Genelkurmay'ın yasaklı bölgeleri zaten 20 yıldır yasaklı!

Genelkurmay Başkanlığı'nın Hakkari'deki "yasak" diye ilan ettiği 20 bölge, 1994 yılından sonra zorla boşaltılan ve insansızlaştırılma politikaları sonucu o zamandan beri yasaklı olan alanlar. On binlerce yurttaşın zorla çıkarıldıkları bölgenin yasaklı olmasından dolayı köylüler neredeyse 20 yıldır köylerine gidemediklerini belirtiyor.

Genelkurmay'ın yasaklı bölgeleri zaten 20 yıldır yasaklı!
 Genelkurmay Başkanlığı tarafından geçtiğimiz hafta "yasak" olarak ilan edilen 20 bölge, 1994 yılında zorla boşaltıldığından beri yasak bölgeler arasında yer alıyor. Hakkari sınırları içinde yer alan 20 bölge, 1994 yılından bu yana zorla boşaltılan ve tampon bölge olarak kullanılan alanlar. 20 bölge içinde bulunan Çağlayan (Erbuş), Pirinçeken (Ginyaniş), Buzul Dağı, Alangüz Dağı, İkiyaka Dağları (Çiyayi Sati) alanlarında kalan onlarca köy, 1994 yılından sonra askerler tarafından boşaltılarak yasak tampon bölge ilan edilmişti. Bu bölgelerdeki Dilekli (Şuke), Dibecik (Buriyi), Yolçalı (Şixmeman) köylerinde ikamet eden yurttaşlar Yüksekova'ya getirilerek Yüksekova dışında kurulan korucu kampına yerleştirildi. Uzundere (Ertuş) beldesinden çıkarılan korucular içinse Yüksekova'dan 30 kilometre uzakta bulunan boş bir arazide korucu kampı oluşturularak adına Doğanlı Korucu Kampı denildi. Pirinçeken (Ginyaniş) ve Çağlayan (Erbuş) köylüleri de Hakkari, Yüksekova ve Van başta olmak üzere çevre il ve ilçelere dağılırken, Kardeşler (Sıvı) köyü sakinleri ise Mahmur kampına yerleşti. İkiyaka (Sat) köyü ise tamamen Yüksekova'ya taşınarak ilçeye yerleşti.

Köyümüz yıllardır yasak kapsamında

Genelkurmayın açıkladığı yasaklı bölgelerin 1995 yılından beri yasaklı olduğunu söyleyen Dilekli (Şuke) köyü sakinlerinden M. Selim Oremari, yasaklı bölgelerin tekrar yasaklandığını dile getirdi. Oremari, "Devlet bu bölgeleri 1994 yılından sonra insansızlaştırarak tampon bölge oluşturdu. Dilekli köyü 1989 yıllarında zorla korucu yapıldı. 40'a yakın korucu çatışmalarda yaşamını yitirdi. Köyün yanında bulunan Dibecik mezrasına Rome Karakolu kurulmasıyla çatışmalar yoğunlaştı. Köye giren askerleri köylüler defalarca uyararak 'köye girmeyin bizi hedef ediyorsunuz' demesine rağmen adeta köylüleri çatışma ortasına çekmeye çalışıyorlardı. Ben 1992 yılından beri doğup büyüdüğüm köyüme gidemedim. Yıllardan beri gidemediğimiz köylerimizdeki mahsullerimizin devlet tarafından karşılanması gerekmesine rağmen, bugüne kadar karşılanmadı. Bu bölgede yaşananlardan kimsenin haberi yok, burada çok ama çok özel uygulamalar var. Askerin yasak bölge dediği bizim tampon bölge dediğimiz bu alanlar Federal Kürdistan sınırı ile İran sınırına kadar olan tüm yolların, yaşam koşullarının ortadan kaldırıldığı bir yerdi" dedi.

'Buralarda defalarca Roboski'ler yaşandı'

