Erdoğan’dan Netanyahu’ya: Hiçbir güç Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz

Erdoğan’dan Netanyahu’ya: Hiçbir güç Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz

AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurşbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Şahsıma ve ülkemize dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum: Türkiye Cumhuriyeti devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç, Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz” dedi.

Erdoğan, partisinin grup toplantısında açıklamalarda bulundu.

Konuşmasına, Şanlıurfa’daki okul saldırısına değinerek başlayan Erdoğan, ilgili soruşturmaların devam ettiğini kaydetti.

“İhmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesabı sorulacaktır” diyen Erdoğan, okul saldırısına ilişkin 1 kişinin gözaltına alındığını, ilçe emniyet müdürlüğü ve ilçe milli eğitim müdürlüğünden 4 yöneticinin görevlerinden uzaklaştırıldığını anımsattı.

Erdoğan’ın konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

Şanlıurfa’da lise saldırısı

“Yine burada dün Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde bir lisede meydana gelen ve milletçe hepimizi yaralayan olaydan duyduğum üzüntüyü paylaşmak istiyorum. Mühessif ve menfur hadiseyle ilgili soruşturmalar başlatılmış, 1 kişi gözaltına alınmış, 4 yönetici görevden uzaklaştırılmıştır. Saldırı tüm yönleriyle araştırılmaktadır. Olayda ihmali ve kusuru olanlardan mutlaka hesap sorulacaktır. Yaralanan 16 kişiden 7’si taburcu edilmiş, 9 yaralımızın tedavisi ise hâlen devam etmektedir.”

‘Türkiye’yi enerjide bir üst lige çıkardık’ 

“Enerji sepetimizi zenginleştirmek ve tedarikçi ülkelerin sayısını artırmak ilk günden beri önceliğimiz oldu. Ayrıca hidroelektrik, rüzgar, jeotermal, güneş, nükleer gibi başlıklarda yaptığımız yeni yatırımlarla Türkiye’yi enerjide bir üst lige çıkardık. En büyük devrimi ise arama ve sondaj çalışmalarında gerçekleştirdik. Daha evvel yıllarca kiralama yöntemiyle yapılan petrol ve doğal gaz arama faaliyetlerini kendi imkânlarımızla icra etmeye karar verdik. Ardından dünyanın en büyük dördüncü derin deniz filosunu kurduk. Karadeniz’deki keşfimizde adeta şeytanın bacağını kırmış olduk. Şu an 4 milyon hanenin ihtiyacını Karadeniz Gazı’ndan karşılıyoruz. 2026 yılında bu rakamı 8 milyon haneye çıkartacağız. 2028’de 16-17 milyon hanenin doğal gazını kendi kaynaklarımızdan karşılar hâle geleceğiz. Kendi gemilerimizle sondaj çalışmalarımıza Karadeniz’de devam ediyoruz. Sadece kendi denizlerimizde arama yapmıyoruz. Aynı zamanda bu imkânları dost ve kardeş ülkelerin istifadesine de sunuyoruz.”

‘Görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli girişimlerde bulunuyoruz’

“Bizim savaşın ilk gününde Siyonist lobinin rolüne dair yaptığımız tespitin haklılığı zamanla anlaşılmıştır. Biliyorsunuz, çatışmaların 40. gününde Pakistanlı kardeşlerimizin takdire şayan gayretleriyle 15 günlük bir ateşkes ilan edildi. Böylece haftalardır yüreği ağzında yaşayan bölge halklarıyla birlikte tüm insanlık 40 gün sonra ilk kez rahat bir nefes aldı. Biz de geçici ateşkesten memnuniyetimizi dile getirdik. Fakat İsrail hükümetinin Lübnan’a yönelik saldırılarını devam ettirmesi barış umutlarına ilk darbeyi vurmuştur. Hafta sonu Pakistan’ın ev sahipliğinde gerçekleştirilen görüşmelerden de ne yazık ki beklenen haberler gelmedi. Tarafların açıklamaları masa devrilmese bile müzakere sürecinde özellikle nükleer meselede bir tümseğe gelindiğine işaret ediyor. Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun tekrar yükseldiğini görüyoruz. Gerilimin düşürülmesi, ateşkesin uzatılması, görüşmelerin sürdürülmesi noktasında gerekli telkin ve girişimlerde bulunuyoruz. Daha önce söylediğim gibi, sıkılı yumruklarla müzakere olmaz. Söz yerine tekrar silahların konuşmasına müsaade edilmemelidir. Ateşkesle aralanan fırsat penceresi sonuna kadar değerlendirilmelidir. Bilhassa ateşkesten hiç hoşnut olmadığı bilinen İsrail hükümetinin süreci kundaklamasına izin verilmemelidir.

