21 Şubat’ta anadil için Taksim Meydanı’nda olacaklarını belirten Açıkdilli, "Çocuklarımıza güzel, eşitlikçi ve özgürlükçe bir dünya bırakabilmek için anadillerimize sahip çıkacağımızı haykıracağız" dedi.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından "Uluslararası Anadil Günü" ilan edilen 21 Şubat'ta birçok sivil toplum kuruluşu ve siyasi parti Taksim'de biraraya gelecek ve anadilin önemine dikkat çekecek. Anadolu'da yaşayan halkların kültürleri ve tarihleri konusunda araştırmalar yapan Anadolu Kültür ve Araştırma Derneği (AKA-DER) Genel Başkanı Altan Açıkdilli, yaklaşan 21 Şubat Anadil Günü ve anadilin önemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 21 Şubat'ın Türkiye için büyük bir anlamı olduğunu belirten Açıkdilli, dünyada ve Türkiye'de birçok dilin hızla yok olduğuna işaret etti. Türkiye'de kaybolan dillerin birçok ülkeden farklı olarak doğal süreçlerinin tamamlayarak değil, sistematik bir politikanın sonucu olarak yok edildiğini vurgulayan Açıkdilli, "Son 25 yılın içerisinde Ibıhça ve Kapadokya Rumcası kayboldu. Konuşan kimse kalmadı. Artık böyle bir dil yok. Lazca ve Hemşince ise şuan riskli diller altında. Şuan çok kritik günlerdeyiz var olma ya da yok olma eşiği denen yerdeyiz" diye konuştu.
'Ölüme doğru gidiyor diller’
“Kürt Özgürlük Mücadelesi”nin başlamasıyla birlikte Türkiye topraklarında yaşayan halkların kendileriyle yüzleşme fırsatı bulduğunu dile getiren Açıkdilli, uygulanan tek tipleştirme politikalarına dikkat çekerek, "Türk adı altında bir deli gömleği herkese giydirilmişti. Herkes kendini Türk zannediyordu. Herkes bir Oğuz masalına inanmıştı" dedi. Türkiye'de konuşulan birçok dilin yıllardır süre gelen asimilasyon politikalarının bir sonucu olarak yok olmaya yüz tuttuğunu aktaran Açıkdilli, "Tüm bu olanlara bakınca gerçekten de ölüme doğru gidiyor diller. Bu topraklarda herhangi birinin kendi anadilinde bir şey ifade etmesi suç. Kürtler bu konuda çok büyük bedeller ödediler" diye belirtti. "Kürt halkına göreli verilmiş gibi görünen avantajlar aslında kimse tarafından verilmedi" diyen Açıkdilli, koşulların gelişmesinin yıllardır verilen mücadelenin sonucunda pratik bir durum olarak ortaya çıktığını ifade ederek, "Bu dillerin hiçbirisi anayasal güvence altında değil. Yani bir gün biri çıkar, 'ben vazgeçtim' der, her şeyi başa döndürebilir. Bu yüzden en önemlisi dillerin anayasal güvence altına alınması. Çünkü bir kültürün bir halkın yok olması bir dilin yok olmasıyla başlar. Dilini kaybettiğin vakit her şeyini kaybedersin" değerlendirmesinde bulundu.