Bu bölgenin hem Araplar hem de Türkler için çok önemli bir bölge olduğunu belirten Oremari, konuyla ilgili yaptığı araştırmaları şöyle sıraladı: "Bu bölge sürekli baskılara kalmış bir bölgedir. O kadar ki Derecik'te Saddam'ın askerleri ile Türk askeri arasında geçmişte görüşmeler yapılmıştır. Hatta bir görüşmede Iraklı subay 'sizin tarafa Arapları yerleştirelim bizim tarafa da sizleri yerleştirelim ki Kürtler bir araya gelmesin' önerisini dahi yapıyor. Yine 1960'larda Saddam'ın uçakları Çukurca'yı bombalamış onlarca yurttaş yaşamını yitirmişti. 1970'lerde Saddam'ın askerleri Dibecik karakoluna saldırdı, köylüler Saddam'ın askerlerine karşılık vererek 40 asker öldürmüşlerdi. Yine Araplar 1985 yılında Narlı (Biyadır) köyüne saldırarak 12 yurttaşı öldürmüştü. Roboski'de nasıl ki 34 can gittiyse bu sınırlarda kervanlarımız defalarca bombalanmış ve onlarca can gitmiştir. Tabii ki bunların tamamına devlet seyirci kaldı. Devlet ancak buraları boşaltarak bizi kamplara gönderdi. Bizi Irak'ta kalan ailelerimizden ayırdı. Adı geçen yerler sınıra sıfır noktada. Devlete göre sınırın sıfır noktası, bize göre Kürdistan'ın bir parçası. Çünkü her iki tarafta iç içe geçmiş ailelerimiz var. 20 yıl önce kurulan tampon bölge bugün 3 ayda bir yasak bölge olarak açıklanıyor" diye konuştu.

1995 yılında yaşanan çatışmalar nedeniyle Uzundere (Ertuş) beldesi boşaltıldı. Çoğu köy korucusu olan belde sakinleri, ilk olarak Hakkari'ye bağlı Kırıkdağ (Çemiezu) köyüne, sonra da Hakkari-Çukurca arasındaki Doğanlı (Daruşê) köyüne yerleştirildiğini de belirten Oremari, şu anda 300 hane ile 145 korucunun bulunduğu kampta oyların yüzde 80'inin ise BDP'ye çıktığını kaydetti.

Dilekli korucu kampı yaşam savaşı veriyor

Köylerini boşalttıktan sonra Yüksekova Dilekli korucu kampına yerleştirilen ailelerin kendi kaderleri ile baş başa bırakıldığını söyleyen kamp muhtarı Mehmet Kana, "Bize verilen ve üzerinde ev yaptığımız 200 metrekarelik yerin tapuları verilmedi. Hazine malıdır diyerek imar ve ifrazı da yapılamadı. Kanalizasyon yok, yollar dar, çamurlu, elektrik sorunu almış başını gidiyor. 20 yıl önce buraya yerleştiğimizde verilen su aynı su. Kendi imkânlarımızla 1 kilometre uzaktan su getirdik. Tüm kampın 120 adet ineği var. Arsa olmadığı için kiraladığımız otlağa her yıl 17 bin TL kira veriyoruz. Devlet köy tazminatlarımızı adaletli dağıtmadı. Aynı mağduriyeti yaşamamıza rağmen, 15 ile 70 bin TL arasında tazminat verdi. Çok komik rakamlar. Bu rakamlar bizi yıllık köy gelirimizin üçte biridir. Köylerimize dönmek istiyoruz. Gençlerimiz işsiz biçare durumdalar" dedi. Kana, yasaklı olan köylerin tekrar yasak kapsamına alınmasına ise anlam veremediklerini dile getirdi.

Önce boşaltılan sonra yasaklanan bölgeler

* İkiyaka (Sat) köyü, 1992 yılında boşaltılarak köylüler Yüksekova'ya getirildi. Esendere yolu üzerinde, sanayi sitesi yanında 3 katlı konutlara yerleştirildiler. İleriki yıllarda nüfusu artan köylüler mahallelerde kendi imkânlarıyla ev yaparak buralara yerleşti. Köylüler 21 yıldır köylerine gidemediklerini dile getirdi.

* Üzümkıran (Dî) köyü İkiyaka (Sat) köyünün komşusu ve 1992 yılında korucular köyden alınarak Şemdinli_Yüksekova arasında bulunan Durak (Duri) köyünün 500 metre ilerisine korucu kampı oluşturularak yerleştirildi. Bayi korucu kampı ise Şemdinli-Yüksekova arasında bulunan Harunan köyüne kuruldu.

* Kandilli (Anur) küçük kandil olarak adlandırılan ve köyün tamamının korucu olduğu Kandilli 1996 yılında Yüksekova'ya 35 kilometre uzakta bulunan Büyükçiftlik (Xirvata) beldesine getirildi. Burada Anur korucu kampında 60 haneye 400 nüfus yerleştirildi.

* Şemdinli'ye bağlı Balkayalar (Çiyayi Govendi), Gediktepe (Konserve tepesi) ve Karadağ ise daha fazla yaylaları ve otlakları ile anılıyor. Gediktepe olarak adandırılan tepede geçmişte bulunan tabur, PKK saldırıları sonucu kaldırılarak yasak bölge ilan edilmişti. Gediktepe Başbakan Erdoğan'ın siperlere çömelerek çevreyi incelerken çekilen görüntülerle çokça anılmıştı. / Diha

Güncelleme Tarihi: 09 Ocak 2013, 11:00
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER