Siyaseti halka yedirmek!

Türkiye"nin Kürt Sorunu"nun çözümü adına attığı yada atmaya çalıştığı adımları anlamak ve bunu anlaşılır kılmak çok güç. 2009 yılı Kürt Sorunu"nun çözümü konusunda  önemli gelişmelerin yaşandığı bir yıl olarak tarihe geçecek gibi görünse de yine bu yılda çözüm konusunda şekillenen umutların ve hayallerin de yıkılması söz konusu...

Kürtler süreci büyük umutlarla karşıladı ve aynı umutlar hala devam ediyor. Bir diğer taraftan da Kürtler için bu sürecin bir kazanım olduğu perspektifi mevcut. Ama orta doğunun en trajik tarihlerinden birine sahip olan Kürtler,  ne en başta niye umutlandıklarının farkına vardılar ne de şimdi bunun farkındalar!

Geçtiğimiz 6 aylık süre zarfında aslında ne Türkiye"nin Kürt sorununa yönelik girişiminin ne de Kürtlerin bu anlamdaki girişiminin açık olduğu ortaya çıktı. Ancak bunun açık olmaması sadece halk tabanında var olan bir gerçeklik olarak ortaya çıktı. Halk ne açılımdan bir şey anlayabildi nede ona bir şey anlatılabildi. halbuki bunu en başta anlaması gereken taraf halk olmalıydı. 

Meselenin halk içinde açık olmamasının yanında halkı çözüm konusunda  ciddi anlamda ayaklandıracak bir gelişmede yaşandı denmez. Bazı ittirazlara-MHP ve CHP-rağmen aslında yapılanların her iki taraftadan da –Kürt ve Türk-memnuniyetle karşılandığı söylenebilir. Yapılanların siyasi ve klişe halini almış bir tablo olarak halkın kafasına sokulmaya çalışılması ve her şeyin bu çerçevede yaşanması bunun temel sebebi olabilir.

AKP"nin gelecek dönemde yeniden iktidar olmak için ince hesaplar peşinde olduğu ve DTP"nin de bundan faydalanarak reaksiyon göstermesi görünüşte DTP"nin lehindeymiş gibi görünebilir. Ama açılımı gerçekleştimek
(!) için  adım atan AKP"nin  burada boş geçeceğini düşünmek de hata olur. Çünkü yapılanların bir kısmı Kürt Sorunu"nu çözmeye dönük olsa dahi  en büyük kısmı partisel amaçlara yöneliktir.

Bu perspektiften meseleye bakıldığında aslında sürecin Kürtler için bir kazanım olduğu düşünülemez. Kürt meselesine salt partisel bir çerçeveden bakmanın ve bunun ciddi bir kazanım olarak görülmesinin yanlışlıklarının olduğu inkar edilemez. 

Kürtler ciddi anlamda umutlandı. Ancak Orta Doğu ve Asya"nın Avrupa"ya uzanan ayağı olan Türkiye"nin  hem Orta Doğu da hem de Asya"da oynamaya çalıştığı kilit görünümündeki rol, Kürtlerin sürecin başında  edindiği ve gereçekte nasıl olduğu pek de açık olmayan umudun, aslında kolay ve bir takım kurgularla gerçekleşmeyeceğinin işaretlerinden biri oldu.

Türkiye bu iki yerde önemli bir güç sahibi olmayı ve buralarda önemli bir yer edinmeyi kafasına koymuşsa Kürtlerin de  umutlarını gerçekleştirmekleri için buna göre bir çerçeve çizmeleri ve  salt siyasi perspektifin kazanım ve zararlarını iyi anlaması gerekiyor.

YORUM EKLE