Son sözü kim söyler. Öcalan mı? Başbuğ mu?

Türkiye"de  hükümet tarafından başlatılan ve son zamanlarda yoğun olarak tartışılan Kürt Açılımı konusunda, herkes  tarafından merakla beklenen askeri kanadın görüş ve düşüncesi Genelkurmay Başkanı tarafından dile getirildi. Açılım"a dair bir çok nokta hem doğrudan hem de dolaylı  olarak sert tepki gördü. Dile getirilen görüş ve düşünceler aslında sürpriz değildi. Çünkü Türkiye açısından son derece hassas olan Kürt Sorunu konusunda son sözü söyleyececk olan tarafın asker olacağı belliydi. Kürt cephesinde meselenin muhattabı konumunda bulunan DTP"nin de son sözü PKK Lideri Abdullah Öcalan"a havele etmesi, Türkiye"de askeri kanadın erken açıklama yapmasını beraberinde getirdi.  Askerin açıklamasından sonra AKP kendisine yönelik tepkilerden kurtuldu. Muhalefet ise Kürt Açılımı konusunda sahip olduğu fobilerinden bir nebze de olsa kurtulmuş oldu.  

Türkiye"de “Kürt Açılım”ı hareketine, bu ülkede genel anlamda “bir ulusal uzlaşma getirecek”  gözüyle bakılıyordu. Kürt Açılımı meselesi, görünürde çözüm yanlısı taraflar ve açılıma karşıt taraflar arasında sert tartışmaları da beraberinde getirdi.  Ulusal Uzlaşma, Kimlik, Ayrışma, Bölünme, Kültürel Farklılık, Milli Birlik,  Toprak Bütünlüğü, Üniter Yapı, Ulusal Devlet ve referendum kavramları, açılımın sert bir şekilde tartışıldığı bu yakın zamanlarda sıkça dile getirilen kavramlar oldu.

Kürt Açılımı tartışmaları çerçevesinde dahi Kürt tarafının tartışmaların içine alınmaması, meselenin ne kadar çözümsüzlüğe doğru gittiğinin alametlerinden biri oldu. Eğer mesele Kürtlerle ilgili ise, iktidar ve muhalefet  Kürtlerin bu ülkenin farklı etnik yapısının bir parçası olduğunu ve bu yönde bir sorunun varlığını itiraf ediyorlarsa,  o zaman iki tarafın da Kürt taraflarla çözümü tartışmaları ve onlarla görüş alışverişinde bulunmaları gerekiyor. Burada, Kürt tarafından kasıt sadece DTP değil, bu partinin yanı sıra, diğer bütün parti ve oluşumlardır.

Ancak, Türkiye"de hem otoritenin hem de Kürt tarafların önemli handikaparından biri, bütün meseleleri  tek tarafa indirgemeleri  ve meseleyi daha da çözümsüz bırakmalarıdır. Kürt taraflar, uzlaşmaya gitmeleri gereken zamanlarda bunu(uzlaşmayı) bir prensip dahilinde dahi tartışmaya gerek duymadı. Bunu seçimlerde de görmek mümkün. Tek tarafa indirgenen hareketin karşısında da hiç şüphesiz tek taraf olacaktır: Ordu.  

Türkiye"de mevcut iktidarın, meseleyi  bir şekilde gündemine alıp, bütün  taraflarla tartışarak bir yere varmaya çalıştığı bir zamanda Kürtlerin herhalükarda beklemeleri ve bunu bütün Kürt taraflarıyla gündemlerine almamaları şaşılacak bir durumdur. “Bekleyelim görelim”  hesabıyla hareket edilirse bu,  ulusal çıkarları değil  parti siyasetinin çıkarı için hareket etmekten başka bir sonuç doğurmaz. Bununla birlikte son sözü söyleyecek olan halkın iradesi değil herhalükarda devletin değişmez politikası olacaktır.

Herşeyden önce bilinmesi gereken önemli bir husus da şudur:  “yapılanlar  devlet politikasına uygun değilse reddedilir”  Bu, hem iktidar, hem muhalefet hem de Kürt tarafları için geçerlidir. Bu, Türkiye"de var olan ulus-devlet, üniter-devlet  yapısının değişmez ilkesidir. Bu, görmezlikten gelindi ki asker araya girme ihtiyacı duydu.

Artık fazla tartışmaya gerek olmadığı ve bütün tarafların nasıl hareket etmeleri gerektiği devletin politikasını belirleyen ordu tarafından dile getirildi. Bu dillendirme ise hem muhalefet hem de iktidar tarafından açık bir şekilde benimsenip desteklendi. Hal böyleyken Kürtlerin  en başta belirsiz olan açılımdan farklı bir ders çıkarmaları ve buna göre politika üretmeleri gerekiyor.

Askeri kanadın açıklamasının ardından, AKP ve iktidarı, “Açılım” la beraber, kendisine yöneltilen çok sayıda eleştiriden ve tepkiden kurtulmuş oldu. Muhalefet ise Kürt Açılımı konusundaki fobilerinden bir nebze de olsa kurtulmuş oldu.

 “Açılım”ın ve ilgili içeriğin nasıl olması gerektiğinin kararı ne iktidarda, ne muhalefette nede Kürtlerin elindedir. Öyleyse  proje beklemek yerine Kürtlerin ciddi ve bütün taraflarıyla kendi aralarında Türkiye"de nasıl yaşayacaklarına dair ulusal uzlaşma yollarını aramaları gerekiyor.  Karşılaşılan genel manzara bundan ibaret.

[email protected]

YORUM EKLE