'Çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz'

KCK'nin kararıyla HPG'lilerin geri çekiliş yolculuğu başlarken, Urfa'da yaşayan yurttaşlar kaygı ve umutlarını dile getirdi.

'Çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz'
Urfa'da esnaflık yapan Celalettin Erkmen, geçmiş dönemlerde çözüm için atılan adımlara devlet tarafından cevap verilmemesinin kendilerini çelişkiye sürüklediğini ifade ederken, kızı 4 yıldır PKK saflarında olan Mahmut Polat ise sürecin sabote edilmemesini diledi ve "Çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz" dedi.

KCK Yürütme Konseyi Başkanı Murat Karayılan'ın 25 Nisan günü Kandil'de düzenlediği basın toplantısında PKK Lideri Abdullah Öcalan'ın talebi doğrultusunda HPG güçlerinin 8 Mayıs itibari ile sınır dışına çıkacağını duyurmuştu. 8 Mayıs itibariyle geri çekilme başlarken, 1999 yılındaki geri çekilme sürecinde düzenlenen operasyonlarda yaşanan yüzlerce can kaybı, bölge halkında ve çocukları PKK saflarında olan ailelerde tedirginliğe yol açıyor. Urfa'da yaşayan yurttaşlar geri çekilmede can kayıplarının yaşanmaması için devletin adım atmasını istedi. 

'Silopi süreci doğru anlaşılmadı'

Uzun süredir bölge insanının sorunun çözümü için olmazsa olmaz olarak belirttiği diyalog ve barış sürecinin başlamasını olumlu karşılayan tarım ilaçları satışı yapan Celalettin Erkmen, geçmiş dönemde çözüm adına atılan adımlara devlet, sistem ve oligarşik yönetimler tarafından bir türlü cevap verilmediğini söyledi. Erkmen, şöyle konuştu: "Barış sürecinin yeniden yeşeriyor olması bölge insanın umudu haline geldi. Silopi krizi (Habur) olarak adlandırılan süreç, oligarşik yönetimler tarafından yeteri kadar anlaşılmadı veya anlaşılmak istenmedi. Silopi'de o girişin yapılması, barış elinin uzatılması, yüz binlerce insan tarafından coşkuyla karşılanıyor olması, zılgıtlarla karşılanıyor olması, savaş çığlıklarıyla değil, tam tersine barışa susamışlığın bir ifadesiydi. Annelerin, kaybetme ihtimali olduğu evladına yeniden kavuşmanın sevinciydi, ifadesiydi. Şimdi bu Kürt halkı tarafından yeteri kadarı anlatılamadı, sistem de bunu öyle anlamaktan ziyade o süreci bazı güçler tarafından sabote etti ve bu noktaya gelindi."

'Öcalan ile süreç devam etmeli'

Başlayan yeni sürece rantçı kesim dışında, herkesin destek verdiğini belirten Erkmen, "Bu noktada Kürtler süreci sabote etmeyeceklerini, geri adım atmayacaklarını, bazı kaygıları taşısalar bile Amed Newrozu'nda milyonlarca insan ile haykırarak teminat verdiler. Uluslar arası gözlemciler tarafından bu sürecin takip ediliyor olması önemli. Kürt halkının esas temsilcileri tarafından bunun yürütülüyor olması, birlikteliğin, barışın kalıcılaşmasında büyük bir etken. Bu güne kadar Kürte rağmen Kürtsüz Kürt siyaseti yürütüldü. Devlet bastırılmış, oligarşik yönetimi esas tarzından çıkarmalıdır. Şimdi gelinen nokta, işin muhatabı Kürt halkının iradeleştirdiği ve tartışmasız kabul ettiği Sayın Öcalan ile bu sürecin devam etmesidir" dedi. Sistemin kırmızı çizgilerinin olmasının yanında Kürtlerin de kırmızı çizgileri olduğunu ifade eden Erkmen, "Rencide etmeden, hiçe saymadan, eşit koşullar içinde bu diyalogun yürütülmesi önemlidir. Basitleştirmenin, güven ortamının zedelenmesinin dışında hiçbir katkısı, yararı yoktur. İşte toprağa gömsünler, bırakıp gitsinler tarzındaki basit yaklaşım bölge insanındaki kaygıyı arttırıyor, endişeye boğuyor. Doğrusu Türkiye'nin geldiği nokta demokrasiden, barıştan, özgürlüklerden yana, 'sosyal demokratım' diyen, 'sosyalistim' diyen, 'yurtseverim' diyen, 'insanım' diyen herkesin istediği ortak nokta haline gelmiştir" dedi. Cumhuriyetin demokratikleşmesi konusunda Türkiye'de iki çizginin savaşı olduğunu dile getiren Erkmen, "Bir demokrasiden yana olan güçler, bir de statükodan, oligarşik yönetimden oluşan güçler. İşin doğrusu CHP içerisindeki çalkalanmalar da bu işin ürünüdür. 'İnsanım' diyen herkesin bu barış sürecine katkı vermesini bekliyoruz. Bölge insanı olarak hepimiz umudumuzu koruyoruz, sonuna kadar da barış sürecine destek vereceğiz" dedi. 

'Öcalan halkıyla olmalı'

Üniversite öğrencisi Cahide Udum ise, "Bu sürecin 3 aşamalı olduğu yazılıyordu. Murat Karayılan'ın yaptığı açıklamadan sonra 8 Mayıs'ta Kürt halkının çocukları, evlatları, gerillaları, kardeşlerimiz çekilme sürecine girdi. Bununla ilgili tabiki kaygılarımız var. Ama umutlarımız da var. 1999'da yapıldığı gibi bir süreçle karşılaşmayı kimse istemiyor, Kürt halkı istemiyor. Bu süreçle ilgili bizim beklentilerimiz var. Bununla birlikte Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğüne kavuşması ve bu sürece dışarıda devam etmesini bütün Kürt halkı talep ediyor. Bizim de temennimiz budur. Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan'ın dışarıya çıkıp bu süreçte Kürt halkıyla birlikte olmasını istiyoruz ve Kürt halkı da bunu istiyor. Barış sürecinin en güzel şekilde değerlendirilmesini diliyorum" diye konuştu. 

'Devlet PKK'nin iyi niyetine cevap vermeli'

"Geri dönüş yapan gerillaların güvenliklerinin sağlanmasını istiyorum" diyen Kuyumcu Ali Elgün ise beklentilerini şöyle sıraladı: "1999'daki gibi devletin katliamlara girişmemesini istiyorum. PKK'nin gösterdiği iyi niyete devletin cevap vermesini bekliyorum. Bu süreçte Kürt halkının bütün ihtiyaçlarının karşılanmasını, eşit paydada, eşitlik ve kardeşçe yaşamasını istiyorum." 

'Barış gelsin artık'


Kızı Dilek Polat'ın 2009 yılında PKK saflarına katıldığını dile getiren Mahmut Polat, barış sürecinde kimsenin ölmemesini istedi. Polat, "Bir an önce çocuklarımıza kavuşmak istiyoruz. Yani bu sürecin tıkanmaması lazım. Devletten beklentimiz, bu sürecin devam etmesidir. Bu sürecin barışla sonuçlanmasını istiyoruz. Artık çocuklarımız gelsinler. Benim çocuğum 2009'da gitti. Kimliğimizi istiyoruz, dilimizi konuşmak istiyoruz. Türkiye'ye demokrasi gelsin artık. Bunları istiyoruz. Bu süreç aynen devam etsin ve barış gelsin artık" dedi. DİHA

Güncelleme Tarihi: 11 Mayıs 2013, 09:51
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER