Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir’

Cumhurbaşkanı Erdoğan: ‘Bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir’

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kabine toplantısının ardından açıklamalarda bulundu.

Erdoğan bölgede istikrarsızlığın arttığı bir dönemde olunduğunu belirttiği açıklamasında “Dünyanın gidişatı ülkemizdeki huzur ve istikrar ortamının korunmasının Türkiye için önümüzdeki dönemde daha önemli hale geleceğini gösteriyor. Hangi görüşe, kökene, mezhebe mensup olursa olsun vatandaşlarımızın bu huzur ve istikrar ortamının korunmasında en az bizim kadar titiz davrandığını biliyor, milletimize sağ duyusu için teşekkür ediyorum” dedi. 

Libya ile deniz yetki anlaşması

Libya hükümeti ile deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakatı imzaladıklarını hatırlatan Erdoğan, “Bu anlaşma Doğu Akdeniz için büyük bir adımdı. Geçen hafta Libya Temsilciler Meclisi’nde bu anlaşma oy birliğiyle onaylandı. Libyalı kardeşlerimizin siyasi farklılıklarına rağmen müşterek hareket etmesi de önemlidir. Biz huzura, refaha, güvenliğe giden yolun birlikten geçtiğine inanıyoruz. Bunun için ittifakları büyütmenin samimi çabası içindeyiz. Ne Libya’da ne de başka bir İslam beldesinde ayrılık görmek istemiyoruz. Biz Doğu Akdeniz’de kimseye gol atma derdinde değiliz. Anlaşmazlıkların barışçıl yolla ele alınmasını savunuyoruz. AB başta olmak üzere tüm aktörlerden yapıcı adımlar bekliyoruz” diye konuştu.

Azerbaycan krizi: ‘Sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına dikileceğiz’

Azerbaycan’la yaşananlara atıf yapan Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:

“Cumhuriyet’imizin 103’ncü yıldönümünü Türk dünyasından seçkin konuklarımızla büyük bir coşkuyla kutlayacağız. 30 Ekim Cuma günü aile meclisimiz olarak gördüğümüz Türk Devletleri Teşkilatı’mızın 13. zirvesine Ankara’da ev sahipliği yapacağız. Türk dünyası olarak sarsılmaz kardeşliğimize dinamit koymak isteyenlerin karşısına inanıyorum yine birlik ve beraberlikle dikileceğiz.”

‘Avrupa’da yaşananlardan cesaret alarak…’

Erdoğan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bakınız daha önce de söyledim. Siyaseti demokratik zeminde mutabakat içinde rekabetten çıkartıp adeta bir husumetliler kavgasına dönüştürmek yanlış olduğu kadar tehlikeli bir yaklaşımdır. Son günlerde muhalefetin diline doladığı, kime ve neye hizmet ettiği belli olmayan ama Türkiye’ye hizmet etmediği çok aşikâr olan ‘savaş’ jargonunu bu sorumsuzluğun en bariz örneklerinden biridir. Türkiye, hamdolsun, her karışında sulhü sükûnun hâkim olduğu bir ülkedir. Türkiye, 86 milyonun birlik ve dirlik içinde kardeşçe yaşadığı, bölgesinin huzur adası olan bir ülkedir. Fakat Avrupa’nın kimi ülkelerinde yaşanan olaylardan cesaret alarak benzer bir teşebbüsün hayalini kuranlar varsa, şunu bilsinler ki Türkiye sokakta bulunmamıştır. Sokağa teslim edilecek bir ülke de değildir.”

‘Bizim ne basın özgürlüğüyle ne de eleştirel seslerle bir sorunumuz vardır’

Türkiye’de basın özgürlüğü olduğunu savunan Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

“Basın özgürlüğü bahanesiyle hükümetimize saldıranlar, nümayişle suç bastırmaya çalışmadan önce, eğer yapabiliyorlarsa, çıksınlar, çarpık ve kirli ilişkilerini açıklasınlar. Kimse kusura bakmasın. Daha düne kadar meydanlarda basın kuruluşlarını, gazetecileri, televizyon kanallarını alenen tehdit edenler bize basın özgürlüğü dersi veremezler.

