8 Mart’ın önemine dikkat çekerek tüm Kürt kadınlarının alanlara çıkıp haykırması çağrısında bulunan Şemse Bağdu (50), “Kürt kadınının özgürlüğü demek Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü demektir. Kürdistan’ın özgürlüğü demektir, dağdaki gerillanın özgürlüğü demek. Barış ve kardeşlik kadının beyninde var olan bir olgudur” dedi.
Dünya genelinde kutlanmaya hazırlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi her renkten kadın taciz, tecavüz, ve sömürüye karşı, emek, kimlik ve özgürlük talebi doğrultusunda alanlara çıkmaya hazırlanıyor. Eşitlik, özgürlük ve kardeşlik talebiyle alanlara çıkacak olan ak tülbentli Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, bu yılk düzenlenecek kutlamalara her yıldan daha fazla katılım sağlamayı hedefliyor. Kimi zaman operasyona çıkan askerin önünü kesen, kimi zaman sıcağı sıcağına çıkan bir çatışmanın tam ortasında kan dökülmesin diye beyaz tülbentini yere fırlatan ve kimi zaman da cezaevleri önünde yaşanan hak ihlallerine “dur” demek amacıyla nöbet bekleyen Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlamalarında barışı haykıracaklarını dile getiriyor.
Alagaş: 3 ay boyunca mağaraya saklandık
Siirt’in Pervari ilçesine bağlı Erkent (Ergent) köyü nüfusuna kayıtlı 70 yaşındaki Güllü Alagaş, yaşanan savaşta 2’si kardeşi biri oğlu toplam 8 yakınını çatışmalarda kaybeder. Adana Barış Annesi İnisiyatifi üyesi Alagaş, 1990’lı yıllarda devletin uyguladığı 'vahşet politikaları' ile hayatlarının değiştiğini hatırlattı. Tarla biçme zamanında askerlerin köylerine baskın düzenlediğini, buğdayları suya döküp tüm yatak, yorganları ve yaşam malzemelerinin üzerine gaz yağı dökerek ateşe verdiğini dile getiren Alagaş, “Bize ‘ya evinizi götürürsünüz. Ya da kadın çocuk demeden yakarız’ dediler. 3 ay boyunca mağaralarda yılan ve çiyanların içinde kaldık. Gece mağaralara gidiyorduk; gündüz gelip tarla, bağ ve bahçe işlerimizde çalışıyorduk. Çocuklarımızı iple kayışla sütunlara asıp işkence yaptılar. Her gün baskı yaptılar. Hayvanlarımızın hepsini korucu ve asker birlikte kesip yediler. Köyümüzü viraneye çevirdiler. Amle diye bir şehit annesi vardı. Evine bomba attılar. Şarapnel parçası omzunu parçaladı. Ayakları parçalandı. Hayvanları telef oldu. İnsanlar, çocuklarının devlet tarafından öldürülmemesi için kaçıp buralara geldi. Kaç köylümüz devlet tarafından öldürüldü. Biz de çocuklarımızı düşmanın elinden kurtarmak için göç ettik. Geldik, ama iş vermediler, işsiz güçsüz, aç sefil perişan bırakıldık. Bir kadın olarak, bir anne olarak bunları yaşadım. Devlet bunları bize yaşattı” dedi.
‘Biz diyoruz barış devlet diyor savaş!’
“Biz de bu ülkenin vatandaşıyız” diyerek sözlerine devam eden Alagaş, buna rağmen halk olarak haksızlığa maruz kaldıklarına dikkat çekti. Kendisinin de Mardin Cezaevi’nde kaldığını ve işkence gördüğünü dile getiren Alagaş, “Devletin zorbalığı, zulmü ve işkencesi altında kaldım. Buna rağmen savaş değil barış istiyorum. Ben gözyaşı döktüm başka hiçbir anne gözyaşı dökmesin diyorum. Ne asker ne gerilla artık yaşamını yitirmesin. Biz diyoruz barış devlet diyor savaş. Biz diyoruz barış onlar diyor zulüm. 20 yıldır barış annesiyim ve her sokağa çıktığımda barış istedim. Bu kan artık dursun dünyadaki tüm kadınlar gibi Kürt kadınları olarak sokaklara çıkıp sesimizi duyurmalıyız. Barış ve kardeşlik adına 8 Mart’ı kutlayacağız” diye kaydetti.
