CHP Diyarbakır Milletvekili Sezgin Tanrıkulu, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti’nde düzenlediği basın toplantısında, PKK’nin Süleymaniye’de gerçekleştirdiği silah yakma töreninin üzerinden geçen bir yılı değerlendirdi. Tanrıkulu, toplantıda ayrıca CHP’de yaşanan gelişmeler ve Türkiye’nin siyasi gündemine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Basın toplantısına, CHP Merkez Yönetim Kurulu (MYK) tarafından CHP Diyarbakır İl Başkanlığı görevinden alınan Mehmet Berk ile Kadın Kolları Başkanı Güler Koçyiğit ve Gençlik Kolları Başkanı da katıldı.
Bölgede çatışmalı sürecin sona ermesinin önemine değinen Tanrıkulu, 2025 ve 2026 yıllarında ölümlerin ve çatışmaların yaşanmamasının önemli olduğunu belirterek şöyle konuştu:
“Tek bir cenaze Türkiye’nin herhangi bir yerine gitmemiştir ve Diyarbakır’a da gelmemiştir. Bunun değeri ve anlamı çok büyüktür. Bizler açısından özellikle son 40 yılı burada yaşamış, bu meselenin kökünü bilen, tarihini bilen insanlar olarak bunun ne kadar değerli bir süreç olduğunu bir kez daha buradan ifade etmek istiyoruz. Tesadüf bugün 11 Temmuz ve geçen yıl 11 Temmuz’da çok anlamlı, çok tarihsel bir tören yapılmıştı. Bütün dünyaya, Türkiye’ye bir mesaj verilmişti ve 11 Temmuz’da Süleymaniye’de silahlar saklanmamıştı. Silahlar gömülmemişti. Silahlar yakılmıştı. Bu çok önemli bir tercihti aynı zamanda.”
‘Bu bir yıl süresince önemli gelişmeler oldu’
Silah yakma töreninin ardından geçen süreci değerlendiren Tanrıkulu, Meclis’te kurulan komisyonun çalışmalarına işaret ederek şu ifadeleri kullandı:
“Çünkü eğer silahlar gömülürse gömüldüğü yerden çıkar. Teslim edilirse yeniden başkaları eline silah alabilir. Ama yakılırsa bir daha elinize alacağınız, yöntem olarak kullanmayacağınız bir amaca dönüşür. Böyle bir tercihle bir tören yapılmıştı ve aradan bir yıl geçti. Bu bir yıl süresince bize göre önemli gelişmeler oldu. Parlamentoda komisyon kuruldu. O komisyona Meclis’te çoğunluğu bulunan siyasi partiler katıldılar. Çok değerli katkılarda bulundular. Geçtiğimiz yıl içerisinde parlamentoda önemli gerçekten olabilecek çalışmalar yapıldı. Önemli bir deneyim dünya literatürüne kazandırıldı ve şubat ayında da oybirliğiyle bir rapor sunuldu Türkiye’ye. Raporun altıncı ve yedinci başlıkları, kısımları gerçekten hem silahsızlanma, çatışmanın sonlanması, bu amaçla hazırlanacak çerçeve yasanın niteliği; yedinci başlığı da Türkiye’de demokratikleşme, hukukun üstünlüğü, insan hakları alanında yapılacak adımlarla ilgiliydi ve siyasi partiler bunun altına imza attılar ve kendilerini bağladılar, şubat ayında. Şimdi temmuz ayındayız ama maalesef bu konularda bir ilerleme kaydedilemedi.”
‘Çerçeve yasa konusunda mazerete gerek yok’
Çerçeve yasa konusunda siyasi partilerin bilgilendirilmesi gerektiğini belirten Tanrıkulu, şu değerlendirmede bulundu:
“Diyarbakır’dan, bu çatışmayı 40 yıl en acı şekilde yaşamış coğrafyadan Ankara’ya sesleniyoruz; samimi olun, mazeret aramayın. Türkiye’nin tam bir demokratikleşmeye, hukukun üstünlüğüne, yargı bağımsızlığına, temel insan hakları ve özgürlüğe ve siyasi katılımın tam sağlandığı bir ortama ihtiyacı var. Bu ortam sağlanırsa Türkiye’de kalıcı barış sağlanır. Çerçeve yasa konusunda da silahsızlanma konusunda da mazeret aramanıza gerek yok. Çerçeve yasa konusunda siyasi partiler, özellikle katkı vermek isteyen siyasi partiler, çevreler, gruplar bilgilendirilmelidir. Onların görüşleri alınmalıdır. Müzakere mutlaka sürecin ruhuna uygun bir şekilde yapılmalıdır. Bu beklentiler boşa çıkarılmamalıdır.”