Bizim ne basın özgürlüğüyle ne de eleştirel seslerle bir sorunumuz vardır. Türkiye, medya çeşitliliği açısından dünyanın en ileri ülkelerinden biridir. Avrupa’da televizyon kanalı sayısı itibarıyla ülkemiz ilk sıralarda yer alıyor. Her görüşten yüzlerce televizyon kanalı, binlerce radyo kanalı ülkemizde özgürce yayın yapıyor. Hakaret, yalan ve dezenformasyon içermediği sürece isteyen istediğini söylüyor, yazıyor, konuşuyor. Biz de bunu Türkiye’nin sosyolojik çeşitliliğinin bir sembolü olarak görüyor, farklı sesleri memnuniyetle karşılıyoruz. Ama dünyanın bütün demokratik ülkeleri gibi Türkiye de alengirli ilişkiler üzerinden kendisine operasyon çekilmesine müsaade etmez, edemez.”

2027 Bütçe Teklifi: ‘

2027 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Teklifini geçen hafta TBMM’nin takdirine sunduklarını anımsatan Erdoğan,  2027 yılında bütçe giderlerinin 27 trilyon 276 milyar lira, bütçe gelirlerinin ise 23 trilyon 408 milyar lira olacağını hesapladıklarını aktardı.

Erdoğan, şehirleri deprem başta olmak üzere doğal afetlere karşı dirençli hale getirmekte kararlı olduklarını söyleyerek, “Bunun için 2027 yılı bütçemizde kentsel dönüşüm ödeneklerini yüzde 176 artırarak 276 milyar liraya çıkardık. Sosyal konut ödeneğini yüzde 150 artırarak 250 milyar liraya yükselttik.” diye konuştu.

‘Savunma’ harcamalarına 3 trilyon 454 milyar lira

Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“2 trilyon 206 milyar lirası savunma, 1 trilyon 248 milyar lirası iç güvenlik olmak üzere savunma ve güvenlik harcamalarımız için toplam 3 trilyon 454 milyar lira belirledik. Büyükşehir ve diğer belediyelerimiz ile il özel idarelerimize ise 2 trilyon 384 milyar liralık kaynak tahsis ettik. 2027 yılı bütçemizin yüzde 10,4’üne karşılık gelen 2 trilyon 849 milyar lirayı ise yatırımlara ayırdık. Yeni bütçemizin şimdiden ülkemiz ve milletimiz için hayırlı, uğurlu olmasını temenni ediyorum.”

İran’a saldırı haberleri

Cumhurbaşkanı Erdoğan, İran’a yönelik saldırı haberlerinin son günlerde yoğunlaşmasının, akaryakıt fiyatlarının tekrar yükselmesine yol açtığını dile getirdi.

Temennilerinin bölgeyi yeni bir şiddet sarmalına sürükleyecek her türlü adımdan uzak durulması olduğunu söyleyen Erdoğan, şunları kaydetti:

“Biz bölgemizde yeni gerilim ve çatışma alanları görmek istemiyoruz. Biz başkalarının çıkardığı savaşın bedelini de ödemek istemiyoruz. Her ne kadar ekonomimiz bölgemizi sürekli diken üstünde tutan bu büyük badireyi mümkün olan en az hasarla atlatacak kapasiteye sahip olsa da bölgemizin en büyük ihtiyacı artık istikrar ortamının egemen olmasıdır. Asırlardır medeniyetlere ev sahipliği yapmış insanlık tarihine yön vermiş bu kadim coğrafya barışı, istikrarı, güvenliği fazlasıyla hak etmektedir. Bizim için burada önemli olan istikrarı kaybetmeden, rotadan şaşmadan, tempomuzu düşürmeden bu yolda gayretlerimizi artırarak sürdürmektir. Bugün farklı sebeplerle yaşadığımız zorlukları elbette aşacak, birbirimize inanıp güvenerek inşallah aydınlık yarınlarımızı birlikte inşa edeceğiz. Rabb’im yar ve yardımcımız olsun. Bu düşüncelerle kabine toplantımızın hayırlara vesile olmasını temenni ediyor, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.”

YORUM EKLE