'Dillere vurulan prangayı parçalamak zorundayız'
"Türk Tarih Kurumu ile tarihin üzerine beton atıldı, dil kurumuyla da dillere kilit vuruldu ve böylece herkes Türkleştirildi" diyen Açıkdilli, Karadeniz'in Pontos diyarı olduğunu hatırlatarak, "Pontos'un anlamı 'dostluk'tur. 1915 Ermeni ve 1917 Pontos soykırımının beraberinde getirdiği baskı politikaları sonucunda halka kendi dilini konuşmak kötü bir şeymiş gibi gösterildi. Halkların kimlikleri kategorize edildi. Karadenizliysen komiksindir, Kürtsen dağlısındır, adam bile değilsindir, Çerkezsen hainsindir, Ermeniysen ağıza alınmayacak her türlü küfür senin için mubahtır. Ve sistematik olarak bu devam etti" diye belirtti. Seçmeli ders ve anadilde eğitim hakkı konularına da değinen Açıkdilli, anadilde eğitim ve savunma hakkının büyük mücadeleler sonucu kazanıldığının altını çizerek, “Anadilde eğitim hakkın yoksa seçmeli dersin gerçekte bir önemi yoktur" dedi. "Anadilin seçmeli olması bir çocuğun Kürtçe, Lazca, Gürcüce bir dersi seçmesi onun ötekiler kategorisine koyulması demektir" diyen Açıkdilli, "Halen ırkçı, tekçi bir söylemle hareket ediyorsunuz. Kendi anadilini konuşan kesime karşı ciddi bir baskı oluşturuyorsunuz. Bu anlamıyla da ‘buyur seçebilirsen seç’ diyorsun üstelik seçmeli olarak okuyabilmen için 10 kişinin de o dersi seçmiş olması gerekiyor. Bu anlamıyla hali hazırda dillerimize pranga vurulmuştur. Bu prangayı parçalamak zorundayız" dedi.
'Kürt halkının diline sahip çıkması diğer halklarda da karşılık buldu'
"Kürtlerin bu onurlu duruşu, mücadelelerini yükseltmeleri, kendi dilleri ve kültürlerine sahip çıkması diğer halklarda da karşılık buldu" değerlendirmesini yapan Açıkdilli, şunları dile getirdi: “Bu topraklar halklar hapishanesine döndükten sonra bir beton atıldı ve insanlar kendi anadillerinde konuşamaz oldular. Kürt hareketinin bu ablukayı dağıtmakta çok büyük bir etkisi oldu. Çünkü Kürtler kendilerine bu ben kimim sorusunu sordular. Bu sorunun cevabıyla bir mücadele başladı ve Kürtler çok büyük bedeller ödediler. Cephenin bu kısmındaki mücadele ise Kürt halkının bugün gelmiş olduğu noktadaki mücadele gibi değil. Bu kesimde bir mücadele başlamış durumda aydınlar ve sanatçıları öncülüğünde. En şoven siyasi bir grup bile bir etkinlik yaptığında Lazca bir grup çıkartıyor, çünkü başka türlü o toplumla temas edemiyor. Kültür derin bir şeydir. Bu mücadeleye karşı tekçi ve ırkçı mücadele had safhada devam ediyor. Ancak halklar bu manipülasyonu aşacak ve bu ablukayı dağıtacak güçtedir. Tohum çatlamıştır, filiz yeryüzüne doğru kendini göstermeye başlamıştır. Bundan sonrası bu filizi büyütüp yeşertme zamanıdır."
"Çocuklarımıza kendi anadilimizde güzel bir dünya bırakabilmek için, eşitlikçi ve özgürlükçe bir dünya bırakabilmek için anadillerimize sahip çıkacağımızı haykıracağız" diyen Açıkdilli, bu yıl 21 Şubat’ta saat 19.00'da Taksim Meydanı’nda olacaklarını belirterek, "Anadilimizin kimliğimiz ve kültürümüz oluğunu tüm topluma haykıracağız" diye belirtti. DİHA
Güncelleme Tarihi: 20 Şubat 2013, 09:42
'Ölüme doğru gidiyor diller’
Türkiye'de kaybolan dillerin birçok ülkeden farklı olarak doğal süreçlerini tamamlayarak değil, sistematik bir politikanın sonucu olarak yok edildiğine dikkat çeken AKA-DER Genel Başkanı Altan Açıkdilli, "Kürtlerin bu onurlu duruşu, mücadelelerini yükseltmeleri, kendi dilleri ve kültürlerine sahip çıkması diğer halklarda da karşılık buldu" dedi.
SIRADAKİ HABER