AKP'nin şimdiye kadar süreci kolaylaştırmak adına atması gereken adımların hemen hemen hiçbirisini atmadığına vurgu yapan parti temsilcileri, "Şimdi AKP hükümeti ne adım atacak?" diye sordu.
Türkiye'de kalıcı barışın inşası için gerçekleşen Demokratik ve Barış Konferansı'na katılan sol ve sosyalist parti temsilcilerinden Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi kurucularından ve eski Milletvekili Ufuk Uras, SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ve ÖDP Genel Başkanı Alper Taş, "barışın inşası" için mücadele ağının büyütülmesi gerektiğini ve AKP hükümetinin barış için oluşturulan ortamın değerlendirmesini ve somut atım atmasını istedi.
'Geri dönülmesi mümkün olmayan bir süreçteyiz'
Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi kurucularından ve eksi milletvekili Uras, PKK'nin sınır dışına geçmeyi başlatarak çok olumlu bir adım attığını belirterek, sıranın şimdi hükümette olduğunu söyledi. Uras, sonbahara gelindiğinde bütçe görüşmeleri öncesi bu güven verici somut adımların atılması gerektiğine işaret ederek, "Bu da yasal ve anayasal düzeyde bütün halkların eşitliğine dayalı bir demokratik anayasa ve bir demokratik cumhuriyet. Bu tabi tek başına hükümetten beklenecek bir şey değil. Bizim mücadelemizle hükümeti buna zorlamamız lazım. Çünkü zamanı gelmiş bir fikirden daha güçlü bir şey yok. Şimdi barış zamanı. Geri dönülmesi mümkün olmayan bir süreçteyiz. Bunun da yolu belki işte emek barış demokrasi güçlerinin ortak tutum almasından geliyor. Bu toplantıların da belki önemli misyonu, kimseyi dışarıda bırakmaksızın, yekpare ortak bir tutum almak. Biz bir arada yaşamayı savunuyorsak, bir arada siyaset yapmalıyız" dedi.
'Kürtlerin olmadığı inisiyatifler boş gevezeliktir'
Uras, toplumda çok iyi bir beklenti olduğunu ve eğer bu beklentinin siyasi karşılığı oluşturmasa siyasi iktidar açısından da zor bir durum olacağını dile getirerek, "Bir şey yapmanın en büyük düşmanı bir şey yapıyor gibi gözükmektir. Özellikle toplumsal muhalefet örgütlerinin açık bir şekilde devreye girmesi gerekir. Bir dizi inisiyatifler var, ama Kürtlerin olmadığı inisiyatiflerin kendimizi boş gevezelikten başka bir şey değil. O yüzden buradaki demokrasi ve barış konferansının kendisi çok geniş kesimleri içerdiği için bir ilk adım diye bakmak lazım" değerlendirmesinde bulundu.
'AKP'ye bırakılmayacak kadar ciddi ve önemli'
SDP Genel Başkanı Rıdvan Turan ise, her şeyden önce bir gri süreçten geçildiğini belirterek, şunları söyledi: "Bir defa yapılabilecek en büyük hata bence bu gri sürecin otomatik olarak barışın yaratacağına dair bir kanıya kaplanmak. Gerçektende PKK bu konuda atması gereken adımları attı ve sınır dışına çekilmeye başladı. Şimdi hükümetten bekliyoruz. Hükümet bunun karşılığında ne tür adımlar atacak. Aslında bu zamana kadar süreci kolaylaştırmak adına atması gereken adımların hemen hemen hiçbir tanesi atılmadı. Yol temizliği babında yapılacak pek çok şey vardı. Ama görüyoruz ki, bu konuda alınmış adımlar değil. Bir defa kimse bunu AKP'nin barışa evireceğini, eşit ve demokratik adil bir barış ufkuna sahip olduğuna dair bir kanı yok. Bu anlamda yapılması gereken şey AKP'nin barışı teknik bir mesele gibi algıladığı günümüzde, çünkü böyle algılıyor. Ona aşağıdan bir barış basıncı ile karşı koymak. Yani onların kafasındaki ittihatçılık aslında 'barış gelecekse bu memlekete onu da biz getiririz' tarzı bir yaklaşımları var. Siz barışı getiremezsiniz. Eşit bir barış olacaksa bu işin tarafı var. Bir tarafında bizler varız bir tarafında sizler varsınız. Bu ancak bir müzakere ile olur. Bu müzakerenin başarıya ulaşması için bir defa süreci AKP'ye bırakmadan, çünkü barış AKP'ye bırakılmayacak kadar ciddi ve önemli bir meseledir. Batıda bu süreci güçlendirmek gerekir."
'AKP hükümeti ne adım atacak?'
ÖDP Genel Başkanı Alper Taş ise, bir süreçten bahsedildiğini ve Kürt halkı ile demokrasi güçleri olarak bu sürecin adını "barış süreci" olarak tanımladıklarını söyleyerek, barışın ateşkesten çıkıp bir kalıcı barışa dönüşmesi açısından mücadele etmeyi önlerine koyduklarını belirtti. Taş, kendilerinin barış diye kavramsallaştırdıkları süreci AKP'nin şuana dek barış kavramı etrafında yürütmediğini vurgulayarak, "Sadece bir çözüm diyor ve bu çözümü de sadece silahların bıraktırılması kavramı üzerinde odaklandırılmış vaziyette. Silahların gerçekten susması, kalıcı olarak susması açısından Kürt sorunun demokratik çözümü gerekli. İşte silahlar sustu. Bir ateşkes süreci var. Bu konuda Kürt hareketi, Kürt siyasi hareketi atması gereken adımları attı. Silahlı güçlerini geri çekti. Şimdi AKP hükümeti ne adım atacak. Mesele burada. Çünkü dayandığı gerekçe 'silahlar susmadığı müddetçe, ölümler dinmediği müddetçe biz Kürt sorununda herhangi bir adım atamayız' demekteydi. Şimdi bu mazeret ortadan kalktı. Şimdi yavaş yavaş demokratik adımların atılması gerekiyor. Bu konuda AKP hükümetinin herhangi bir planının hazırlığı olduğu fikrinde değiliz. Görünen hesaplar yine seçim üzerine odaklanmış vaziyette" değerlendirmesinde bulundu.
'Süreç kendi haline bırakılırsa büyük faciaya yol açar'
AKP hükümetinin şunu görmesini gerektiğini belirten Taş, şunları ifade etti: "1999 yılında da buna benzer bir süreç olmuştu. 2004 yılında silahlar çok güçlü bir biçimde patladı. Eğer süreci böyle sönümlendirme, süreci kendi haline bırakma gibi bir pozisyona girerse bu büyük bir faciaya yol açar. Silahların daha güçlü ateşlenmesine yol açar. Bundan kaçınmaya davet ediyoruz. Ama biz de demokrasi güçleri olarak, sürecin 99-2004 yılında yaşandığı gibi yaşanmaması için bugün konuşmalıyız, mücadele etmeliyiz ki, silahlar tekrar yeniden patlamasın, yeniden şiddet ortamın içerisine hep beraber düşmeyelim. Bu önemli bir fırsat. Bu fırsatı mücadele içerisinde kazanmamız lazım. AKP'nin de niyetine insafına bırakmamak lazım. Bu konudaki demokratik basıncımızı, baskımızı bizim sürdürmemiz lazım."DİHA
Güncelleme Tarihi: 29 Mayıs 2013, 09:39
SIRADAKİ HABER