.jpg)
'Bölgede karakol ve yol çalışmaları yoğunlaştı'
Şemdinli'ye 50 kilometre uzakta olan, İran sınırında, Şehidan Dağı karşısında bulunan 8 köy adeta yeni yapılan karakolların ablukasına alınıyor. Mağaraönü (Şikevftan), Gola, Aşağı Kayalar (Ketuna Binî), Yukarı Kayalar (Ketuna Seri), Seçkin (Zivkan), Bal (Balê), Sarıca (Zerikî) ve Hasrova (Gosrova) köylerinin bulunduğu alanlar asker yığınağı ve yeni yapılan karakollarla adeta açık cezaevine çevrildiği belirtiliyor. Bu bölgede Varıbozu, Dema Çiya, Girê Eshaba, Berê Evrazê, Kaniyaspi, Banige, Tilsê, Kola, Nerduşe, Bihiyahorê, Gendalok, Vargeniman, Şikeftan, Garê, Gelişim, Evrestepe, Masîro, Meleyan, Zini Tepesi, Türkan Tepesi ve Çimeni Hesci alanlarında karakol yapımları sürüyor. Sınırın karşısında İran da Xelila 1, Xelila 2, Zerpele, Şikeftan tepesi, Şehidan alanı, Fişe karşısı, Kendalok karşısı ve Kemalok'ta karakollar yapılırken, Şehidan Dağı zirvesine İran tarafından uçaklara karşı radar sistemi kurulduğu öğrenildi. Karakol yapımları için yurttaşların arsaları içinde yol yapıldığı belirtilirken, karakolların tapu ve tespitli olan yerlerinde karakollar yapılarak, yurttaşın mağduriyeti göz ardı edildiği belirtildi.
'Karakol ve silaha yapılan yatırım barışa yapılmalıdır'
Çözüm süreciyle beraber bölgenin adeta askeri alana çevrildiğini belirten Mağaraönü köyü sakinlerinden M. Salih Canan, "Söylemde barış konuşması var. Ama pratikte henüz böyle bir durumla karşılaşmadık. Gerillanın geri çekilme yolları tamamen kapatıldı. Her yere karakol yapıyorlar. Eğer barış varsa bunların hepsine ne gerek var. Şimdi bir köye 2-3 karakol kurmaları, arsa ve yollarımızı işgal etmeleri hiç de barışçıl bir yaklaşım değil. Bahçelerimize, köye yakın yerlere gidemiyoruz, hayvanlarımızı otlatamıyoruz. Herhangi bir can güvenliğimiz yok. Askerler istedikleri zaman berivanlarımızın aralarına girip çıkıyorlar, biz bundan çok rahatsızız. Asker dediğin barış süreçlerinde kışlasına çekilir. Bu gerginlikler böyle devam ederse barış sürecinin çok da uzun olmayacağından korkuyoruz. Bir barıştan söz ediliyorsa köylerimize sağlık ocakları ve su şebekeleri yaptırmaya yönelik çalışmalar yapsınlar. Bu karakollara, silahlara yapılan yatırımlarla köylerin yollarını yapabilir" dedi.
İçme suyu askerler tarafından kirletiliyor!
HPG'lilerin bölgede olduğu dönemde huzurlu olduklarını söyleyen Sadi Canan isimli yurttaş ise, "Çözüm sürecini, herkes gibi bizde umut ve sevinçle karşıladık. Çözüm sürecinin başarıya ulaşması için herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Biz köylerimizde bir suçlu gibiyiz, sürekli askerlerle iç içeyiz. Kadınların ve çocuklarımızın, tek başına yapmak zorunda olduğu işleri var. Ama askerler ve köye yakın kurulan karakollar nedeniyle sözde barış sürecinde bunların hiç birini yapamıyoruz. Gerillalar sınırdayken yok sayılmıyor, işimizi huzur içinde yapıyorduk. Gelmişler, içme suyumuzu kirletiyorlar. Sanki biz burada yaşamıyormuşuz gibi. Düzenimizi mahvettiler" diye konuştu.
'Silahlar patlarsa vali sorumlu olacaktır'
Kayalar köyü sakini Maşik Çakmak da 1993 yılında köyleri yakıldığı için köyü boşaltmak zorunda kaldıklarını, ama tekrar barış umuduyla köylerine geri döndüklerini söyledi. Köylerine geri döndüklerinde aynı zorluk ve baskılarla karşılaştıklarını dile getiren Çakmak, "Can güvenliğimiz yok. Sanki suçluymuşuz gibi her tarafta askerler var. Seferberlikte bile bu kadar karakol kurulmamıştı. Devletten sadece şunu istiyoruz; biz suçlu değiliz, yıllardır mağdur edilen Kürt kardeşleriniziz. Fazla bir şey değil, sadece can güvenliğimizi istiyoruz. Bu baskı ve güvenlikçi politikalar varken, nasıl barıştan söz edebiliriz. Burada tek bir silah dahi patlarsa Hakkari Valisi sorumlu olacaktır. Askerleri evlerimizin arkasına koymuşlar. Su deposuna el koymuşlar, sabun döküyorlar, pislik döküyorlar" diyerek tepkisini dile getirdi. Diha Güncelleme Tarihi: 07 Haziran 2013, 10:43