Kardeşlerim, bir defa şunu artık herkes anlamak zorundadır. Şayet bölgemizde barış olacaksa bu Siyonist rejime rağmen olacak. Bölgemizde istikrar sağlanacaksa yine bu vadedilmiş topraklar hezeyanı ile hareket eden İsrail hükümetine rağmen sağlanacak. Kana bulanan coğrafyamıza huzur gelecekse bu aynı şekilde güvenliğini başkalarının güvensizlik içinde olmasına bağlayan İsrail’e rağmen olacak. Çünkü İsrail en küçük bir barış umudu belirdiğinde daha önce defalarca yaptığı gibi bunu sabote etmek için her yolu deneyecek. İnsanlık cephesi bölgemizdeki yangını söndürmek için uğraştıkça katliam şebekesi ateşe daha fazla odun taşıyacak.

Elbette bunu yaparken Türkiye ve İspanya başta olmak üzere barışın sesini yükselten ülkeleri küstahça hedef almaya da devam edecekler. Kalemleriyle, medyalarıyla, aparat olarak kullandıkları maşalarıyla vicdan sahiplerini susturmaya çalışacaklar. Ama ne yaparlarsa yapsınlar cesur yürekleri susturamayacak, hakkı ve hakikati savunan kalplere zincir vuramayacaklar. Buradan Gazi Meclisimizin çatısı altından Gazze kasabı Netanyahu’nun tehditleri karşısında dik bir duruş sergileyen İspanya Başbakanı değerli dostum Sanchez’i canı gönülden tebrik ediyorum. Dost İspanya halkını aynı şekilde ülkem ve milletim adına kutluyorum.”

‘Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz’

“Şunu herkes bilsin ki biz soykırım şebekesinin köpürttüğü nefret diline, husumet diline, gerilim ve kavga diline teslim olmayacağız. Vakarla, onurla, tarihimizden tevarüs ettiğimiz asalet ve cesaretle en zor zamanlarda doğruları konuşmaya devam edeceğiz. Zalime zalim, hayduta haydut, katile katil demeye devam edeceğiz. Kardeşlerim, Gazzeli masum yavruların haykıran sesi olmaya devam edeceğiz. Evlat acısıyla ciğeri yanan Filistinli annelerin feryadına kulak vermeye devam edeceğiz. Batı Şeria’da toprakları işgal edilen kardeşlerimizin hakkını savunmaya devam edeceğiz. Lübnan’da yataklarında uyurken katledilen yavruların davasının takipçisi olmaya devam edeceğiz. Gizlenmek istenen, tehdit ve zorbalıkla üstü örtülmek istenen hakikatleri birilerinin yüzlerine çarpmaya devam edeceğiz. Coğrafyamızdaki mevcudiyetlerini birilerinin 100 sene önce yaptığı ihsana borçlu olanların aksine biz bu topraklardaki bin yıllık tecrübemizin ışığında sorumluluk duygusuyla hareket etmeye devam edeceğiz.

Şahsıma ve ülkemize sosyal medya üzerinden dil uzatan bebek katillerine bazı gerçekleri tekrar hatırlatıyorum. Türkiye Cumhuriyeti Devleti sıradan bir devlet değildir. Hiçbir güç Türkiye’ye ve Türkiye Cumhurbaşkanı’na parmak sallayamaz. Yumuşak başta olmamızı, sağduyulu olmamızı ‘uysal koyun’ olduğumuz şeklinde kimse yorumlamasın. Kimse böyle bir vehme kapılmasın. Biz toprağın üstünde haysiyetsizce yaşamaktansa gerektiğinde toprağın altında şereflice yatmayı onurların en büyüğü olarak görürüz.”

İran ve ABD görüşmeleri

“Değerli kardeşlerim, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında başlayan müzakere sürecinden, yaşanan tüm sıkıntılara rağmen umutlarımızı kesmiş değiliz. Şurası bir gerçek ki, anlamsız savaşın kaybedeni, adil barışın ise kazananı çoktur. Herkesten sürece böyle bakmalarını istiyoruz. Zorluklar olabilir, çözülmesi zaman alacak çetrefil meseleler olabilir. Ama barışın nimetlerine odaklanıldığında, uzun vadeli bir perspektifle hareket edildiğinde bunların önemli bir kısmı hal yoluna konulacaktır. Aklıselimin, sağduyunun, sorunları diyalog ve diplomasi yoluyla çözme iradesinin eninde sonunda galip geleceğine inanıyoruz. Daha doğrusu bunu tüm kalbimizle arzu ve temenni ediyoruz. Türkiye olarak bölgemizin her karışında sulh ve sükûnun egemen olması için bütün imkânlarımızla çalışacağımızın bilinmesini istiyorum. Yurtta barış, bölgede barış, dünyada barış ilkesi ile barışın sesi olmaya, barış çabalarına öncülük etmeye her zaman hazırız.”

