik? Mersin’de bir ara dili yasaklı olan Kürtler Mersin’de kent huzlaşısıyla birlikte Mersin Belediyesi’ni kazandı. Akdeniz Belediyesi’nde iktidar oldu. Birçok sivil toplum örgütünde kendi kimliğimizle yer alıyoruz. En önemlisi 2 yıldır çocuklarımızın cenazesi gelmiyor. En önemlisi 2 yıldır bu topraklarda kan akmıyor. Kimse muzafferlik havasına kapılmasın. Ne Türk kaybetti, ne Kürt kaybetti. 86 milyon kazandı, barış kazandı ve barış muzaffer oldu. Onun için bu günleri yaratan ve bu günlere inanan sizlere binlerce kez teşekkür ediyorum. Mücadele yeni başlıyor. Mücadele yeni başlıyor. Bizi bugünlere getiren, bizi o parlamentoya gönderen, Hoşyarları ve Nuriyeleri belediye iş başkanı seçen sizler emin olun ne kandırılır, ne yenilir, ne hakkından, hukukundan, kimliğinden ve dilinden vazgeçer. Ama ama bu süreci istemeyenler de de var. Kandan beslenenler de var. Üç beş oy uğruna Kürt ve Türk gençleri “Kavga etsin, yaşamını yitirsin.” diyen kandan beslenenler de var. Onlara vereceğimiz cevap öfke değil, sükunetimiz olacak. Tereddüt değil, kararlılığımız olacak. Provokasyonlara, bu süreci bozan yaklaşımlara asla film vermeyeceğiz. Bu kez kesinlikle onurlu bir barışın olması için er birliğiyle, güç birliğiyle omuz omuza vererek bu topraklarda hem barışı, hem ekonomide adaleti, hem de her kimliğin, dinin ve inancın özgürce yaşadığı bir Türkiye’yi mutlaka yaratacağız.”

‘Bu yasadan ne çıkar demeyin’ 

“Değerli arkadaşlar, şimdi böylesi bir süreçte kongremizi yapıyoruz. Tabii bu kongrelerde yönetime gelen arkadaşlarımız bu sürecin aynı zamanda taşıyıcısı olacaklar. Yani daha büyük emek verecekler. Daha çok çalışacaklar. DEM Parti’yi Mersin’in her karışına götürerek Arabına, Alevisine, başka milliyet ve inancında bulunan bütün Mersinlilerin kapısını çalarak onlara bu süreci ve partimizi anlatacaklardır. Tarihe bakın halkıyla bağı güçlü olan hiçbir hareket yenilme İşte Kürtler ve Kürt hareketi Kürt mücadelesinin en büyük özelliklerinden birisi halkıyla olan güçlü bağıdır. Mersin’de de Siirt’te de Hakkari’de de gittiğiniz her yerde DEM Parti halkıyla güçlü bir bağ oluşturmuştur. Çünkü halkı gibi yaşıyor, halkı gibi düşünüyor, halkı gibi mücadele ediyor. Halkının onuruna zeval getirmemek için 7/24 onurluca bir mücadele yürütüyor. Dolayısıyla bu yasa olur mu? Bu yasadan ne kazandık, bu yasadan ne çıkar demeyin. Kürt yoktur diyen, Kürt’ü inkar eden zihniyet Kürt de masaya oturmuş durumdadır. Bundan daha önemli bir kazanç olabilir mi? Onun için ne kadar haklı olursak olalım, masa kurulsa dahi masadan demokratik haklarımızla çıkmamız için daha güçlü mücadele yürütmemiz gerekiyor. Daha güçlü sokakta ve mücadele alanlarında olmamız gerekiyor.”

‘Mücadele yeni başlıyor’ 