CHP’deki gelişmeleri değerlendirdi
Tanrıkulu, basın toplantısında CHP’de yaşanan gelişmelere de değinerek, partisine yönelik sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’de “seçimli otokrasi” döneminden “seçim sonuçları garantili otokrasiye” geçildiğini savunan Tanrıkulu, CHP’ye yönelik sürecin parti içi bir mesele olmadığını öne sürdü.
Tanrıkulu, “CHP’ye yapılan operasyon, CHP içi bir tartışma, CHP içi bir mesele değildir. Rejimle ilgili bir meseledir.” ifadelerini kullandı.
CHP yönetimine yönelik eleştirilerde de bulunan Tanrıkulu, Diyarbakırlılara “atanmış siyasilere meşruiyet sağlayacak girişimlerde bulunulmaması” çağrısı yaptı.
‘Türkiye’de bu sürecin uzamasına sebebiyet vermek doğru değil’
Basın toplantısının ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tanrıkulu, çerçeve yasa için PKK’nin silah bırakmasına ilişkin yöneltilen soruya şu yanıtı verdi:
“Türkiye’nin kara sınırları içerisinde bir örgüt mensubunun veya silahlı örgüt mensuplarının olduğu konusunda bir bilgi var mı? Yok. Aksine teyit edilmiş bilgiler var. Yani Türkiye’nin kara sınırları içerisinde silahlı örgüt üyelerinin bulunmadığı noktasında teyit edilmiş bilgiler var. Türkiye’nin kara sınırları dışında, yani silahlı örgüt üyeleri var mıdır yok mudur? Bunu tayin ve tespit edecek olan da sonuçta devletin ilgili birimleridir. Fakat ‘Olmamıştır, olacaktır’ falan deyip, Türkiye’de bu sürecin uzamasına sebebiyet vermek doğru bir şey değil. Siz sonuçta bu sorunun taraflarıyla müzakere edersiniz. Yasanın içeriği konusunda, kapsamı konusunda bir mutabakata varsınız. O mutabakatı siyasi partilerle paylaşırsınız, sonra yasayı çıkartırsınız.”
‘Yeni siyasi parti kurma da seçenekler arasında’
Yeni parti tartışmalarına ilişkin soruyu da yanıtlayan Tanrıkulu, CHP içerisindeki hukuki süreçlerin tamamlanmasını beklediklerini belirterek, yeni bir siyasi oluşum ihtimaline ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Genel Başkanımız Özgür Özel de ifade etti, ben de ifade ediyorum. Sonuçta bizim parti içerisinde tüketmemiz gereken mecralar var. İşte imzalar toplandı. Genel başkanlığa kayyum tarafından atanmış. Onun gereği şu ana kadar yapılmadı. O süreçlerin tükenmesini bekliyoruz. Ayrıca tedbir talebinin kaldırılması noktasında Yargıtay’a yapılan başvuru var. 21 Temmuz’dan önce, yani adli tatil başlamadan önce bunların görüşülmesini bekliyoruz. Tabii ki eğer CHP içerisinde siyaset yapma imkanı kalmazsa, bu toplumun talebiyle yeni bir siyasi oluşumla yolumuza devam edeceğiz. Türkiye’yi muhalefetsiz bırakma, seçeneksiz bırakma ve bu iktidarı değiştirme seçeneğinin olmadığı bir ortama bırakma lüksümüz yok. Her yolu deneyeceğiz ve yeni bir yol da açacağız. Bunun içerisinde yeni bir siyasi parti kurma da var ve diğer seçenekler de var.” (ANKA)