‘Türkiye muhalefetin yönettiği belediyelerde fetret devri yaşıyor’

“Tabii bu süreçte ülkemizin şu gerçeğini de aklımızdan çıkarmıyoruz. Yurt dışında büyük bir atılım içinde olan Türkiye’nin maalesef bu vizyonla uyumlu bir ana muhalefet partisi bulunmuyor. Batı karşısında kompleksli muhalefet, uluslararası toplantılarda ülkemizi mahcup ederken, iç politikada ise milletimizi beceriksizliğe mahkûm ediyor. Küresel siyasette adeta bir şahlanış döneminde olan Türkiye ne yazık ki içeride ana muhalefetin yönettiği belediyelerde kelimenin tam anlamıyla bir fetret devri yaşıyor.”

 ‘Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha iyi anlaşılmaktadır’

“Değerli milletvekillerimiz, kıymetli yol ve dava arkadaşlarım, bu yıl milletimizin yetiştirdiği seçkin münevverlerden biri olan merhum Ziya Gökalp’in doğumunun 150. sene-i devriyesidir. Rahmetli Gökalp’in entelektüel mirasının doğru bir şekilde anlaşılması için Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı nezdinde girişimlerde bulunduk. Ülkemizin teklifi ve TÜRKSOY Daimi Konseyi’nin oy birliği ile aldığı karar neticesinde 2026 senesi Ziya Gökalp’i anma yılı olarak ilan edildi. Yahya Kemal’in tarifiyle kafasının içinde fosforlu bir beyin ve idrak taşıyan Ziya Gökalp, fikrin çilesini çekmiş bir şahsiyettir. Yazılarıyla, eserleriyle, fikirleriyle günümüz meselelerine de ışık tutan merhum Gökalp’in bundan 104 yıl önce Küçük Mecmua’da yazdığı şu satırları burada sizlerle paylaşmak arzusundayım. Haçlı seferleri sırasında Türkler ve Kürtlerin ehl-i salibe karşı birlikte omuz omuza cihat ettiklerini anlatan Ziya Gökalp, ikisi arasındaki kardeşliği, daha önemlisi kaderdaşlığı bakınız nasıl tarif ediyor. “Türkler ve Kürtler bin senelik müşterek din, müşterek tarih, müşterek bir coğrafyanın neticesi olarak hem maddi hem de manevi bir surette birleşmişlerdir. Bugün ise müşterek düşmanlar, müşterek tehlikeler karşısında bulunuyorlar. Bu tehlikelerden ancak müşterek bir azim ile kurtulabilirler.” Evet, bir asır önce kaleme alınan bu veciz ifadeler geçerliliğini hem de çok canlı biçimde hâlen muhafaza ediyor.”

‘Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar’

Bu topraklarda bin yıldır olduğu gibi bugün de Türklerin ve Kürtlerin hasımları ortaktır. Karşılaştıkları tehdit ve tehlikeler müşterektir. Bölgemizde oynanan oyunlara, kurulan tuzaklara baktığımızda bunu çok net görebiliyoruz. Türk’ün de Kürt’ün de Arap’ın da düşmanlarının aynı olduğunu, meselenin etnik kökenlerimizden ziyade inancımız, imanımız ve bin yıllık kardeşliğimiz olduğunu her yeni gelişme ile yeniden müşahede ediyoruz. Değerli kardeşlerim, kirli niyetlerin tek tek deşifre olduğu bu dönemde milletçe en sağlam direniş hattımız 18. ayına giren terörsüz Türkiye sürecimiz olmuştur. Sürecin ülkemiz için stratejik değeri bugünlerde daha net anlaşılmaktadır. Öyle ki Türkiye’nin 40 yıllık terör musibetinden kurtulmasını istemeyen odaklar artık süreçten rahatsızlıklarını gizleme gereği dahi duymuyorlar. Ellerine ve yüzlerine yapışmış 73.000 Gazzelinin kanına bakmadan çıkıp bir de utanmadan Kürt kardeşlerimiz üzerinden ülkemize iftira atıyorlar.

Değerli kardeşlerim, biz bu tuzağa düşmeyeceğiz. Cumhur İttifakı olarak ülkemizin ve bölgemizin aydınlık yarınlarını karartmayacağız. Ve şunu bir defa herkes bilmeli. Allah’ın izniyle biz kararlı bir şekilde geleceğe yürüyeceğiz. Bundan kimsenin endişesi olmasın, hiç kimse tereddüt etmesin. Bin yıllık kardeşliğimizin rehberliğinde makul ve meşru zeminde hareket edildiği müddetçe çözümsüz hiçbir meselemizin olmadığı kanaatindeyiz. Bununla birlikte hiçbirimiz kendi enerjimizi hem de milletimizin vaktini faydasız gündemlerle heba etme lüksüne sahip değiliz.”

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER