İzmir’de, Özgür Özel’in miting yapacağı Cumhuriyet Meydanı’nda toplanan vatandaşlara çevik kuvvet ekipleri TOMA ile müdahale etti.
Kolluk kuvvetleri, dört TOMA ile alandaki yurttaşları içinde biber gazı bulunan tazyikli sularla tahliye etmeye çalıştı. Yurttaşların birçoğu biber gazlı sudan etkilendi. Islanan ve gazdan etkilenen bazı kadınlar, polise “Yazıklar olsun evladım” diyerek tepki gösterdi.
Kolluk güçleri, Cumhuriyet Meydanı’na çıkan sokaklara vatandaşları biber gazlı su müdahalesiyle püskürttü, ardından her sokağa birer TOMA yönlendirdi. TOMA’nın üstüne çıkan bir yurttaş da gözaltına alındı.
CHP Grup Başkanı Özgür Özel, İzmir Cumhuriyet Meydanı olarak belirlenen ancak Valilik izni olmadığı için polisin müdahalesiyle karşılaşılan yurttaşlarla birlikte Gündoğdu Meydanı’na yürüdü. Gündoğdu Meydanı’na çıkan kavşakta, Cumhuriyet Bulvarı üzerinde otobüsten yurttaşlara seslenen Özel, şunları kaydetti:
“İl Başkanımız, belediye başkanlarımız, ‘Biz sizi havaalanında karşılayalım ama çok kalabalıklar, çok özlediler, çok öfkeliler, mutlaka sizi görmek istiyorlar. İl binasının olduğu sokağa sığmayız, Cumhuriyet Meydanı’nda buluşalım, çelengimizi koyalım, birbirimizi görelim, bayramlaşalım. Buradan sizi Manisa’ya uğurlayalım’ dediler. ‘Olur’ dedik. Çağrı yapıldı bugün sabah 06.00’da Cumhuriyet Meydanı bariyerle çevrelenmiş.
’30 bin kişiyle İzmir, Özgür Özel’i bağrına bastı’ demesinler, o fotoğraf çekilmesin aman ha, İzmir’deki enerji sakın hiçbir yerden görünmesin istemişler. Bir gördük ki zaten her sokak dolu, Kordon dolu ve zaten orası bizi almayacak, almayacak. Şimdi bu kararı kim verdiyse, bu kanunsuz emri kim verdiyse söylüyorum. Hani Cumhuriyet Meydanı’nı kapadınız ya… ‘30 bin kişiyle meydan dolar, AK Partimiz mahcup olur’ diyenlere; 100 bin kişiyle verdi cevabı İzmir.
Canım İzmirliler, Cumhuriyet Halk Partisi kurulmadan önce Yunan askeri işgal ordusu İzmir’e geldi, Kordon’a çıktı ve 15’inde işgale karşı ilk kurşun burada, Kordon’da Hasan Tahsin tarafından sıkıldı. Hasan Tahsin’e o gün ölmek düşmüştü. Hasan Tahsin’e o gün devrim için, zafer için ölmek düşmüştü. İzmir’in işgalini duyan Atatürk, artık son noktaya gelindiğini gördü. Dört gün sonra bindi Bandırma Vapuru’na ve bıçak kemikteydi artık, İzmir’i işgaldeydi artık. Samsun’a çıktı ve oradan önce kurtuluşu sonra da kuruluşu sağlayacak büyük bir yürüyüşü başlattı.
‘AK Partinin yargı kolları CHP’yi fiilen kapattı’
Cumhuriyet Halk Partisi kurulduğunda bir binası yoktu. İzmir’i işgal edenler İzmir’e geldiler, binaları işgal ettiler. Onlar binalara sahiptiler ama gerçek Cumhuriyet Halk Partililer inanca ve kararlılığa sahiptiler. Bu ülkenin kaderi, partinin kaderi iç içedir. 9 Eylül 1923’te verilen dilekçe, tarihi bir gündür ama koca tarihte bir virgüldür. Bu parti dilekçeyle değil, bu parti Atatürk’ün deyimiyle Sivas Kongresi’nde, fiilen Kurtuluş Savaşı’nda, savaş meydanlarında, karargah çadırlarında kuruldu.
Bunun için öfkenizi anlıyorum, bu konuda çok önemli bir çağrı yapacağım. Ben de kızıyorum, kırılıyorum üzülüyorum, öfkenizi anlıyorum. Bugün Cumhuriyet Halk Partisi bir kez daha kapatılmış durumda. Önce 9 Eylül 1923’te kuruldu, darbeciler kapattı. Sonra 9 Eylül 1992’de Erol Tuncer ve arkadaşları partiyi kurdu. Maalesef geçtiğimiz 21 Mayıs 2026’da Adalet ve Kalkınma Partisi, Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatına uyan AK Parti yargı kolları Cumhuriyet Halk Partisi’ni bir kez daha fiilen kapattı. Eğer bir partiyi üyeleri, onun seçtiği delegeleri ve onların verdiği kararla seçilmiş yöneticileri yönetmiyorsa; bir partiyi rakip partinin genel başkanı kimi istiyorsa o yönetiyorsa, o siyasi parti fiilen kapanmıştır.
‘Mesele iktidara koşan partiyi durdurmak’
İki, şu anda bir ve bütün olması gereken, tek parça olması gereken CHP, Saray’ın talimatıyla iki parça haline getirildi. İki parçadan bir tanesi atanmış CHP’dir. Atanmış CHP, işgal edilen, polis baskısıyla ele geçirilen genel merkezimizdedir, diğeri ise seçilmiş CHP’dir ve işte bu meydandadır. Bu, Cumhuriyet Halk Partisinin bir iç meselesi değildir. Bunu böyle gören aldanır, bu milleti aldatır. Bu mesele benimle Kemal Bey’in arasında da değildir, bu mesele milletle Tayyip Erdoğan arasındadır. Yapılan, CHP’yi bölmek, CHP’nin imkanlarına el koymak, her hafta iki miting yapan, bugüne kadar 110 tepki mitingi yapan, 105 yerel seçim mitingi yapan, 40 kez tematik mitinglerle, halk buluşmalarıyla beraber meydanları dolduran, toplam 265 kez meydanlarda rekorlar kıran, enerjisi yüksek, genci çok, kadını çok, her yaştan üyesiyle iktidara koşan partiyi durdurmaktır.
Esas mesele Recep Tayyip Erdoğan, bu yenilenen, güçlenen, iktidara yürüyen partinin Cumhurbaşkanı adayını Ekrem Başkanımızı hapse atarak partiye el koymak, partiyi iyi yönetilmeyen, kendisi için en avantajlı şekilde seçimi kaybedecek bir hale sokmaya çalışmasından ibarettir. Mesele Tayyip Erdoğan’ın iktidarı vermemek için rakibine darbe, partisine darbe yapmasıdır. Tayyip Erdoğan şöyle bir formül bulmuştur. Diyor ki, ‘Haydi bakalım CHP’nin başına mutlak butlan, Türkiye’nin başında mutlak sultan.’ Buna izin vermeyeceğiz. Mutlak butlan ile mutlak sultan ittifakına geçit vermeyeceğiz. İzmirliler Genel Başkanlarıyla buluşacak, bayramlaşacak. O buluşmaya engel olma talimatı verene, o ‘Gazı sıkın’ emrini verene yazıklar olsun. Yazıklar olsun.” (ANKA)