“En başta Barış Anneleri’ne ve kadınlara sesleniyorum. Çektiğiniz acılar büyük. Yaşadıklarınızı siz bilirsiniz. Yaşadıklarımızın hatırı için, yaşamını yitiren arkadaşlarımız için, cezaevinde direnen Selahattinler, Figenler, Leylalar, Ayşe Gökkanlar, Sayın Öcalan’lar için, hala kemiklerini arayıp bulamadığımız o değerli, o yüce yoldaşlarımız için daha fazla bir arada olacağız. Partimiz daha güçlü sokakta olacak. Önderliğimizde, partimizde, partimizin yönetimiyle güçlü bir bağ ve diyalog içerisinde bu ülkeyi yarınlara ve geleceğe bizler taşıyacağız. Emin olun. Kürtlerin ve Kürtlerle birlikte mücadele eden devrimci demokrat sosyalist dostlarının olmadığı bir Türkiye’de ne demokrasi olur, ne özgürlük olur, ne hak arama mücadelesi olur. 50 yıldır bütün baskılara rağmen hala dimdik durmak, Meclis’te, cezaevinde, yaşamın her alanında direnmek her yiğidin harcı değildir. İşte o harcı yaratan değerli annelerimize, Barış Annelerimize, kadınlara, gençlere, Türkiye’deki halklarımıza selam ve saygılarımı iletiyorum. Mersin’in bu süreci de 2000’ler ve öncesi olduğu gibi güçlü bir şekilde karşılayacağına inanıyorum. Mersin’in artık Aynur Aşanlara, Zeynep Karamanlılara, Fazıl Türklere kavuşması gereken bir sürece girdik. Bu süreci güçlü sahiplenir ve gerçekten hakkıyla ilerletebilirsek ne dağda kimse kalacak, ne sürgünde hiçbir yoldaşımız kalacak, ne de cezaevinde hiçbir yoldaşımız kalmayacaktır. Bugüne kadar onlarsız yürütmüş olduğumuz bu mücadeleyi daha güçlü bir şekilde yürüteceğiz. Daha güçlü olacağız. Daha nitelikli ve daha birikimli olacağız. Türkiye’nin 3. büyük zemini ve Türkiye’nin en mücadeleci zemini. Emin olun bir gün dilini de özgürleştirecek. Yerel demokrasisini de kuracak. Bu ayrımcı, ırkçı, tekçi yasaları da değiştirerek demokratik bir cumhuriyete eşit yurttaşlar olarak yaşayacaklardır. Onun için mücadele yeni başlıyor. Daha yolun başındayız. İnşallah bu aşamayı, bu kapıyı rahatlıkla geçebilirsek gün emekçilerin, ezilenlerin, Kürtlerin, Alevilerin, kadınların ve gençlerin günü olacak. Yarınlar bizim olacak. Bu yarınlar için bugüne kadar emek veren, bedel veren hala vermeye devam eden hepinizi sonsuz saygı ve sevgi ile selamlıyorum.”

‘O günleri aşacağız’ 

“Yine son olarak Reşat ve Bedriye başkanlara çok teşekkürlerimi iletmek istiyorum. Onlar yönetime geldiği zaman devletin baskısından dolayı neredeyse yönetimler oluşturamıyorduk. Yöneticilerin yönetici seçildikten sonra valiz çanta hazırladıkları bir dönemde arkadaşlarımız yönetime talip oldular. Hoşyar ve Nuriye Başkan gibi Belediye Eş Başkanlığına aday olanların evde yarın yerine kayyım atanıp eline kelepçe vuracaklar gibi evlerinde çanta hazırladıkları bir dönemde sizler ve yoldaşlarımız yönetime talip oldular. Büyük bir onur mücadelesi verdiler. O günleri aşacağız. İnşallah kapılarımızın sabah 4.30’da kırılmadığı, artık hiçbir yoldaşımızın haksız ve hukuksuz bir şekilde tutuklanmadığı, gözaltına alınmadığı günlere ulaşacağımıza olan özlemle Reşat ve Bedri arkadaş ve bütün yönetimimize emeklerinden dolayı teşekkürlerimi iletiyorum. Yaşamın başka zemin ve alanlarında yine birlikte mücadele edeceğiz yoldaşlarımızla birlikte. Bizde eski ve yeni yok. Sadece bayrak değişimi var. Sadece yer değişimi var. Bugün il yönetimi yarın başka bir çalışmada mücadele edebiliyoruz. Yeni seçilecek yönetimimize de üstün başarılar diliyorum. İşte belki yeni yönetime seçilecek ve yeni olan bazı arkadaşlarımız var. Bu salon emeğin, bedelin, değerin, mücadelenin, vazgeçmemenin, boyun eğmemenin oluşturduğu bir zemindir. Yeni arkadaşlarımızın da bu salondaki hikayeye, öyküye, geçmişe layık bir mücadele sergileyeceklerini düşünüyor. Hepinize selam, saygı ve sevgilerimi sunuyor, kongremize başarılar diliyorum.”

Bakırhan’ın konuşması ardından faaliyet ve mali raporların okundu. Raporlar ardından gidilen seçimde DEM Parti Mersin İl Eşbaşkanlığı’na Eylem Sonuvar ve Adnan Şahin seçildi.

YORUM EKLE