Duran: Yaşananlar tüm annelerin ortak acısıdır
Bir diğer Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Sakine Duran da (63), Alagaş gibi benzer uygulamalara maruz kalıp mağdur olanlardan. Binlerce insanın gerek dağda, gerek askerde gerekse de faili meçhul cinayetlerde yaşamını yitirdiğini, geri kalanların ise cezaevlerine hapsedildiğini söyleyen Duran, yaşananlar karşısında bir anne olarak yıllardır yüreğinin yandığını ifade etti. Barışın ve çözümün tesisi için Barış Anneleri İnisiyatifi’ne gönüllü olarak katıldığını dile getiren Duran, Kürt anneleri ve kadınları olarak ellerinden gelen tüm çabayı alanlara çıkarak vermeye çalıştıklarını söyledi. “Artık silahlar sussun. Yeter artık!” diyen Duran, “Bu tüm annelerin ortak acısıdır. Görüyorsunuz halimizi. Her gün yollardayız. Her yerlere gidip sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Bu nedenle 8 Mart’ın önemi bizim için önemlidir. Çünkü her daim ezilen, sömürülen ve acı çeken annelerdir. Tüm annelere diyorum ki; gözünü ve kulağını aç. Yaşananları gözünün önüne getir. 4 parça Kürdistan’da kaç anne varsa alanlara çıkıp bu zulmü kabul etmesin” dedi.
Bağdu: Sayın Öcalan bırakılırsa hem Türkiye hem dünya güzelleşecek
Barış Anneleri İnisiyatifi üyelerinden Şemse Bağdu (50) ise, bir kızının 1990 yılında kırsala gittiğini ve 1994 yılında yaşamını yitirdiğini belirterek, bir oğlunun da sakat kaldığını söyledi. Acı çeken Kürt annelerinden sadece bir tanesi olduğa dikkat çeken Bağdu, “Diyoruz ki bizim yüreğimiz yandı. Başkalarının yüreği yanmasın” diye konuştu. Tüm dünya kadınları gibi 4 parçada yaşayan Kürt halkının alanlara çıkıp özgürlüğü haykırması çağrısında bulunan Bağdu, “Kürt kadınının özgürlüğü demek Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü demektir. Kürdistan’ın özgürlüğü demektir. Dağdaki gerillanın özgürlüğüdür. Barış ve kardeşlik kadının beyninde var olan bir olgudur. Kadın asla savaş ve çatışmayı sevmez, tercih etmez. Biz diyoruz ki; bu kadar yüreğimiz yandı, yanmaya devam ediyor. Değil mücadelemize olan inancımız azaldı, bitti ya da artık güçsüz olduk. Mücadelemize inancımız tamdır. Fakat bu kadar yüreğimiz yandı, artık kimsenin yüreği yanmasın. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan özgür olmadan, ne Türkler, ne Araplar, ne Kürtler ne de diğer milletler özgür olamaz. Ve kanımızın son damlasına kadar da ne önderliğimizden, ne mücadelemizden ne de gerillamızdan vazgeçmeyiz. Bu kirli siyaset ile bizi kandıracaklarını sanmasınlar. Bir yandan İmralı’da Sayın Abdullah Öcalan ile görüşecekler, aynı dakikada da gidip Kandil’i, Zap’ı bombalayacaklar. Biz bu kirli siyaseti kabul etmiyoruz. Biz ne kadar barış diyorsak onlar çocuklarımızı katlediyor. Artık yeter. Sayın Öcalan özgürlüğüne kavuşturulmalıdır. Onu bırakırlarsa hem Türkiye hem dünya güzelleşecek” diye kaydetti.
Zübeyde Bağdu: Hak aramak için her kadın devlete sesini yükseltmelidir
Bir diğer Barış Anneleri İnisiyatifi üyesi Zübeyde Bağdu (38) ise sözlerine dünyadaki tüm kadınların ve özelde Kürt kadınların 8 Mart’ını kutlayarak başladı. Kadınların alanlara çıkarak mücadele etmesi gerektiğine vurgu yapan Bağdu, hak aramak için de her kadının devlete karşı sesini yükseltmesi gerektiğine dikkat çekti. Tüm kadınlar gibi yaşamın her alanında sorunlar yaşadıklarını dile getiren Bağdu, ayrıca devletten de baskı gördüklerinin altını çizdi. Cezaevinde bulunan oğlunu ziyarete gittiği sırada gardiyanların sözlü tacizi ile karşı karşıya kaldığını dile getiren Bağdu, tüm haksızlıklara karşı 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde alanlara çıkarak seslerini yükselteceklerini ifade etti. Bağdu, şunları kaydetti: “Biz savaş istemedik, istemiyoruz. Devlet diyor ki dağdakiler silahlarını bırakıp Kürdistan’ı terk etsin. Kürdistan onların toprağı, nasıl terk edebilirler ki? Başka bir ülkeden gelmediler. Bunlar Kürdistan’dan gelmişler. Ki en doğal hakkı için mücadele ettiler. Önderliğimiz özgür olunca çocuklarımız özgür olur.” DİHA
Güncelleme Tarihi: 01 Mart 2013, 15:31
SIRADAKİ HABER